Emperyalizm bombayla, kanlı gözyaşıyla demokrasi satamaz!
“Başka ülkelerin iç işlerine karışmayacağız” diyen ABD, Suriye’den Venezuela’ya yine sahnede.
Demokrasi söylemi bir kez daha çöktü.
Ortada olan şey barış değil;
Petrol, hegemonya ve küresel sermaye çıkarları ve işbirlikçi oligarşik diktatörler için yürütülen kanlı bir işgal siyaseti.
Yalanla Başlayan, Bombayla Devam Eden Bir Düzen!
ABD emperyalizmi,
bir kez daha kendi yalanlarının altında kalmıştır.
Dünya kamuoyuna verilen “Müdahaleler sona erecek” sözleri daha kurumadan, tehditler havada uçuşmuş, yaptırımlar devreye sokulmuş, askeri senaryolar masaya konmuştur.
Soruyoruz:
Venezuela’da işgale hayır da Suriye de ve İran’da işgale evet mi?
ABD’nin Suriye’de ne işi var?
İran’da, Venezuela’da ne arıyor?
Yanıt açıktır:
Ne demokrasi,
ne özgürlük, ne insan hakları…
Aranan tek şey çıkar, enerji kaynakları ve jeopolitik emperyal egemenlik.
Düşmanımın düşmanı dostum değildir!
Emperyalizmin Kendisi Sorundur!
Emperyalizm, halkları birbirine kırdırarak var olur.
“Düşmanımın düşmanı benim dostumdur” anlayışı, halkları felakete sürükleyen bilinçli bir tuzaktır.
ABD;
yerli işbirlikçileri,
oligarşik klikleri,
baskıcı rejimleri kullanarak
dünyanın her yerinde alan genişletmektedir.
Bu bir komplo değil, açık bir tarihsel gerçektir.
Trump:
Sistemin Kaba ve Pervasız Yüzü!
Donald Trump, emperyalizmin istisnası değil, özetidir.
Tek cümleyle ülke tehdit eden, tek yaptırımla halkları açlığa mahkum eden bir siyaset tarzı…
Trump konuşur,
bombalar susmaz.
“Barış isteyen” diyen bir emperyalist ülke olmuş mudur?
Tarih bunun tek bir örneğini bile yazmamıştır.
Venezuela: Demokrasi Masalı, Petrol Gerçeği!
Venezuela halkı iki ateş arasında bırakılmıştır.
Bir yanda halkın desteğini büyük ölçüde yitirmiş, ülke kaynaklarını kendi iktidarını korumak için kullanan bir baskıcı yönetim;
Diğer yanda petrol için “Demokrasi” maskesi takan ABD emperyalizmi.
ABD’nin Venezuela’ya ilgisi sandıkla değil, petrolle ilgilidir.
Bu gerçek ne kadar inkar edilirse edilsin değişmez.
Demokrasi Bombayla Gelmez!
Açık ve net bir gerçek vardır:
Demokrasiyle yönetilmeyen bir ülkede toplum gelişemez, huzur bulamaz.
Ancak bu gerçek, emperyalist müdahalelerin gerekçesi olamaz.
Demokrasi, B-52 bombardıman uçaklarıyla değil,
halkların kendi mücadelesiyle kazanılır.
ABD’nin girdiği her ülke bunu acı bedellerle öğrenmiştir.
Ortadoğu da Demokratik Kazanımlar Tehlikede!
İran, Suriye,
Irak, Türkiye…
Bu coğrafyada halklar yıllar süren mücadelelerle elde ettikleri demokratik kazanımları bugün kaybetme riskiyle karşı karşıyadır.
Emek ve sınıf mücadelesi zayıflatıldıkça,
örgütlülük dağıtıldıkça,
emperyal güçler ve onların yerli işbirlikçileri daha pervasız davranmaktadır.
Daha fazla sömürü,
daha fazla baskı,
daha fazla katliam…
Ulusal Egemenlik Sermayeye Engel!
Küresel sermaye ve yerli feodal işbirlikçileri için artık:
Sınırlar engeldir,
egemenlik fazlalıktır,
halk iradesi ise aşılması gereken bir sorundur.
Bu düzende susanlar,
görmezden gelenler,
kısa vadeli çıkarlarını önceleyenler;
Emperyalizmin suç ortağıdır.
Çember Daralıyor
Bugün Venezuela,
dün Suriye,
yarın İran ve Türkiye ya da başka bir ülke…
Emperyalist çember daralmakta, sıranın kime geleceği hesaplanmaktadır.
Bu gerçeği görmeyenler değil, görmek istemeyenler suçludur.
Dayanışma Bir Tercih Değil, Zorunluluktur!
Venezuela halkıyla dayanışma,
Suriye’de zulüm gören Alevilerle dayanışma,
dünyanın neresinde olursa olsun işgale karşı çıkmak;
Bu bir ideolojik lüks değil,
yurtseverliktir,
demokrasiden yana olmaktır,
emekten yana saf tutmaktır.
Emperyalizme karşı durmak, insanlıktan yana omuzdaş olmaktır!..



