SOLMEDYA – Yeni açılım sürecine ilişkin tartışmalar Ankara kulislerinde hız kazanırken, “umut hakkı” kavramı iktidar cephesinde en tartışmalı başlıklardan biri haline geldi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin aylar önce kullandığı bu ifade, AKP tarafından uzun süre mesafeli karşılanmıştı. Ancak gelinen noktada parti içi değerlendirmelerde, sürecin bir sonraki aşamasının bu başlık etrafında şekillendiği kabul ediliyor.
AKP’ye yakın kaynaklar, masada genel af ya da doğrudan serbest bırakma gibi seçeneklerin bulunmadığını vurguluyor. Buna karşılık, infaz rejimi içinde yapılacak teknik bir değişiklikle “umut hakkı”nın şartlı ve aşamalı biçimde gündeme gelebileceği ifade ediliyor. İyi hâl, şiddetten kopuşun tespiti ve örgütsel bağların kesildiğinin teyidi gibi kriterlerin ön plana çıkarılması planlanıyor.
Kulislerde, düzenlemenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına dayandırılarak “uluslararası hukukla uyum” gerekçesiyle savunulacağı da konuşuluyor. Böylece siyasi bir jest değil, zorunlu bir hukuki adım görüntüsü verilmesi hedefleniyor. Ancak parti içinde önemli bir kesim, “umut hakkı” ifadesinin kamuoyunda ciddi tepki yaratabileceği uyarısında bulunuyor. Bu nedenle söylemde kavramdan özellikle kaçınılması, sürecin mümkün olduğunca sessiz yürütülmesi gerektiği belirtiliyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuya dair tek kelime etmemesi ise bilinçli bir strateji olarak yorumlanıyor. AKP kulislerine göre Erdoğan, henüz somut bir mutabakat oluşmadan yapılacak açıklamaların siyasi maliyetini göze almak istemiyor. “Önce zemin, sonra söylem” yaklaşımıyla hareket edildiği ifade ediliyor. Özetle iktidar cephesinde “umut hakkı”, geniş kapsamlı bir açılımın sembolü değil; sürecin ilerlemesi için kullanılabilecek dar ve kontrollü bir hukuki kaldıraç olarak ele alınıyor.






