Advert
  1. Haberler
  2. Gündem
  3. Yat Limani: Yaz-Boz Rant Dağıt

Yat Limani: Yaz-Boz Rant Dağıt

Plevne Savunması ile tarihe geçen Gazi Osman Paşa, astlarına, “erler boş bırakılacak olursa olay çıkarırlar. Bunu önlemek için her zaman onlara uğraşacak bir iş bulun” dermiş. Kendisi yaptıracak hiçbir iş olmadığı durumda, siper kazdırır, sonra doldurtur ve yeni bir siper kazdırırmış!..

Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert
Haber:
Süleyman Çelik (scelik44@gmail.com)

Samsun’un AKP’li büyükşehir belediye başkanları, Gazi Osman Paşa’ya özenmiş olacaklar ki birinin yaptırdığı yat limanını öbürü doldurtuyor!..

Gazi Osman Paşa’nın yaptırdığı işin devlete de millete de zararı değil, tersine askerin disiplininin bozulmasını önlediği için, yararı vardı…

Bunlar ise hem yaparken hem doldururken, devlete, millete ve doğaya zarar veriyorlar.

“Bu kadar zararlı ise neden yapsınlar ki?” diye düşünebilirsiniz…

Yaptıkları, İstanbul ve Kütahya- Zafer Havalimanı veya ısrarla yapmaya çalıştıkları Kanal İstanbul gibi, bu da bir AKP klasiği. Yaptıkları ve yapacakları devlet, millet ve doğa için zararlı ama yandaşlar için ballı!..

***

En küçük bir işe girişmeden önce, halkımızın deyimiyle, “atılacak taşın, ürkütülecek kurbağaya değip değmeyeceğinin” saptanması gerekir. Buna, mühendislik dilinde fizibilite, rantabilite vb. incelemeler denir. Konunun uzmanları bu ön çalışmaları yapar, raporlarını yazar ve bunlara göre, işin yapılıp yapılmayacağına karar verilir…

AKP de ise kararları tek kişi verir. Fizibilite önemli değildir. Rantabilite ise verimlilik olarak değil, “rant(!)” elde edilebilirlik olarak değerlendirmekte!..

Samsun’daki yat limanı işine de tek kişi karar verdi. Bir hayalini gerçekleştirmek isteyen Başkan, “buraya yat limanı yapılacak” dedi ve işe başlandı…

Samsunlu doğaseverler için “baharın muştucusu” olan, 900’e yakın rakımlı Kocadağ’ı güçlü patlayıcılarla parçalayarak işe başladılar.

***

AKP’den önce her yıl, Samsun Doğayı Koruma Derneği’nin kurucusu olan Sevgili Dr. Ragıp Esener arkadaşımızın başlatıp gelenekselleştirdiği, “Kocadağ Yürüyüşü” yapardık. Genç, yaşlı, çoluk, çocuk tüm doğa severler, her yıl mayıs ayında, bu dağın eteğinden zirvesine kadar, bir şölen havasında, yürüyerek çıkar ve orada düzenlenen çeşitli şenliklerde akşama kadar doyasıya eğlenip baharın gelişini kutlardık. Ondan sonra yıl boyunca, dağa çıkarken gençlerin ve çocukların gülüşlerine eşlik eden kuş seslerini, önümüzden kaçan tavşanları, yürüyüşü sessizce izleyen kaplumbağaları, kır çiçekleri arasından toplayıp yıkamadan yediğimiz mis kokulu dağ çileklerini, zirveye doğru yükseldikçe bizleri karşılayan iç açıcı orman güllerini vs. anımsar; kışın soğuk günlerinde, başı hep dumanlı Kocadağ’a bakarak, bir an önce bahara kavuşmayı ve anılarımızdaki güzellikleri yeniden yaşamayı umutla beklerdik…

Şimdi patlayıcılarla darmadağın edilen bu güzelim dağ, barındırdığı kuşlar, tavşanlar, kaplumbağalar, kirpiler, tilkiler, milyonlarca börtü böcek, ağaçlar, çiçekler vd. tüm canlılar, hep birlikte ölüm acısı yaşarken, doğaseverler de o acıyı yüreklerinde duyumsuyorlardı…

***

Patlayıcıların dağdan kopardığı 30-40 tonluk dev kaya parçaları, masallardaki 7 kollu ejderhaları andıran kocaman kocaman iş makineleri tarafından, dev hafriyat kamyonlarına yükleniyor ve bunlar, Hitler ordusunun savaş makineleri gibi gürültülü seslerle Kurupelit’e doğru yola çıkıyorlardı.

Kamyonların Kurupelit’e getirip denize döktükleri kayaları, birinci fotoğrafta görüldüğü gibi, orada bulunan başka 7 kollu ejderhalar, duvar örer gibi yerleştirerek dalgakıran (mendirek) yapmaya çalışıyorlardı…

Evim orada olduğu için sürekli izlediğimiz bu işler, 2011-2015 yılları arasında 4 yıl sürdü, sonunda 900 metre uzunluğundaki dalgakıran bitti ve yat limanı olacak, 205 bin metrekarelik alan ortaya çıktı (fotoğraf 2). Teknelere verilecek su ve elektrik gibi ayrıntı altyapı çalışmalarına başlanacaktı ki denizin kumla dolarak teknelerin giremeyeceği kadar sığlaşmış olduğu görüldü!..

***

Halk arasında “selden kütük kapmak” diye bir söz vardır. Yoksul insanların, yakacak odun olarak kullanmak üzere, selin sürüklediği ağaç parçalarını toplama yarışına denir.

Karlar eridiğinde ve yağmur yağdığında debisi artan dereler, çamur gibi akan sele dönüşür ve ağaç yanında, yatağının çevresinde bulunan her şeyi, bu arada taşı toprağı da sürükleyerek denize taşır. Suyun çamur gibi akmasının nedeni de içinde taşıdığı kumla karışık topraktır. Saygı ile andığımız “Toprak Dede” Hayrettin Karaca, erozyon denilen bu olayı çocuklara bile öğretmişti, ama demek ki bu gerçek göz önüne alınmamış, bizim liman bir dere ağzına yapılmış ((fotoğraf 3)…

Sonra anlaşıldı ki limanı, sadece bu derenin getirdiği kumlar değil, ayrıca dalgaların sürükleyip getirdiği kumlar da dolduruyormuş. Demek ki, fizibilite araştırmaları yapmak gerekiyormuş!..

“İstim arkadan gelsin” temel ilkemiz olduğu için, yapılan yanlışlar sonradan düzeltilmeye çalışıldı. Limana kum girişini önlemek için, derenin üst tarafına bir gölet, limanın ağzına da ek bir dalgakıran yapıldı. Bu kez durgunlaşan su, yosun bağladı ve liman kokmaya başladı. Bunu önlemek için dalgakıranın üst kısmından bir kanal açılarak akıntı oluşturulmaya çalışıldı….

Erzurumlu İbrahim Hakkı, bir şiirinde, “…eğri kök üstünde biten ağacı/ kırk bin rende vursan düzeltemezsin…” der. Zaten, istimi arkadan getirmek olası değildi ve bu girişimler yüklenicilere biraz daha para kazandırmaktan başka bir işe yaramadı.

İşi prestij meselesi yapan Başkan’ın, kumu kepçelerle mavnalara yükleyip açık denize dökeceği bildirildi. Belki bu işin ön çalışması olarak, 2017-18 kışında, dere ağzındaki kumlar, SASKİ’nin iş makineleri ile toplanıp kamyonlarla taşındı. (fotoğraf 4). Ancak üç ay kadar süren çalışmalar sonucu çıkarılan kum miktarı, devede kulak kadar bile olmadı.

Kokuyu önlemek için dalgakıranda açılan kanal bir işe yaramadı ama Karadeniz çok hırçınlaştığında dalgalar, limanın ağzına yapılan yeni mendireği de geçerek içeri giriyor ve yosunları alıp götürerek koku oluşumunu engelliyordu…

***

Yerel seçimler yaklaşırken, AKP’nin tabanda eridiğini gören Tayyip Erdoğan’ın, partide makyaj tazelemek için, “metal yorgunluğu” tanısı koyduğu belediye başkanlarını istifa ettirdi. Bunlar arasında bizim başkan da vardı.

Böylece milyarlar harcanan liman yetim kaldı…

2014 yerel seçimlerinde, Samsun’da tulum çıkarmış olan AKP, 2019’da iki büyük ilçeyi kaybetti; Atakum’u CHP, İlkadım’ı İyi Parti aldı. Bizim kulağımız gene AKP’li olan yeni Büyükşehir Belediye Başkanı’nın üzerinde idi: “limanı kaderine mi terk edecek, yoksa sahip çıkıp bir çözüm bulacak mı?..”

Uzun süre hiçbir girişim yapılmayınca, “kaderine terk edildiğini” düşünmeye başlamıştık ki 1,5 yıl sonra bir ihale ilanı ile bizi şaşırttılar. 12 Ekim’de yapılacağı bildirilen ihale şartnamesinde “mevcut mendireğin iç tarafının tamamen veya kısmen doldurularak dolan alanın Ana mendireğinden itibaren açık denize doğru yeni bir yat limanı projelendirilmesi ve alternatifleri üzerinde çalışılacak” deniliyor.

Öyle anlaşılıyor ki 1,5 yıl düşünmüş ve üzerinde, yeni bir “rant”abilite çalışması yapmışlar!..

Şartname, ortada yandaş yükleniciler için çok ballı bir ihale olduğunu gösteriyor. 900 metrelik mendirek yapmak üzere denizin doldurulması için milyarlar harcandığını düşünürseniz, 205 bin metre karelik alanın doldurulmasının rantını düşünün!..

Dolgu işinin dışında, rantın devamının da olduğu görülüyor. Dolgu bitince, yarımada şeklinde, 205 dönümlük bir kupon arsa çıkacak. Aynen, ormanlar yakılarak elde edilen kupon arsalar gibi. Orada rant uğruna ormanlar yakılarak doğa katlediliyor, burada dolgu için Kocadağ parçalanarak doğa katledilecek. Zaten, denizin doldurulması da bir doğa katliamıdır.

Şartnamedeki, “..açık denize doğru yeni bir yat limanı projelendirilmesi..” ifadesi, rantı gizlemek için milleti uyutmaya yönelik, “cambaza bak!” demektir. Kıyıya yat limanı yapamadılar, açık denize yapmaları olası mı? Oraya belki, doldurulan alana yapılacak otel ya da lüks siteler için plaj oluşturmak üzere küçük bir dalga kıran yaparlar…

***

Ben, buradan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir’e sesleniyorum.

Sayın Başkan, eğer mesele rant değil, ortada kalmış ölünün kaldırılması ise çok daha kolay ve bedava bir yolu var: yıkın dalgakıranı!..

İş, 1-2 patlayıcı lokumuna mal olur. Tümünü yıkmasanız da olur; açılan kanalın çevresi biraz genişletilecek olsa, Karadeniz oradan dalga dalga girecek ve ortalığı tertemiz yapacaktır.

Eğer daha güzel, estetik bir eser yaratmak istiyorsanız, dalgakıranın taşlarını orada bir araya yığın, bir küçük yapay ada oluşturun. Altı balıklara yumurtlama alanı, üstü martılara yuva olur. Üzerine biraz toprak da serpiştirirseniz ağaç da çıkar ve fotoğraftaki Giresun Adası (fotoğraf 5) gibi şirin bir adacık oluşur. Böylece Samsun da bir adaya kavuşur ve sizin adınızla anılır!..

Saygılarımla….

Yat Limani: Yaz-Boz Rant Dağıt
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin