Haber: Atilla YÜCEAK
Ekmek Ve Adalet Buluşması kapsamında;
DEM parti İzmir milletvekili ve önceki dönem eş genel başkan İbrahim AKIN,
DEM parti PM üyesi Selda İLGÖZ KOÇYİĞİT,
DEM parti Gebze ilçe eş başkanı Ömer YILDIZ beraberindekiler ile TİP Gebze örgütünü ziyaret etti.
Karşılama sonrasında DEM Parti Gebze ilçe eş başkanı Ömer YILDIZ konuşmasına dayanışma adına geldiklerini belirterek şunları söyledi:
AKP MHP ittifak düzeninin temeli haksızlık ve zulüm ile karılmıştır!
Dünyanın hangi coğrafyasında yaşıyorsak yaşayalım ekmek ve adalet mücadelesi verenlerin evlatları olarak bu düzenin yarattığı kötülüklerden payımıza düşeni alıyoruz.
Karşı karşıya kaldığımız ama sesimizi çıkaramadığımız her zulüm ve adaletsizlik, içimizden bir parça götürüyor. Bizi örseliyor ve yaralıyor.
Öte yandan hak ihlallerine,
adaletsizliğe
KHK zulmüne
yoksulluğa ve zulme karşı çıkmak için illa o haksızlığın ve zulmün kurbanı olmamız da gerekmez.
İnsan toplumsal bir varlıktır. Topluma zarar veren herhangi bir olay karşısında “Bana ne” deyip geçemez, geçmemelidir.
Elbette ki
Yaşanan adaletsizlik ve yoksulluk,
zorbalık karşısında direnmek her zaman kolay değildir.
Hele ki zorbalığın kurumsallaştığı AKP MHP faşist iktidarında çarklar en küçük sesleri bile bastırmak için işliyor.
Fakat koşullar böyle diye sorgulamayı bırakan, her denilene kafa sallayan, doğrudan ayrılan insan çürür gider.
İş cinayetleriyle,
Adaletsiz bir düzende yoksulluk içinde ezilip gider.
Okulda, işyerinde, mahallede, sokakta, yani bulunduğumuz her alanda haksızlıklara karşı birlikte omuz omuza durabiliriz,
durmalıyız.
DEM parti Gebze örgütü olarak sizleri 11 Ağustos saat 18.00 de eş genel başkanımız Tüncay BAKIRHAN’ın da katılacağı Gebze Bostan Düğün Salonunda buluşmaya davet etmek için sizlere geldik.
Gelin birlikte sesimizi yükseltelim demeye geldik...” dedikten sonra konuşmasını tamamladı.
Ardından söz alan TİP Kocaeli il başkanı Umutcan TARCAN konuşmasına teşekkür ederek söyle devam etti;
Ben teşekkür ediyorum bu güzel etkinliğe bizleri davet ettiğiniz için.
Hoş geldiniz,
Onur verdiniz.
Hatay milletvekilimiz Can ATALAY’ın; haksız bir içeride tutulması,
Gezi direnişçilerinin asılsız suçlamalarla gözaltına alınmasından tutun kayyıma kadar bir bütün olarak aslında hem Kürt yurttaşların bir bütün olarak Kürt siyasal hareketine yönelik tutum, bizim nezdimizde zaten her şeyden önce sınıfsal bir meseleye tekabül ediyor.
Bütün Türk ve Kürt emekçilerinin birleşik mücadelesini kurabilmemiz için her şeyden önce Kürt halkının demokratik haklarını tesis edebilecek bir mücadele hattı örülmesi gerekiyor. Dolayısıyla tam tersi bir yerden yaklaşacağım meseleye. Yani tam da aslında bu çalışma doğrudan doğruya sizin partinizle son derece uyumlu, olması gereken, yeri itibariyle çok kıymetli.
Kocaeli Gebze gibi emek havzasında böyle bir kitlesel eylemin yapılması bizim için çok önemlidir TİP örgütü olarak katılım sağlayacağız.
Bütün örgütsel gücümüzle orada olacağız.
Yani sizin de ifade ettiğiniz gibi şu anda bir görüş şoku var Türkiye’de.
Emekçiler artı değer üretmeye, kaynağı yaratmaya devam ediyorlar. Fakat iktidar bunu bir şekilde gasp edip aslında güdümlü sermayesine aktarmaya, transfer etmeye çalışıyor. Yani bu bölüşüm şokundan doğan aslında emekçilerin politik öfkesini de bir yere kanalize etmeye çalışıyor.
Bugün bu hayvan katliam yasasından tutun işte kayyımlara kadar, onun dışında Anayasa Mahkemesi meselesini falan bu şekilde değerlendirmek lazım.
İktidarın emekçiler tarafından bir tepki gördüğünü, seçimlerde bir tokat yediğiniz, darbe aldığını biliyor.
Bu darbenin kalıcı hale gelmemesi için aslında. O öfkeyi soğutacak yeni adımlar atmaya çalışıyor. Yani şuan parlamentonun yapabileceği en yıkıcı, en vahim şey öldürmek için yasa çıkarmak ve bunu korkakça bir şekilde çıkarmak. İktidar bunu da yaptı en sonunda. Biz de buna karşı açıkçası bu yasanın arkasından dolanacak, yasaya karşı bir direniş örgütleyecek kanallar arıyoruz.
Hem yerel düzeyde hem kesişimsel olarak şehirler arasında, onları kurmaya, örgütlemeye çalışıyoruz. Bunu bir olanak olarak görüyoruz.
Yine bahsettiğiniz gibi özellikle kadınların hayvan hakları aktivizmiyle uzun süredir ilgilenen, bu konuda çalışmalar yapan yurttaşların bu işin içerisinde daha politik bir şekilde dahil olmaları, daha talepkar bir şekilde dahil olmaları aynı zamanda bu yasanın sönümlenmesi ve bütün olarak taleplerin daha güçlü dile getirilmesi için bir olanak. Şu anda bu olanağı örgütlemeye, bu olanağı kitlesel kılmaya çalışıyoruz.
Dolayısıyla evet toplu bir mücadele, çoklu mücadelede çoklu örgütlenmek gerekiyor. Her konuda söz söylemek, her konuda belirli talepler dile getirmek gerekiyor. Yapmamız gereken de bu, tarihsel sorumluluğumuz bu. Çünkü bunların temelinde zaten sınıf mücadelesinin yer aldığını, sınıfın taleplerinin yer aldığını gayet ortak, mutabık bir şekilde biliyoruz. Bir şekilde bu iktidarın düzen siyasetini restore etmesinin önüne geçeceğiz diyelim. Bunun olanaklarını yaratmaya çalışacağız. Yeni radikal aktörler, gerçek aktörler yaratmaya çalışacağız diyelim. Temel hedefimiz bu en azından. Bu hedefi toplumsallaştırmak diyebiliriz.’’
TİP il başkanı Umutcan TERCAN‘ın konuşmasından sonra söz alan DEM Parti İzmir milletvekili, önceki dönem eş genel başkanı İbrahim AKIN düşüncelerini şöyle ifade etti;
Merhaba sevgili dostlar.
Ne güzel bir karşılama.
Bakın böyle iyi (TİP) yerlerden çok insanın toplumsal baskı kurmasına ihtiyaç var.
Ben öncelikle STK’lar, bir de sokakta bireyler ile görüşüyorum. Burada Ekmek Ve Adalet gibi bir hareket iyi olursa gelecek için bir kazanım olacaktır. Kötü olursa da tekrar hareketliğe çok daha güçlü dönüşüm olacaktır.
Dolayısıyla öyle bir şey var.
Böyle bir gündem içerisinde mücadele ediyoruz.
Böyle giderse yeni bir seçim olur.
2026’da eğer erken seçim olursa durum değişebilir diye bakılıyor.
Bu iktidar kendi geleceğini garanti etmedikçe erken seçime gitmez AKP diye düşünüyorum.
Öyle bir durum söz konusu.
Belki pazarlıkla hem kendi geleceğini hem AKP’nin akıbetini garantileyen bir seçim düşünüyor olabilirler.
Öyle bir şey yapacaklar ama onun tarafından da görüyorsunuz olağanüstü koşullarından fırsat yaratmaya çalışıyorlar.
Bizim halklarımızın başını da bela oluyor ne yazık ki.
Son zamanlarda AKP’liler, bizim partimize başarısızlıklarının acısını çıkartmak için daha çok hakaretler etmekteler.
Artık suç üretmeye çalışıyorlar.

Hayvan yasası da bu anlamda ele alınmalı.
Yani avukat arkadaşımız da burada, yasa tanımamazlık diz boyu.
Yani şimdiye kadar tarih boyu ömrümüzce bu şekilde bir zulüm görülmedi.
Düğünlerde halay çekme gerekçesiyle insanlara gözaltı yapılıyor susturmaya çalışıyorlar.
Bu böyle gitmez.
Düğünlerde çekilen halaylar için gözaltı uygulaması ne demek?
Bunun cezası mı olur? İnsanlar normalde eğleniyorlarmış.
Sen de eğlen kardeşim.
Yalnızca halay çekmişler bizimkiler.
Ondan dolayı ceza vermişler. Bir ay görüş yasağı, iletişim yasağı falan…
Öyle kötü bir haline gelmiş ki bu AKP MHP iktidarı.
AKP MHP iktidarının sürekli bir elinde sopa…İnsanların nefese almasını bile engelleyecekler neredeysa.
Toplumu sorunlarını ifade etmeyecek bir hale getirmeye çalışıyorlar.
Şimdi bunun karşısında güçlü direnişler yapılamazsa iyi olacak bir durum değil.
Şimdi muhalefet olarak hayvan hakları meselesinde beraber çalıştık.
Daha önceki çalışma komisyonunda birlikte mücadele ettik.
Biz hayvan haklarının önemli bir iş olduğunu düşünüyoruz.
Türkiye ilk kez bizim açımızdan sınıfla bağlantısı olmayan, küçük burjuva diyebileceğimiz, sadece o hayvanları sevmekle sınırlı bir ilişki kuran insanlar ciddi şekilde politikleştiler ve tepki gösterdiler.
Benim gördüğüm bu hareketin en önemli unsuru kadınlar.
Yani erkeklerden daha çok kadınlar var işin içinde.
Kadınlar da hayvan haklarıyla kurdukları bağ çerçevesinde korkunç derecede inançlılar ve de gece gündüz çalışıyorlar.
Altındağ Belediyesi’nin yaptığı işler karşısında sabah saat dörde beşe kadar, hatta yediye kadar çalışıyorlar; ara sıra telefonlarımızı çaldırıyorlar ve bu işler için baskı da yapıyorlar.
Yani böyle bir durum yaşıyoruz ve en sonunda bir bakalım dedik. Gerçekten hayvan katliamı yapmışlar, çukurlara doldurmuşlar onları.
Şimdi bundan daha korkunç bir iş yoktur.
Kötü bir durum olduğunu görecekler onlar da.
Bunu daha önce kendi bakanı olanlar da söyledi.
Mesela Düzce Belediye Başkanı’nın bunun böyle olacağını söylüyordu. “Ben hayvan toplamam” diyordu. “Toplarsam barınağım yok. Nereye koyacağım?” Koyamazsan ne yapacaksın? Öldüreceksin hayvanları.
Bu barınaklar da ölüm çukuru gibi.
Yani barınakta da ölüyorlar.
Şimdi bir tente yapmamışlar hayvanların barınacağı bir yer yok…
Yani hepsini bir arada bırakıyorlar? Hepsi bir arada. Büyük ırklar, küçük ırklar bir arada.
Hayvanları barınağa toplamak bilimsel olarak da inanılmaz kötü bir şey; çözüm de değil ayrıca.
Yani onların iddia ettiği gibi “sokaktaki sorun çözeceğiz. İnsanların yaşamlarını daha güvenli hale getireceğiz” diye iddiaları var. Yalan,
yani öyle bir durum yok.
Tam aksine, sokaktaki köpeklerin alınması halinde özellikle oraya başka hayvanlar geliyor… daha yıkıcı… Yani bu sistemde bir canlıdan boşaltılan yeri başkası olduruyor.
Geçen gün bir toplantıda biriyle karşılaştım, “33 yıl İngiltere’de öğretmenlik yaptım” diyor. “İngiltere’de hayvanları sokaktan topladıkları için, şu anda fareden geçilmiyor.” diyor.
Kuduz meselesi var bir de kuduz meselesini en büyük üretilenlerden bir tanesi de fareler.
Yani bunlar büyük bir kötülük getiyorlar şu anda bu ülkeye.
Ama sanmayın sadece hayvanlar.
Sadece hayvanlar değil, aynı zamanda bu otoriter rejimi sürdürmek için “biz istersek her şeyi yaparız. Öldürürüz de hayvanları. Ama istersek sizi de öldürürüz” demek istiyorlar.
Gerçekten her sorun kendi içinde bu rejimin toplam saldırısının bir parçası ve hedefi haline geliyor.
O nedenle tüm meseleler birbirini karşısına koyulmayacak kadar kıymetli.
“Hayvan hakları önemsizdir, değersizdir, bizi ilgilendirmez sadece bize işçi mücadelesi yeter” demek maalesef yok
Doğru da değildir.
Tabi ki emek mücadelesi önemlidir, işsizlikle mücadele önemlidir, özgürlük mücadelesi önemlidir ama her mücadele birbirine çok bağlıdır.
O nedenle biz birleşik ve ortak mücadeleyi, emek ve adalet kavramı içerisinde etkin bir şekilde sürdürebilirsek ortak geleceğimizi tayin edilebileceğimiz bir sistemi kurabileceğimize inanıyoruz.
O bakımdan, mecliste de arkadaşlarımız söylüyor.
“Dem Parti’nin böyle çalışma yapmasına şaşırdık.” diyor, sürpriz oldu diyor.
Ama mecliste de şöyle bir durum oldu, oradan örnek vermiştim.
AKP’ler… biz çayla ilgili Araştırma önergesi verdik. Gerçi önergemizi reddettiler; ben de önergeyi verenlerden birisiyim.
Diyor ki adam,
“Ya Dem Parti böyle şeylerle ilgileniyor mu?” diyor. “Artık Türk çayı mı içeceksiniz?” gibi bir şey soruyor.
“Nereden çıktı DEM Parti?” diyor.
“Dem Parti böyle şeyler yapar mı?” Diye söylüyor AKP’liler
“Siz de böyle derseniz ayıp olur.” diyerek şaşkınlık geçiriyorlar…” diyerek sözlerini sonlandırdı.
İçilen çaylar edilen sohbetler sonunda TİP Gebze ilçe binasında olanlar ile vedalaşarak ayrıldılar.






