Haber: Atilla YÜCEAK
DİSK Bölge Temsilcisi ve Genel-İş Kocaeli Şube Başkanı Vedat Küçük, Sokak TV mikrofonlarına yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin hem ekonomik hem de demokratik açıdan derin bir krizden geçtiğini söyledi. Küçük, yaşanan tablonun işçi sınıfı açısından sürdürülemez olduğunu vurguladı.
“Yoksulluk artık toplumun tamamına yayıldı”
Genel ekonomik tabloyu değerlendiren Vedat Küçük, asgari ücretin belirlenme sürecinden kamu işçilerinin toplu sözleşmelerine kadar uzanan tabloya bakıldığında, emekçilere dayatılan yaşam koşullarının kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Yoksulluğun yalnızca belirli kesimlerin değil; işçilerin, emeklilerin, beyaz yakalıların, doktorların ve mühendislerin ortak sorunu haline geldiğini belirten Küçük, “Bu ülkede artık herkes yoksullaşıyor” dedi.
Mevcut ekonomik programın sermayeyi büyütmek dışında bir işlevi olmadığını söyleyen Küçük, vergi yükünün büyük ölçüde ücretli kesimlerin sırtına bindirildiğini, buna karşın iktidara yakın sermaye gruplarına teşvik ve vergi afları sağlandığını belirtti.
“Sermaye büyürken küçülen emekçilerin bütçesidir” ifadelerini kullandı.
“Hak, mücadele edilmeden kazanılmıyor”
Kocaeli ve Marmara Bölgesi’nin emek yoğun bir bölge olduğuna dikkat çeken Küçük, 2025 yılı boyunca grevler ve direnişlerle geçen bir sürecin yaşandığını anımsattı.
Kimi grevlerin kazanımla sonuçlandığını, kimilerinin ise beklentileri karşılamadığını ifade eden Küçük, buna rağmen işçi sınıfının önemli bir gerçeği daha açık biçimde gördüğünü söyledi:
“Bu memlekette mücadele etmeden hak almak mümkün değil.
Elbette müzakere mücadelenin bir parçasıdır ama aslolan mücadeledir.”
Emeklilerin Türkiye’nin dört bir yanında sokağa çıkmasının da zorunluluktan kaynaklandığını belirten Küçük, emeklilerin insanca yaşam ve dinlenme döneminde derin bir yoksulluğa mahkûm edilmesinin mevcut ekonomik tablonun en çarpıcı göstergelerinden biri olduğunu vurguladı.
Sendikal bürokrasiye sert eleştiri
Emek cephesinde bir hareketlilik olmasına rağmen bunun sonuç alacak düzeyde birleşik bir güce dönüşemediğini ifade eden Küçük, sendikal bürokrasiyi sert sözlerle eleştirdi.
Türkiye’de sendikaların büyük bölümünün hükümet ve sermaye ile uyumlu bir çizgide durduğunu savunan Küçük, bunun emek mücadelesinin önündeki en büyük engellerden biri olduğunu söyledi.
“Sendikalar işçi ve emekçilerin hak alma örgütleridir.
Eğer bu rolüne uygun davranırlarsa, bugün yoksulluğun bu kadar derinleştiği bir dönemde kitle hareketinin önüne geçmeleri gerekir.
Gerekirse genel grev ve genel direniş çağrısı yapacak cesareti ortaya koymalıdırlar.”
“Birleşik emek cephesi şart”
Birleşik bir emek mücadelesinin yokluğunun yaşanan sorunların temelinde yer aldığını vurgulayan Küçük, bu mücadelenin öncüsünün siyasi partiler değil, doğrudan emek örgütleri olması gerektiğini ifade etti. Siyasi partilerin bu talepleri destekleyebileceğini ancak asıl gücün emekçilerin birleşik mücadelesinde olduğunu dile getirdi.
Konuşmasının sonunda sermayenin her alanda büyüdüğünü, buna karşın emekçilerin alım gücünün ve sofrasındaki ekmeğin giderek küçüldüğünü söyleyen Vedat Küçük, şu sözlerle açıklamasını tamamladı:
“Bu nedenle emekçilerin talepleri etrafında birleşen, gerçek bir sendikal ve sınıfsal mücadele bugün yaşamsal bir ihtiyaçtır. Biz de bu doğrultuda mücadelemizi sürdürüyoruz.”






