Advert
Advert

Sol Medya

Advert https://www.tcnethaber.com//files/uploads/advert/0944b191af.jpg

Kuraklık, Geleceğimizi Tehdit Ediyor

Dünya üzerinde tüm hızıyla ölüm saçmaya devam eden Covid-19 gibi bizleri bekleyen bir başka büyük tehlike daha var o da “kuraklık”! İnsanlık Covid-19 belasından bir şekilde aşı ya da ilaç yoluyla kurtulacak.

Kuraklık, Geleceğimizi Tehdit Ediyor
Meltem GÖNÜLLÜ( gonullumeltem@hotmail.com )
414
09 Ocak 2021 - 23:48

Dünya üzerinde tüm hızıyla ölüm saçmaya devam eden Covid-19 gibi bizleri bekleyen bir başka büyük tehlike daha var o da “kuraklık”! İnsanlık Covid-19 belasından bir şekilde aşı ya da ilaç yoluyla kurtulacak. Peki ya kendi ellerimizle yarattığımız küresel iklim değişikliğinin en büyük sonuçlarından biri olan kuraklıkla nasıl baş edebileceğiz? Çölleşen tarım arazileri, yok olan su kaynakları ve tabi ki bir daha asla eskisi gibi olamayacak ekolojik sistem…

Yaşadığım yerden gözlemlediğim kadarıyla bu yıl özellikle Güneydoğu Anadolu bölgemizde ve de bilhassa Diyarbakır’da kuraklık son safhada. Yağış yüzü görmeyen bölgede tarımsal faaliyetler durma noktasında. Yeterli yağış almayan toprak ekilemiyor, ekilse bile tohumlar sulanamadığından tüm maddi ve manevi emekler heba oluyor. Kuraklık sadece tarımda değil, hayvancılıkta da kendini göstermektedir. Bilindiği üzere bölgemiz hem tarımsal üretim hem de hayvancılık alanında sağlanan girdilerle ve elde edilen gelirle geçimin idame ettirildiği bölgelerdendir. Yaşanan kuraklık, tarımsal ürünlerin giderek daha da azalmasına yol açmakla beraber; az miktarda elde edilen ve hayvancılık sektöründe kullanılan silajlık mısır, arpa ve buğday samanı gibi tarım ürünlerinin fiyatlarının daha da artmasına neden olmaktadır. Bu da haliyle hayvancılıkla geçimini sağlayan bölge halkının zor bir dönemden geçmesine neden olmaktadır.

Sadece maddi olarak değil tabi…

Kuraklığın olduğu bölgede bitki örtüsü de değişiyor.

Bölgede yaşanan kuraklık dolayısıyla tarımsal ürün çeşitliliği de değişiklik gösterecek ve kuraklığa dayanıklı ürünlere yöneliş başlayacaktır.

Ve dolayısıyla o bir daha yeşermeyen otlardan beslenemeyen hayvanlar, açmayan çiçeklerden bal yapamayan arılar…

Bir düşünün, böyle giderse sonumuz ne olacak?

Kuraklığın yol açtığı iklimsel değişiklikler, tüm yaşantımızı hatta sağlığımızı yakından ilgilendirmekte.
İnsanlar yağış rejiminde meydana gelen değişiklikler nedeniyle yetersiz gıda sorunuyla karşılaşabilir veya kuraklık sonucu temiz içme suyuna erişim zorlaşacağından bazı hastalıklara yakalanabilirler. Salgın hastalıklar sıkça görülebilir. Bu noktada sağlık sistemimizin kalitesi, bu gibi durumlarla baş edebilecek denli gelişmiş olması ve halkın sağlık hizmetlerinden eşit şekilde yararlanabilmesi büyük önem taşımaktadır.

Kuraklığın etkilerini enerji alanında da yaşayacağız.

Su Politikaları Derneği’nin ‘Kuraklık ve Hidroenerji Raporu’na göre Hidroelektrik Santralleri’nin (HES) üretimdeki payı yüzde 10’a düştü. Önümüzdeki dönemde yağışların normalin altında seyretmesinin etkisi ile hidroenerji üretiminin payındaki azalma ihtimali tehlikesini daha da artıyor.

Nitekim yakın çevremde gördüğüm barajlardaki su seviyeleri oldukça düşmüş ve hatta bir zamanlar baraj suları altında kalan birçok yerleşim merkezi tekrar su yüzeyinde görünür hale gelmiştir. Hele 10 gözlü köprüden bakınca,

Dicle nehrimizdeki su seviyesinin ne kadar alçaldığını görüyor ve üzülüyorum.

Enerji alanında da kapsamlı bir planlama yapılmıştır elbette.

Ülkemizin sahip olduğu su kaynakları, yaşadığımız kuraklık nedeniyle daha da önemli hale gelmiştir. Öyle sanıldığı gibi su zengini bir ülke olmadığımız birçok bilimsel çalışmalar neticesinde ortaya konulduğu halde; maalesef bu konuda oldukça savurgan davranıyor ve su kaynaklarımızı idareli kullanmayı bir türlü başaramıyoruz. Bu aslında başlı başına bir eğitim meselesi… İlgili kurum ve kuruluşlar, meslek odaları, Sivil Toplum ve hatta siyasi partiler geleceğimizi tehdit eden kuraklık konusunda bir an önce harekete geçmelidirler. Sonuçta hepimiz bu topraklarda yaşıyor, hepimiz aynı havayı soluyor ve yine hepimiz ülkemizi gerçekten de çok seviyoruz.

Ülke gündemindeki en önemli sorun işsizlik ve ekonomi ise, kuraklık da bunları kötü yönde etkileyecek en önemli etkenlerin başında gelmektedir. Tarımsal ürünlerin kıtlığında yaşanacak fiyat artışları doğrudan halkımıza yansıyacak, kuraklık nedeniyle birçok tarımsal faaliyetler ve hayvan yetiştiriciliği ne yazık ki yapılamayacak ve bu da işsizliğin daha da artmasına neden olacaktır.

İşte bu nedenlerden ötürü tüm herkes üzerine düşeni yapmalı, hiçbir şey yapamıyorsa bile farkındalık yaratmak adına, en azından aile bireyleri arasında bu konuyu dile getirmelidir.

Ben inanıyorum; başta büyük bir kuraklığın yaşandığı Diyarbakır ve Güneydoğu Anadolu bölgemiz olmak üzere tüm ülkemizde, birazcık vatan sevgisi ve çevre bilinci olan herkes bu konuda muhakkak ki birçok başarılı çalışmalarının altına imzalarını atacaklardır. Lakin; yağmur duasına çıkmak, tek başına bir çözüm olamaz ve değildir de zaten!

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
Advert
POPÜLER FOTO GALERİLER

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.