Haber: Atilla YÜCEAK
Akademisyen Dr. Arif Yılmazoğlu’nun kaleme aldığı “Minyeli Değil Ünyeli Abdullah” başlıklı metin, 2016 sonrası Türkiye’de yaşanan OHAL ve KHK sürecinin bireyler üzerindeki yıkıcı etkilerini güçlü bir anlatımla kamuoyuna taşıyor. Metinde, bir PDF listesinde adını gören “Ünyeli Abdullah”ın yaşadığı şok üzerinden, suçun değil kişinin yargılandığı totaliter rejim pratiği ele alınıyor.
Yılmazoğlu, Ünyeli Abdullah’ın yaşadıklarını tarihsel bir bağlama oturtarak, Minyeli Abdullah örneği üzerinden Mısır’daki baskı rejimleriyle Türkiye’deki uygulamalar arasında paralellik kuruyor. Metinde, “önce suçlu ilan etme, sonra suç uydurma” pratiğinin, yalnızca bireyi değil ailesini ve toplumu da kuşatan bir zulüm mekanizmasına dönüştüğü vurgulanıyor.
Yazıda yalnızca tekil bir mağduriyet değil; öğretmenlerden akademisyenlere, polislerden askeri öğrencilere, kaymakamlardan ev kadınlarına kadar uzanan geniş bir kesimin maruz kaldığı “sivil ölüm” hali anlatılıyor. 2016’dan bu yana yaklaşık 700 bin kişinin gözaltına alındığı, 600 binden fazla kişinin tutuklandığı, on binlerce akademisyen, hâkim ve savcının görevinden ihraç edildiği hatırlatılıyor. Yaklaşık 3 milyon kişi hakkında terör soruşturması açıldığına dikkat çekilerek, temel hak ve özgürlüklerin sistematik biçimde sınırlandırıldığı ifade ediliyor.
Metinde, zorla kaybetmelerden işkenceye, cinsel saldırıdan mülkiyet gaspına kadar uzanan ağır insan hakları ihlallerine de yer veriliyor. Toplamda 153 çeşit insanlığa karşı suç işlendiği belirtilirken, hükümet politikalarının mağdurları “yaşayan ölülere” dönüştürdüğü vurgulanıyor.
İhraç akademisyen Bayram Erzurumluoğlu’nun çalışmasına atıf yapılan yazıda, KHK mağdurları arasında intihar ve boşanma oranlarının Türkiye ortalamasının katbekat üzerinde olduğu belirtiliyor. Bu verilerin, uygulanan politikaların yalnızca hukuki değil, aynı zamanda ağır psikososyal sonuçlar doğurduğunu ortaya koyduğu ifade ediliyor.
Dr. Yılmazoğlu, yazısını Yaşar Kemal ve Mehmet Akif’in toplumsal sorumluluk vurgusuna gönderme yaparak tamamlıyor. Metin, “Bu bir edebi metin değil; tarihe düşülmüş bir insanlık notudur” vurgusuyla, sivil ölüme maruz bırakılan milyonların yaşadığı zulmü kayıt altına alma çağrısı niteliği taşıyor.
KHK, OHAL, sivil ölüm, insan hakları ihlalleri, toplumsal travma, ihraçlar, Türkiye, totaliter rejim, ifade özgürlüğü, adalet, SolMedya






