SOLMEDYA – Hilafet devleti kurma hedefiyle 40’tan fazla ülkede örgütlü olan ve Yargıtay tarafından terör örgütü sayılan Filistin merkezli Hizbuttahrir, Türkiye’de son bir yıldır Gazze gündemi üzerinden yürüttüğü sokak eylemleri ve cemaatlerarası temaslarla dikkat çekiyor. Buna karşın AKP iktidarının örgüte yönelik herhangi bir etkili önlem almaması, “bilinçli görmezden gelme” tartışmalarını beraberinde getiriyor.
Hizbuttahrir, 27 Temmuz 2025’te Ankara’da IŞİD ve El Kaide bağlantılı Halis Bayancuk’un (Ebuhanzala) çevresiyle birlikte “ümmet”, “şeriat” ve “İsrail’le savaş” sloganlarının atıldığı bir eylem düzenledi. Bu eylemden güç alan örgüt, Gazze’deki savaşın yarattığı öfkeyi kullanarak diğer cemaatler ve gerici yapılarla ittifak kurma girişimlerini hızlandırdı. Güvenlik çevrelerinde bu süreç, örgütün kendisini “İslami yapıların ana çatısı” olarak konumlandırma ve içeride muhalif bir dini taban yaratma çabası olarak değerlendiriliyor.
Örgüt, 2025’in son çeyreğinde Türkiye yayın organı Köklü Değişim Dergisi aracılığıyla Ankara, Bursa, Hatay, Mersin, Diyarbakır, Adana, Aydın ve Aksaray’da özellikle gençleri hedef alan gerici faaliyetler yürüttü.
Suriye’de ağır cezalar
Türkiye’de Hizbuttahrir faaliyetleri fiilen serbest bırakılırken, Suriye’de örgüte karşı sert adımlar atıldı. Ocak ayı başında, aralarında örgütün medya büro başkanı Ahmed Abdulvahhab’ın da bulunduğu 25 Hizbuttahrir üyesine toplamda 180 yıla kadar hapis cezası verildi. Bu karar, Suriye’de emperyalist destekle iktidara gelen cihatçı HTŞ ile Hizbuttahrir arasındaki ideolojik ve silahlı çatışmanın da açık bir göstergesi oldu.
Hizbuttahrir her ne kadar birçok ülkede “silahlı mücadeleden uzak” bir çizgi izlediğini iddia etse de, Suriye’de bu tutumunu sürdürmedi. Örgütün, 2013’te “Suriye Mücahit Tugayları”, 2020’de ise “Bağımsız Devrimci Tugaylar” adı altında iki ayrı silahlı yapı kurduğu biliniyor. Bu yapılar üzerinden HTŞ’ye karşı zaman zaman silahlı eylemlere girişildiği de kaydediliyor.
Avustralya’da Bondi Plajı saldırısı sonrası adım
Hizbuttahrir, Avustralya’da ise 14 Aralık 2025’te Sidney’de gerçekleşen Bondi Plajı saldırısının ardından ülke gündemine oturdu. Yahudi topluluğu “Bondi Chabad”ın Hanuka Bayramı kutlaması sırasında düzenlenen saldırıda 15 kişi hayatını kaybetti, 40 kişi ağır yaralandı. Başbakan Anthony Albanese saldırıyı “antisemitizm ve terör eylemi” olarak nitelendirdi.
Saldırıdan haftalar önce Hizbuttahrir’in Avustralya Vilayeti yapılanmasının Sidney’in Bankstown bölgesinde “İslam: Dünyanın Çaresizce İhtiyaç Duyduğu Değişim” başlıklı bir konferans düzenlemesi dikkat çekti. Konferansta Reşidi Hilafet Devleti’nin Müslümanlar ve gayrimüslimler için “tek çözüm” olduğu savunuldu, örgütün önde gelen isimlerinden Wassim Doureihi açıkça eyleme geçme çağrısı yaptı.
Terör listesi yerine ‘nefret grubu’ yasası
Avustralya hükümeti, Hizbuttahrir’in terör örgütü listesine alınması için yeterli hukuki eşiğin aşılmadığını savunsa da, örgütün faaliyetlerini sınırlamak için yeni bir yasal düzenlemeye gitti. İşçi Partisi tarafından meclise sunulan ve “nefret grupları listesi” oluşturulmasını öngören yasa tasarısı kabul edildi. Yasayla birlikte, bu kapsama alınan gruplara üye toplamak, eğitim vermek, destek sağlamak veya faaliyetlerini yönlendirmek 15 yıla kadar hapis cezasıyla suç sayılabilecek.
Avustralya Güvenlik İstihbarat Teşkilatı Genel Direktörü Mike Burgess, Hizbuttahrir’i “terörist listeleme eşiğini henüz karşılamayan ancak ciddi biçimde endişe verici bir grup” olarak tanımladı. Örgüt ise yasanın kabulünü “Filistin aktivizmini ve İslami çalışmaları hedef alan tiranlık” olarak nitelendirdi.
Türkiye’de ise Hizbuttahrir’in sokak eylemleri, yayın faaliyetleri ve örgütlenme girişimleri karşısında iktidarın sessizliği sürüyor. Bu tablo, hilafetçi tehdidin Türkiye’de bilinçli olarak görmezden gelindiği yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.






