25 Ocak 2026 Pazar günü, Safranbolu Hanımeli Kafe’de, tam 47 yıl önce, yamaçların karla kaplı olduğu, “Fabrika Yapan Fabrika” Karabük Demir Çelik fabrikalarının bölgeyi emek, çelik ve kömür kokulu bir dumanla selamladığı yakın kış günlerinde ilk kez ayak bastığım ve kendileriyle bir tür sürgüne uğramış genel cerrahi uzmanı olarak tanıştığım Safranbolu ve Karabük halkıyla yeniden buluştum. Safranbolu Atatürkçü Düşünce Derneği’nin konuğu olarak geldiğim toplantıda “Anadolu Rönesansı Ve Aydın Cinayetleri”ni konuştuk.
24 Ocak günü Uğur Mumcu ile başlayan 31 Ocak günü Atatürkçü Düşünce Derneği Kurucu Genel Başkanı, 1961 Anayasası mimarı ve Kurucu Meclis Anayasa sözcüsü Prof. Dr. Muammer Aksoy’un öldürülmesi ile sonuçlanan ve uzun bir zamandan bu yana “Adalet Ve Demokrasi Haftası” olarak kutlanan olaylar zincirinin arkasındaki güçleri, tarihimize ve bugünümüze etkileri üzerinde dağarcığımda ne var ne yoksa o güzel insanlara aktarmaya çalıştım…
Konuşmayı adeta “Dört Göz, Dört Kulak” ile dinlediler ikinci vatanım saydığım bu güzel yörenin emeğe çok değer veren pırlanta yürekli ve vefalı yurttaşları. Yanımda bir bavul dolusu getirdiğim kitaplardan geriye bir tane bile kalmadı; sevinerek imzalatırdılar; birlikte fotoğraflar çektirdiler.
24 Ocak, aynı zamanda Süleyman Demirel tarafından ekonomi politikalarının başına getirilen Turgut Özal’ın kamuya ait varlıkları satışa çıkarmaya başladığı, piyasada kamu payının azaltılarak ülkenin emperyalizme ve işbirlikçisi ekonomik güçlere teslim edildiği, özelleştirmelerin, dışa bağımlı bir ekonominin, sömürünün çoğaldığı ünlü kararların yaşama geçirilmeye başlandığı bir tarihtir (1980). 12 Eylül 1980 faşist darbesi, bir yanıyla da o kararların serbestçe yaşama geçirilebilmesi, direnişin yok edilmesi için yapılmıştır denebilir. ABD CİA Türkiye İstasyon Şefi Paul Henze’nin “Our Boys” dediği darbeciler, o günkü yurt ve yurttaş ihanetlerini, işkenceciliklerini, zulümlerini Atatürk kılıfıyla örtmeye çalıştılar. Emperyalist politikalar, yeri gelir kendi yardakçısı olan kafaları ülke yönetiminde etkin duruma getirir, yeri gelir kendi denetimine alamadığı, onurlu, özgürlükçü politikalar izleyen aydınları ortadan kaldırmak için “milliyetçi” ya da “İslamcı” kılıklara büründürdüğü beyinsiz tetikçiler kullanır.
Uğur Mumcu ile Gaffar Okkan’ın öldürüldükleri 1993 ile 2001 tarihleri arasında sekiz yıl olmasına karşın failler ve fiil bakımından çok fark olduğu söylenemez. Uğur Mumcu cinayetinin arkasında yer almış, sonraki dönemlerin dürüst İçişleri Bakanı Saadettin Tantan tarafından ortaya çıkarılmış İran kaynaklı dinci terörü İran’da iktidara getiren de ABD emperyalizmidir. Yine ABD emperyalizmi eliyle iktidar değişikliği yapılmış Irak’ta geçtiğimiz yıl 9 yaşındaki kız çocuklarının evlenebilmesi için yasa çıkarılmış, çocuk tecavüzü yasal duruma getirilmişti. İslam coğrafyasının erkek egemen derebeyi mantığının asıl kışkırtıcısı, onları yeri geldiğinde elde silah birbirine karşı savaşa süren, sözde aradığı, yeri geldiğinde başına milyon dolarlık ödüller koyduğu “teröristlere” kravat taktırıp kendi televizyonlarında CİA ve ABD Başkanları ile güle oynaya görüntüler verdiren, Müslüman ve çocuk katili İsrail’e kutsal Golan tepelerini işgal ettiren emperyalizmin Şarkiyatçı politikalarıdır.
Kitap imzalattıranlar arasında bulunan, Karabük’e geldiğim yıllarda yakışıklı, genç bir lise öğrencisi olan, şimdi kır saçlarıyla öğretmenlik yapan ve Eğitim İş Sendikası Karabük Şubesi yönetiminde bulunan Cavit Şengül, o zamanlarda kazayla alnına saplanmış bir kömür parçası için kapı kapı, hastane hastane gezdiğini ama çözüm bulamadığını, benim kendisini görür görmez sorgusuz sualsiz masaya yatırıp gereken işlemi yaptığımı, aynı gün, birisinden de bir odun parçası çıkardığımı, “Kışlık yakacağı tamamladık” diyerek şakalaştığımı anlattı.
Hayal meyal anımsadım tam on yedi yıl aralarında bulunup geceli gündüzlü ameliyatlar yaptığım, her gün yüzlerce hasta baktığım, Karabük Demirspor’da futbol oynadığım, Demir Çelik Karabükspor Yöneticisi olarak takımı ilk kez 1. Lige çıkarmış yönetimde bulunduğum, Karabük’te Atatürkçü Düşünce Derneği kurucusu olduğum, iki kızımı çok başarılı öğrenciler olarak okuttuğum, 12 Eylül faşizmi yıllarında beni bağrına basmış insanların arasında bulunduğum o hem çok sıkıntılı, hem büyük mutluluklar bulduğum zamanları…
Selam olsun Safranbolu ve Karabük halkına, selam olsun emeğin ve adaletin savaşçılarına…
Gününüz aydın olsun…
26 Ocak 2026, Alper Akçam



