SOLMEDYA – Manavgat Belediye Başkan Yardımcısı ve CHP Meclis Üyesi Gülsüm Özer, belediye başkan yardımcılığı, belediye meclis üyeliği ve CHP üyeliğinden istifa etti. 4 Temmuz’da gözaltına alınıp tutuklanan, 7 Ağustos’ta adli kontrolle serbest bırakılan Özer, “Zor günümde yanımda olmadılar” diyerek parti yönetimine sert eleştiriler yöneltti. Bu istifa, CHP içinde uzun süredir konuşulan “sadece güçlü, tanınmış isimlere sahip çıkma” anlayışını yeniden gündeme getirdi.
Özer’in açıklamaları, parti içi dayanışma ve adalet tartışmasını alevlendirdi. Cezaevi sürecinde kendisine gönderilen avukatın adını bile bilmediğini, İl Başkanı’nın ise serbest bırakıldıktan bir hafta sonra bile aramadığını söyleyen Özer, “Bazı milletvekilleri ziyaretime geldi ama adımı bile bilmiyordu. Her şey ‘mış’ gibi yapılıyor” sözleriyle yaşadığı hayal kırıklığını dile getirdi.
Parti tabanında ise tepkiler büyüyor. Örgüt içinden birçok isim, partinin yalnızca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu gibi kamuoyu gücü yüksek isimlere ya da belediye başkanlarına gösterdiği ilginin, sıradan üyeler veya yerel yöneticiler söz konusu olduğunda gösterilmediğini savunuyor. Bu durumun, parti içi eşitlik ilkesine zarar verdiği ve üyeler arasında güvensizlik oluşturduğu dile getiriliyor.
Analiz:
Eşit dayanışma sorunu: CHP’nin kriz anlarında üyesine sahip çıkma refleksi, isimlerin siyasi ağırlığına göre değişiyor.
Yerel yöneticilerin yalnızlığı: Belediyelerde görev yapan ancak “üst kademeye yakın olmayan” isimler, sorun yaşadığında örgütten yeterli destek göremiyor.
Parti aidiyetine darbe: Destek görmeyen üyeler, istifa ya da pasifleşme yolunu seçiyor; bu da partinin sahadaki direncini kırıyor.
İmaj riski: Bu tür olaylar, parti dışındaki seçmen gözünde “iç dayanışması zayıf bir parti” imajı yaratıyor.
Sonuç:
Gülsüm Özer olayı, CHP’nin sadece yerel değil, genel siyasetinde de “krizde kime sahip çıkılır?” sorusunu gündeme taşıdı. Taban, parti yöneticilerinden net bir yanıt bekliyor: Dayanışma, sadece medyada büyük yankı uyandıran isimler için mi var, yoksa her parti üyesi için eşit şekilde mi?






