SOLMEDYA – Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, bir siyasi tartışma sırasında kullandığı “çirkin” ifadesi nedeniyle yargılanacağı dava, duruşma günü gelmeden kapandı. Bakırköy 33. Asliye Ceza Mahkemesi’nde Cuma günü başlaması planlanan yargılama, İmamoğlu’nun kanundaki ön ödeme hükümleri kapsamında belirlenen tutarı süresi içinde yatırması üzerine düşürüldü.
İmamoğlu, 26 Ekim 2024’te Bakırköy’de düzenlenen SAHA Expo Fuarı sırasında Beykoz Belediyesi’nin AKP’li Meclis Üyesi Serkan Şahin’in eleştirilerine, “Çirkin siyasetine devam et, sen gerçekten çok çirkinsin” sözleriyle yanıt vermişti. Bu sözler üzerine 2025 Eylül ayında hazırlanan iddianamede, “hakaret” suçlamasıyla 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası talep edilmiş, ayrıca siyasi yasak uygulanması istenmişti.
Mahkemenin iddianameyi kabul etmesinin ardından yargı sürecinin başlaması beklenirken, İmamoğlu’nun ön ödeme yoluna gitmesiyle dava usulen sona erdi. Ceza hukukunda belirli suç tiplerinde uygulanan ön ödeme mekanizması, sanığın belirlenen miktarı ödemesi halinde kamu davasının düşmesini sağlıyor.
Öte yandan İmamoğlu hakkında daha önce de, 19 Mart’ta gözaltına alındığı ve 23 Mart’ta tutuklandığı süreçte, “kent uzlaşısı” soruşturması kapsamında İstanbul Adliyesi’nde görevli iki savcıya hakaret ettiği iddiasıyla açılan dava da ön ödeme nedeniyle düşmüştü. İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesi, savcının aksi yöndeki görüşüne rağmen, ekim ayında bu dosyada da düşme kararı vermişti.
İmamoğlu’nun tutukluluğu ise İBB’ye yönelik mali soruşturma ve “kent uzlaşısı” başlıklı dosyalar kapsamında devam ediyor.
EDİTÖR NOTU
Siyasetin dili sertleşirken, yargı süreçlerinin siyasal rekabetin gölgesinde şekillendiği tartışmaları da büyüyor. Bir söz üzerinden hapis ve siyasi yasak talep edilen dosyaların, ön ödeme mekanizmasıyla kapanması; hukukun nasıl işletildiği sorusunu kamuoyunun gündeminde tutuyor. Sol medya açısından mesele yalnızca bir kişinin davası değil, ifade özgürlüğü ile siyasal alanın daraltılması arasındaki gerilimin görünür hale gelmesidir. Demokratik toplumlarda siyasal eleştirinin sınırları, cezalandırma refleksiyle değil, özgür tartışma zeminiyle belirlenmelidir.






