SOLMEDYA – Dışarıda yemek yemek, artan fiyatlar nedeniyle artık yalnızca bir keyif olmaktan çıktı. Restoranlarda iki kişinin ortalama bir akşam yemeği için ödediği 1.500–2.500 TL’lik hesap, özellikle dar ve orta gelirli haneler için ciddi bir bütçe yüküne dönüştü. Uzmanlar, bir öğünlük dışarıda yemeğin maliyetinin evde yemek yapmanın maliyetini katladığına dikkat çekiyor.
Dört kişilik bir ailenin ayda üç kez dışarıda yemek yemesi durumunda, aylık harcamanın 15–20 bin TL’ye ulaştığı belirtiliyor. Bu tutarla küçük bir beyaz eşya, televizyon, koltuk takımı alınabildiği gibi, bir ailenin aylık gıda ve temizlik ihtiyacı ya da bir tatil rezervasyonunun önemli bir bölümü de karşılanabiliyor. Bu nedenle dışarıda yemek, artık “anlık bir keyif” değil, uzun vadeli ihtiyaçlarla kıyaslanan bir tüketim tercihi haline gelmiş durumda.
Yüksek fiyatlardan yalnızca yurttaşlar değil, Türkiye’ye gelen yabancı turistler de şikâyetçi. Sosyal medyada sıkça dile getirilen “Avrupa’dan pahalı ama gelir seviyesi daha düşük” eleştirileri, özellikle turistik bölgelerdeki fiyatlara tepkinin arttığını gösteriyor.
Sektör temsilcilerine göre restoranların asıl kazancı ana yemeklerden değil, içecek, kahve, tatlı ve yan ürünlerden geliyor. Bir bardak kola ya da ayranın maliyeti 10–15 TL civarındayken 90–150 TL’ye satılması, filtre kahvenin 15–20 TL maliyetle 120–180 TL’ye sunulması dikkat çekiyor. Patates kızartması, makarna ve tatlılarda da benzer bir tablo söz konusu. Bu ürünler, işletmelere yüzde 300 ile 800 arasında değişen kâr marjları sağlıyor.
Buna karşın kırmızı et ve balık gibi ana yemeklerde yüksek hammadde maliyeti, fire oranları ve tedarik dalgalanmaları kârı sınırlıyor. Uzmanlar, kira, personel, enerji ve vergi giderlerindeki artışın yanı sıra bu yüksek marjlı ürünlere dayalı fiyatlama anlayışının da dışarıda yemeği pahalı hale getirdiğini vurguluyor.
Yapılan hesaplamalara göre dört kişilik bir ailenin evde hazırladığı ortalama bir akşam yemeği 300–500 TL’ye mal olurken, aynı menü orta segment bir restoranda 3.500–5.000 TL arasında fiyatlanıyor. Bu fark, birçok haneyi restoran harcamalarını kısmaya ve evde yemek yapmaya yöneltiyor.
İstanbul’da kebap restoranı işleten Mehmet Karacan ise fiyat artışlarının yalnızca yüksek kâr hedefiyle açıklanamayacağını belirtiyor. Karacan, “Son iki yılda en büyük yükümüz kira oldu. Personel giderleri, sigorta primleri, enerji faturaları ve vergi yükü işletmeleri zorluyor. Fiyat artırmak istemesek bile maliyetler buna zorluyor” diyerek işletmelerin ayakta kalma mücadelesine dikkat çekiyor.
Avrupa ile yapılan karşılaştırmalar da tabloyu ortaya koyuyor. Almanya, Fransa ve Hollanda’da iki kişilik orta segment bir akşam yemeği 40–70 avro arasında değişirken, bu tutar asgari ücretin yüzde 3–6’sına denk geliyor. Türkiye’de ise aynı harcama asgari ücretin yüzde 7–12’sini oluşturuyor.
Öte yandan Ticaret Bakanlığı’nın servis, masa ve kuver ücretlerini yasaklayan düzenlemesi sektörde tartışma yarattı. TÜRES Başkanı Ramazan Bingöl, bu uygulamanın tüketici lehine olduğunu belirtirken, kuver ve servis ücretlerinin menülere yansıtılmaması çağrısında bulundu. Tüketici örgütleri ise yurttaşlara, bu tür ücretlerle karşılaşmaları halinde ödeme yapmamaları yönünde uyarıda bulundu.






