Girayalp KARAKUŞ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Quo Vadis: Sosyalist Sola Eleştiriler 3

Quo Vadis: Sosyalist Sola Eleştiriler 3

Sosyalist solun çocukluk hastalıklarından birisi de silahlı mücadele takıntısıdır. Türkiye sosyalist solu kahramanlarının çok olduğu bir politik harekettir. Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı, Sinan Cemgil ve daha birçokları…

Advert
featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

 

Çözüm: Demokratik Sosyalizm

Doç. Dr. Girayalp Karakuş

Sosyalist solun çocukluk hastalıklarından birisi de silahlı mücadele takıntısıdır. Türkiye sosyalist solu kahramanlarının çok olduğu bir politik harekettir. Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı, Sinan Cemgil ve daha birçokları… Bu isimler sosyalist mücadele için hayatlarını ortaya koymuş ama sistem tarafından bertaraf edilmiş kahramanlardır. Her birine saygı duyuyorum… Ancak günümüz Deniz Gezmişler, Mahir Çayanlar, Sinan Cemgiller dönemi değildir. İhtilalci sosyalizm dünyanın pek çok yerinde denenmiş ve başarısız olmuş bir yöntemdir. İhtiyaç olan şey politik kahramanlardan ziyade sistemi dönüştürebilecek özneleri ön plana çıkarabilmektir. Bunun yöntemi de demokratik yollardan ilerleyerek kapitalizmi kendi silahı ile vurmaktan geçmektedir. Silahlı mücadele ise neşet ettikleri toplumlarda yıkıma yol açmaktadır. Kazananı olmayan bir savaş da denilebilir. Örneğin; Kolombiya’da FARC örgütü yıllardır mücadele ediyor ne gibi kazanım elde etmiştir? Sosyalistlerin yapacağı şey anayasal bir hareket olabilmektir. Kitlelere 19. yüzyılın terminolojisi ile yaklaşılmamalıdır. Şili’de Marksistler demokratik yollardan iktidara geldiler sonunda darbeyle yıkıldılar denilebilir. Evet… Şili’de Marksist-Leninist bir hareket yoktu ama Şili’de solcuların hâlâ iktidarda olduklarını da belirtmem gerekir.

İzlenecek yol demokratik sosyalizm olmalı… Nedir demokratik sosyalizm? Demokratik sosyalizm toplumun dönüşümünü devrime gerek kalmadan demokratik yoldan dönüştürmeye çalışan sosyalist harekettir. Örneğin; Karl Marks’a göre, gerçek demokrasi Fransız Devrimi ile başlar ama devrim tamamlanamadığı için nihayete varamamıştır. Demokrasi derinleştikçe kurumsallaşma sağlanır ve devlet-toplum yabancılaşması ortadan kalkar böylece halk egemenliği sağlanmış olur (Öztürk, 2011-2012, s. 187-188). Bazı insanlar demokratik sosyalizmi sosyal demokrasi ile karıştırmaktadır. İki politik hareket arasında çok fark olduğunu söylemeliyim. Örneğin; sosyal demokrasi kapitalist sistemin içerisinde onu reforme ederek ayakta kalmaya çalışan bir ideo-politik bir sistem anlayışıdır. Oysa demokratik sosyalizmde ciddi bir kapitalizm karşıtlığı vardır. Kamusal mülkiyete önem verirler. Piyasa sosyalizmini savunurlar. Ülkenin büyük sanayi yatırımlarını devletleştirmeyi isterler. Küçük özel mülkiyetteki üretim ilişkilerini özel teşebbüse bırakırlar. Sosyal demokrasi de ise Norveç örneğinde olduğu gibi kamu mülkiyeti sınırlıdır. Sadece işçilerin karar mekanizmalarını belli bir oranda katılımı vardır. Demokratik sosyalizm Leninizm’in devrim yöntemlerinden ayrılır. Demokratik sosyalizm amaca ulaşmada Bernstein’ın evrimsel sosyalizm anlayışını benimserler. İngiliz Fabiancılığı’ndan da etkilenmişlerdir. Gerçekten de Türkiye gibi din ve milliyetçiliğin prim yaptığı bir ülkede devrimci anlayış şok etkisi yaratabilir ama evrimsel yaklaşım yapılacak reformların halk tarafından sindirile sindirile benimsenmesini sağlayabilir. Sosyalistler öncelikle kendi tezlerine güvenmeli zira sosyalistlerin öne sürdüğü şeyler insanların hassas noktalarına dokunmaktadır. Sosyalistlerin demokratik yoldan silahları vardır. Bugün yoksulluk, adaletsizlik, eşitsizlik gibi konulardan ortalama her insan şikâyet etmektedir. Sosyalistlerin silahı da bu konulardaki hassasiyetleridir.

Sosyalistlerin değiştirmesi gereken anlayışlarından birisi de tarih tezlerdir. Sanayileşmiş bir toplumda medeni insana vurgu yapmaktadırlar. İşçi sınıfına hak ettiğinden fazla önem vermektedirler. Oysa piyasa veya planlı ekonomide yönetilen toplumlardan daha komünal yaşam sürenler geleneksel toplumlardır. Bu toplumların medeni insandan daha insancıl özellikleri vardır. Sosyalizmdeki alturist dayanışmacı anlayış tam olarak bu toplumlarda hayat bulmuştur. Sanayileşmiş toplumlardaki medeni insan bencildir. Oysa geleneksel toplumlarda insanlar yalan bilmez. Yiğittir. Özel mülkiyeti kutsamazlar. Dürüstlüğe saplantılı derece de bağlıdırlar. Yani demek istediğim sosyalistler yeni insan yaratmak istiyorsa örnek alacağı insan tipi geleneksel ilkel-komünal toplumlardır. Onların özelliklerini alan bir toplum inşa etmeliler. Bu konuda Hikmet Kıvılcımlı’nın tarih tezi incelenmelidir. Kıvılcımlı Marksist külliyatı kendisine rehber edinen bir aydın idi. Ama Marks’ta eksik gördüğünü söylediği antika tarih ve Morgan’da eksik olan tarihsel devrimler kavramsallaştırmasını farklı disiplinler vasıtasıyla oluşturmuştur (Eliaçık, 2021, s. 96-97). Aynı tarihsel tezi (geleneksel komünal toplumlar) İslami ekonomist Muhammed Abdülmennan’da da bulabiliriz.

Türkiye’de bazı sosyalistler Batı’nın sınıf mücadelesi tarihini Türkiye’ye uyarlamaya çalışmaktadır ancak ne yazık ki maya tutmuyor. Çünkü Batı-Doğu uzlaşmazlığında sosyolojik farklılıklar var. Batı’da devrimler alttan üste olurken biz de tam tersi olmuştur. Hiçbir zaman devrimci kopuşlar yaşanmamıştır. Örneğin; Celali İsyanlarını öne sürenler olabilir. Oysa Celali İsyanlarından bir Thomas Münzer’in Köylü Ayaklanması çıkarılamaz. Çünkü Celali İsyanları sosyolojik olarak incelendiğinde Alevi-Sünni uzlaşmaz çelişkisinin bir tezahürüydü. Özü itibariyle mezhepçi olduğundan tarihsel olarak ilerici sayılamaz.

Türkiye’de sınıfsal çelişkilerin olmadığını öne sürmek ham bir fikir olacaktır. Temel olarak Türkiye solunun söylemlerindeki teorik yanlışlıklar pratik düzlemde tezahür ediyor. Türkiye solu bilinenleri tekrarlasa da bir teorisi vardır. Ancak pratiğe dönüşümü noktasında yaşanan aksaklıkları görmek istemiyor. Apoloji noktasında da sorun görmüyorum ama yeni yollar bulma noktasında teorik boşluklar olduğunu düşünüyorum. Örneğin; Türkiye’de sol hak ettiğinden fazla bir şekilde işçi sınıfına önem veriyor. Oysa tarih boyunca yeni çığırlar açan iki sınıf olmuştur: 1-Ruhban sınıfı 2- Burjuvazi. İşçi ve köylü sınıfı tarihin hiçbir safhasında başat oyuncu olamamıştır. Kültürel görececilik diye felsefi kavram vardır. Bizim kültürümüzde olağan karşılanan bir olgu başka bir kültürde olağan karşılanmayabilir. Yani Batı’da belli ölçüde oluşan işçi sınıfı bilinci bizde yeşerme olanağını sağlayamadı ya da izin vermediler denilebilir. Bunun pek çok nedeni var. Bu ayrı bir makale konusudur. Ama nedenlerden en önemlisinin 1980 Darbesi olduğunu söylemem elzemdir. Bu darbeyle işçi sınıfının hafızası silinmiştir.

Sosyalistlerin asıl önem vermesi gereken sınıfın orta sınıf olduğunu düşünüyorum. Çünkü düşünsel anlamda artı-değer yaratan sınıf orta sınıftır yani Marksist jargonda söylemek gerekirse “küçük burjuvazi”. Dünyada ideolojiler yaratan, devletlere bürokrat yetiştiren, topluma akıl hocalığı yapan kesim orta sınıftır. Kim bu orta sınıf? Sağlıkçılar, hukukçular, eğitimciler vs… İşte toplumsal dönüşümü yapacak olan bunlardır…

Son olarak işçi sınıfının ontolojik yapısı da değişmiştir. Prekarya diye bir sınıf ortaya çıkmıştır. Sosyalistlerin bu sınıfa da eğilmeleri gerekir. Nedir prekarya? Güvencesiz çalışan bir nevi taşeron işçilerdir. Klasik anlamda bahsedilen işçi sınıfının tek özelliği vardır: “Kapitalist üretim ilişkilerini grev ve boykotlar ile akamete uğratabilmesi” Ancak politik bilinç olmadıktan sonra bu özellik hiçbir şeye yaramamaktadır. İşçi sınıfı bugün itibariyle kapitalist sömürü ilişkilerinin kendisine dayattığı işini kaybetme korkusuyla hareket etmektedir. Yani eli kolu bağlı bir durumdadır.

Yazı devam edecek…

Kaynakça

Öztürk, Armağan, “Birikim Dergisinde Liberal Sol İdeoloji Üzerine Eleştirel Bir Değerlendirme”, Doğu Batı, 59, Ocak 2011-2012, s. 187-188.

Eliaçık, Canan Özcan, “Hükmet Kıvılcımlı’nın Tarih Anlayışı ve Tarih Tezi”, Geçmişten Geleceğe Kıvılcımlı’yı Anlamak, Notabene Yayınları, İstanbul, 2021, s. 96-97.

Quo Vadis: Sosyalist Sola Eleştiriler 3
+ - 0
Advert

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin