Uluslararası bir zirvenin Türkiye’de düzenlenmesi elbette önemli bir diplomatik başarıdır. Böyle büyük organizasyonların altından kalkmak da öyle herkesin harcı değildir. Devletin bunu başarıyla gerçekleştirmesi takdir edilmelidir. Buna kimsenin itirazı yok.
Ama Allah aşkına artık şu ölçüsüz övgü yarışına bir son verin.
Sanki Türkiye dünya siyasetinin merkezine oturmuş, bütün liderler bize hayran kalmış gibi yapılan yorumlar gerçekten insanı hayrete düşürüyor. “Trump Cumhurbaşkanı’nın kolunu sıktı”, “Ne kadar samimiler”, “Bize bayılıyorlar”, “Türkiye’nin gücünü kabul ettiler”…
Gerçekten buna inanıyor musunuz?
Uluslararası siyaset çocuk parkı değildir. Devletler dostlukla değil, çıkarlarıyla hareket eder. Bugün omzunuza dostça dokunan bir lider, yarın ülkenizin çıkarlarına aykırı bir karara imza atmaktan bir saniye bile tereddüt etmez. Çünkü diplomasi, duyguların değil hesapların alanıdır.
Kaldı ki söz konusu kişi Donald Trump. Hayatı boyunca insan ilişkilerini bile pazarlık masası gibi yöneten, her jesti bir amaca hizmet eden bir siyasetçiden bahsediyoruz. Onun verdiği bir tebessümden dostluk hikâyesi çıkarmak, siyaseti magazin programı izler gibi değerlendirmektir.
Asıl rahatsız edici olan ise bu aşağılık kompleksidir. Batılı bir lider iki güzel söz söylediğinde ya da kameralara birkaç saniye gülümsediğinde, adeta ulusal gurur patlaması yaşayan bir kitle ortaya çıkıyor. Kendi değerini başkasının takdirine göre ölçen bir anlayıştan güçlü bir devlet zihniyeti çıkmaz.
Bizi alkışlamalarıyla övünmek yerine, masada hangi anlaşmalar konuşuldu, hangi tavizler verildi, Türkiye ne kazandı, ne kaybetti; bunları sorgulamak gerekir. Fotoğraf kareleri propaganda malzemesi olabilir ama dış politika fotoğraflarla değil, sonuçlarla değerlendirilir.
Bu yüzden kimse birkaç samimi görüntüye aldanmasın. Tarih defalarca gösterdi ki en sıcak tokalaşmaların ardından en ağır krizler yaşanabilir. Ben bu görüntülere bakıp rahatlayanlardan değil, tam tersine daha dikkatli olunması gerektiğini düşünenlerdenim.
Çünkü uluslararası siyasette en büyük hatalar, en samimi gülümsemelerin gölgesinde yapılır.
Semra SARAL



