canlı bahis sitelerideneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelerdoeda sexgaziantep escortgaziantep escortmaltepe escortbostancı escortanadolu yakası escortizmir escortdeneme bonusubetvole twittergüvenilir bahis sitelerimariobetbetpaswww.papaitorotisserie.comankara escortsüpertotobetonwinbonus veren siteleryatırımsız deneme bonusuataşehir escortBob casinoBetoffice GirişMebbisBetkomgüvenilir bahis siteleritrendyol indirim koduPusulabetmarsbahisslot siteleri https://en-iyi-10-slot-siteleri.comstarzbet adamsah.netdeneme bonusucasibomstarzbet girişstarzbet girişgaziemir çilingirbahsegelbahsegelklasbahismp3 indirtarafbetbetturkeyBelge istemeyen bahis sitelerisilksleura.combetkomtipobetsahabetonwinsultanbetbahiscombahiscombelugabahisbelugabahisbetistbetistceltabetceltabetklasbahisklasbahismariobetmariobetrestbetrestbettarafbettarafbettipobettipobetcasibomcasibomcasibomcasibomstarzbetsahnebetlimanbetredwinmatadorbetmatadorbetbetkombetkomxslotcasibomsancaktepe çilingircasibomcasibomcasibomcasibombycasinobahis siteleriblackjack siteleriCasinoBonanzacasino bonanzadeneme bonusurulet sitelerisweet bonanzacasino sitelericasino sitelericasino siteleriBetkomBetkombetturkeyistanbul escort bayancasibomMobil bahisbetkomTarafbetmariobetmatadorbetmariobetFatih escortseomarsbahismarsbahissekabetsekabetcasibomcasibomcasibomcasibomcasibomcasibom twittercasibom twittermeritkingbetpasrestbetklasbahisbetebettarafbetbetkombetistmarkajbetparibahisbetinegobahisbettiltbetnisbets10betsatbetorspinligobetbetkanyonbaywinrokubetikimislicratosslotwinxbetbahisalgorabetholiganbetbetkombahiscomtarafbetbetistmariobetonwinbetmatikstakestakestake
Mustafa Torun

Esas Olan Örgüt Değil Mi?

featured
Advert

“Faşizm, burjuvazinin en gerici çevrelerinin menfaatleri doğrultusunda, hayal kırıklığına uğrayan, eski burjuva partilere sırt çeviren kitleleri kendi ağına düşürür.“ Georgi Dimitrov

Geçenlerde İzmir Tabip Odası Seçimlerini izlerken birçok çelişki aklıma gelmedi desem yalan olur…

Acaba neden  ayrışıyoruz?…

Doğrunun ölçütü tek ise, neden bir odağa ve amaca hedeflenemiyoruz?..

Neden omuz omuza demokrasi mücadelesi yapamıyoruz?..

Niçin yarışırken bile bazen birbirimize  saygıyı yitiriyoruz?…

Neden özeleştiri ve eleştiri mekanizmalarını çalıştıramıyoruz…

Neden akıl değil de, duygularımız egemen oluyor?..

Elbette bu soruları çoğaltabiliriz…

Konuya odaklanırken elbette bir düşünceyi ve geniş anlamda kültürü anlamak ve ona saygı duymak demek, onu koşulsuz kabullenmek anlamına gelmez…

Hatta içinde yaşadığı toplumda, hele sağlık alanında hiçbir yanlışın olmadığını sanan bir insanın akıl bilgi veya duygu konusunda sorunları olduğuna şüphe yoktur…

Bir hekimin içinde yaşadığı sağlık  ortamında bazı eksik ve yanlışları bulması, bunun İçin örgütlü mücadele etmesi çok doğaldır…

Hekimin bunları gidererek toplumunu ve özelinde sağlık sistemini geliştirmek istemesi de takdir edilesi bir tavırdır…

Ülkemizde sağlık sistemini geliştirmenin yolu siyaset yapmamak değil, bizzat siyasetin ve özelinde sağlık siyasetinin, emekten yana kamucu bir yapıya evrilmesi için örgütlü olarak omuz omuza mücadele etmesi doğaldır…

Sosyal Demokratından, Sosyalistine, Sosyalistinden Komünistine, Ulusalcısından Yurtseverine; yani Türkiye’de muhalefeti oluşturan solun, özellikle süreğen Ana Muhalefet Partisinin önemli bir eksikliği nin son zamanlarda iyice su yüzüne çıktğını görmemek olanaksız…

Maalesef sendikalarda, meslek odalarında, geniş anlatımla Demokratik Kitle Örgütlerinde(DKÖ), bu eksiklik yönetimi kaybettirecek noktaya ulaştığında bunu anlıyoruz…

Bu hastalık 1970’li yıllardan 2000’li yılların başına kadar, “Bölünmüş Sosyalist Solun” her bir anlayışının, yukarıda adı geçen örgütlerde yönetimi ele geçirmeye odaklanıp, bu örgütleri adeta işgal etmelerine yol açmıştır…

Örgütü siyasi yapının arka bahçesi haline getirme devam ederken; Kürt Siyasi Hareketinin 1990 yılından itibaren kendi siyasi partisini kurarak, ayrı yapılanmaya gitmesine paralel olarak, bu ayrışmanın ulusalcılığa savrulduğunu anlıyoruz…

Maalesef savrulmanın ortaya çıkardığı ilkesizliğin; geçmişte karşı karşıya gelinen “Şoven Milliyetçi” kesimlerle iş birliği yapacak noktaya geldiğini  unutmayalım…

“Birbirini Dinleme, Eleştiri ve Özeleştiri”mekanizmalarını çalıştırmak yerine, bunu sadece kuramsal olarak benimseyip, pratikte gerçekleştir(e)memiştir…

Bu nedenle birbirini anlamama hatta reddetmenin başını alıp gittiğini görüyoruz…

Eskiden oluşturulan ortak listelerle yönetimde bulunulan birçok DKÖ’de, yönetimler maalesef bu şekilde kaybedilmeye başlamıştır…

Özellikle seçim süreci devam eden hükümetin hedefindeki örgütler yani TMMOB ile TTB’ye bağlı odalarda, bu şekilde yönetimlerin kaybedildiği görülmektedir. Özellikle “Sosyal Demokratlar, Kürt Yurtseverler ile Sosyalist Sol Parti” gruplarının farklı listeler çıkararak seçimlere girmeleri, bu sonuçların ortaya çıkmasına yol açmıştır…

Maalesef örgütlerde, yönetimlerin oluşmasında, taraflar genel anlamda en geniş şekliyle biz demek yerine, en alt düzeyde ve daraltılmış bir şekilde biz deme noktasına geldikleri için, ayrı listelerle girdikleri yarışı kaybettiklerini görüyoruz…

Burada dikkat edilmesi gereken nokta kimlik ve siyasi düşünce ilişkinliklerinin yani eski deyimle aidiyetin değil, örgüt ilişkinliğinin öne çıkarılmasıdır…

Ancak bu şekilde ve ideolojik anlamda, sistemin çarkına kapılmadan, halkımızın  ezilen, yok sayılan, ötekileştirilen kesimlerinin lehinde olacak çalışmaları yürütmek olasıdır…

Bunun için yapılacak en önemli nokta; ortak paydalarda birlikteliği oluşturup, bir araya gelmektir…

Mesleki işlevini bilimin yol göstericiliğinde, doğa ve insan yararına yürütmek temel ilke olmalıdır…

Bir avuç anamalcının çıkarını yürütecek olan gerici, tutucu ve kurulu düzenden yana olan faşizan  siyasetlere karşı olmak, tek liste ile yarışmak hedefimiz olmalıdır…

Bu ise meslek odalarında birliktelik önceliğini benimseyen, İnsan Hakları ve Demokrasiden yana yönetim oluşturmakla olasıdır…

Kısaca “Dar Anlamda Biz Anlayışı” ivedilikle terk edilip, yönetimin  muhalif örgütleri ele geçirerek, arka bahçe haline getirme anlayışına karşı koymak gerekir…

Bu yapılmadığı ve en geniş katılımla yönetimler oluşturulmadığı sürece, demokratik olgunluğun yerini kısır tartışmalar alacaktır…

Unutulmamalıdır ki, yönetimler gelip geçicidir. Esas olan örgütün korunması ve iktidarın büyük çıkarlarına dayalı tasarı ve uygulamalarına karşı mücadelenin sürdürülmesidir…

Bunun için yapılacak şey ortaklaşmak, eleştiri ve özeleştiri mekanizmalarını doğru zamanda ve doğru zeminde çalıştırmaktır…

Ancak  doğru zamanda ve doğru yerde eleştiri yapılmamasının, örgütsel bütünlüğü bozmaktan başka sonucu yoktur…

Dikkat edilmesi gereken bir başka nokta ise eleştiri de kullanılan dil ve biçemin kırıcı ve onur kırıcı olmamasıdır…

Öte yandan yönetimde bulunanların; Ben yönetimdeyim,  her şeyi ben bilirim, ben bildiğimi yaparım anlayışından uzak durmak gerekir…

Yönetimde olmayanları küstürüp öteleyecek, hareket ve uygulamalardan kaçınmak temel ilkemiz olmalıdır…

Üyelerin geniş katılımının sağlandığı, meclis çalışmaları hedeflenmelidir. Böylece yönetimde olmayanların kendilerini ifade etmelerine olanak sağlandığı gibi, eleştiri ve özeleştiri işleyişinin örgüt içi toplantılarda yapılması sağlanmış olacaktır…

Sonuç olarak geçmişin hastalıklı yapısı olan “Bizim Olsun Küçük Olsun” şeklindeki dar grupçu anlayış kesinlikle DKÖ’den uzaklaştırılmalıdır…

Genel Kurul Süreçlerinde esas ölçütümüz  örgüt olmalıdır…
Bu  anlayış ile en geniş katılım esas alınmalıdır…

Siyasi ve etnik bağımlılıkların yansıdığı dar anlamda biz anlayışından uzak durulmalı, geniş anlamda BİZ paydası ile ortaklaşma sağlanmalıdır…

Lütfen birbirimizi hor görmeyelim!…

Gelin BİZ olarak soluk alıp, Aşık Veysel ustamıza kulak verelim…

Beni Hor Görme Kardeşim
Sen Altınsın Ben Tunç Muyum
Aynı Vardan Var Olmuşuz
Sen Gümüşsün Ben Saç Mıyım

Sevgiler…

Dr. Mustafa Torun

Esas Olan Örgüt Değil Mi?
Advert

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!