Doç. Dr. Girayalp Karakuş
Bilindiği üzere Soğuk Savaş dönemi sosyalistlerin birçoğu liberal demokrasiyi “burjuva demokrasisi” diyerek hafife almıştı. Marksistler burjuva demokrasisinin alternatifi olarak proletarya diktatörlüğünü öne sürmüşlerdir. Onlara göre bu demokrasi biçimi çoğunluğun idaresi idi. Zaten demokrasi de çoğunluğun idaresi değil miydi? Toplumun geneli ücret karşılığı emeğini sattığı için işçilerin hâkim olduğu bir demokrasi olması gerekiyordu. Bu anlatım düz ve yalındır. 70 yıllık reel sosyalizm anlayışını acımasızca eleştirmek istemiyorum çünkü Sovyet Devrimi kapitalistleşmemiş bir toplumda prematüre doğmuş bir organizmaydı ve bu organizmayı yaşatmak için 70 yıllık bir tecrübe yaşandı. İnsanlık adına yararlı işler de yapılmadı değil.
Sosyalizm-demokrasi ilişkisine gelince işçi sınıfına dayanan tek partili bir sistem son derece yanlış bir anlayışın ürünüdür. Neden? Çünkü bu demokrasi anlayışında karşı devrimci güçlerin kendilerini gizleyerek işçi sınıfı partisinde faaliyet yapmaları mümkün hâle gelebiliyor. Oysa çok partili sistemde bu güçler istedikleri gibi fikirlerini açıklayabilme fırsatı elde edebilirler. Lenin’in 1917-1918 yılları arasında yayımladığı yazılarda da çok partili hayata vurgu vardır. Ayrıca Lenin çok partili siyasi hayatta işçilerin iktidarı başka partilere de devredebileceğini belirtmiştir. Lenin, “demokrasi sınıf kavgasını ortadan kaldırmaz, tam tersine demokrasi sınıf kavgasını daha açık, daha geniş, daha kolay hale getirir” diyor. (Yürükoğlu, 1982, s. 15)
Soğuk Savaş döneminde Sovyetler ve Doğu Avrupa ülkeleri tutarlı bir demokrasi anlayışı geliştiremedikleri için sistem krize girdi. Yeni insanı yaratamadılar. Örneğin Çek yazar Vaclav Havel’in tutuklanması komünist bloğun ifade hürriyetine olan bakışını açıklaması bağlamında önemlidir. Oysa Sovyet yöneticileri onu tutuklamak yerine eleştirilerine kulak verseydi sistem belki de kendini reforme edebilecekti. Havel tutuklanmasına sebep olan makalede şunları ifade etti:
Makale, sosyalizmin ne olmadığına da ayna tutuyor.
“Totaliterliğin yeni yüzü insan hayatının her alanında dokunuyor. Sistemin ikiyüzlülüğü ve yalanları hayatımızın her köşesine siniyor. Bürokratik bir hükümete popüler iktidar diyoruz. Çalışan sınıf, kendi adına yapılanlarla köleleştiriliyor. Bireyin kıyasıya aşağılanması, ’özgürleştirilmesi’ kisvesiyle sunuyor. İnsanları bilgiden yoksun kılmak, bilginin yaygınlaştırması diye adlandırıyor. Yönlendirmek için kullanılan iktidar gücü, halkın gücünü kullanması olarak nitelendiriliyor. İktidar gücünü keyfi kullanımı, yasaların uygulanması oluyor. Baskı kültürü ‘gelişme’ adıyla paketleniyor. Emperyal etkinini yayılması, ezilmişe yardım diye etiketleniyor. İfade özgürlüğünden yoksun bırakmak, özgürlüğün en ileri noktası diye yansıtılıyor.” (bianet.org, 2023, s. 1)
Sosyalist sistemde muhaliflerin de kitapları yayımlanmalı. Sistemi eleştirebilmeli. Gazeteler çıkarabilmeli. Sendikalar ve sivil toplum örgütleri çeşitlilik arz etmeli. Seyahat özgürlüğü olabilmeli. Sovyetler’de bunlar olmadığı için Komünist Parti’nin ileri gelenleri dahi çocuklarının Amerika’da eğitim görmesini istemişti. Örneğin; Hidrojen bombasını bulan Saharov gibi.
Proletarya diktatörlüğünde de işçi sınıfı kendi kendini yönetemez. Çünkü artı-değer yaratacak bilgi ve donanıma sahip değildir. Yine Sovyetler’de olduğu gibi işçi sınıfı çıkarına hizmet ettiğini iddia eden oligarşik bir yönetim ülkeyi yönetecektir dolayısıyla oligarşik yapının oluşmaması için radikal demokrasi şarttır. Özgürlükleri olabildiğince arttırmak gerekir. Sosyalistler iktidarı kaybedecekleri korkusuyla ülkeyi demir yumruk ile idare etmemelidir. Kapitalist sistem de 10-15 sene içerisinde kurumsallaşmadı. Birçok kriz atlattı. Sosyalist bloğun oluşmasıyla kapitalist ülkeler kendini reforme etti. Aynı kurumsallaşmayı sosyalistler de yapabilir. (bianet.org, 2023, s. 1)
Demokratik sosyalizm sosyal demokrasi değildir. Sosyal demokrasi kapitalist sistem içerisinde yer alıp sistemi yenileyerek ayakta kalmaya çalışan bir sistemdir. Oysa demokratik sosyalizmin ulus-devletlere, kapitalist sisteme ve sömürü düzenine karşı ciddi eleştirileri vardır. Demokratik sosyalistler 70 yıllık reel sosyalizm deneyimini de indirgemeci bir yaklaşımla toptan ret etmez.
Çağın sosyalizmi demokratik olmalıdır. (bianet.org, 2023, s. 1) Lenin ve Marx’in idealize ettiği demokrasi anlayışı. “Paris Komünü” idi. Bu demokrasi anlayışına göre; devlet görevlilerinin hepsi seçimle belirlenecek ve halk memurlardan memnun olmadığında geri çağırma hakkına sahip olacaktı. Ayrıca en yüksek devlet memurunun aylığı işçinin maaşını geçmeyecekti. Toplumsal konular referanduma sunulacak. Görüşülen yasalar halkın huzurunda görüşülüp karara bağlanacak. Tarafsız ve adil seçimler olacak.
Okuduğum bazı sosyalist eserlerde dikkatimi çeken bir şey daha var: “devlet, toplum ve din arasındaki ilişki” Bazı yayınlarda sosyalist devletin din ile mücadele etmesi gerektiğinden bahsediliyor. Evet… Devletin dini olmaz ama devlet dinsizliği ideolojileştirip devlet politikası hâline getirerek dinsizliği yaygınlaştırmamalıdır. Din insanların özel bir alanıdır ve öyle de kalmalıdır. Lenin din konusundaki görüşleri de bu şekildedir: “Dinin devletle ilişkisi olmaması, dinsel kurumların hükümete değin yetkileri bulunmaması gerekir. Herkes istediği dini izlemek ya da dinsiz yani kural olarak bütün sosyalistler gibi ateist olmakta tamamen özgür olmalıdır. Vatandaşlar arasında dinsel inançları nedeniyle ayrım yapılmasına kesinlikle göz yumulamaz. Resmi belgelerde bir vatandaşın dininden söz edilmesine de son verilmelidir. Kiliseye ve dinsel kurumlara hiç bir devlet yardımı yapılmamalı, hiç bir ödenek verilmemelidir.” (Lenin, 1979)
Sonuç olarak yazımı Metin Çulhaoğlu’nun şu sözüyle bitirmek istiyorum:
“Kuşkusuz, son dönemde sosyalizme yönelik ilgi canlanışında “burjuvazinin yeni oyunlarını” görüp buradan yeni alarm durumları çıkaranlar da olacaktır. Onlar da ona buna Stalin tokadı atacaklarına önümüzde yeni bir dönemin olduğunu ve bu dönemin eskisine göre farklı birtakım yaklaşımları, yöntemleri ve söylemleri gerektirdiğini görürlerse çok iyi etmiş olurlar.”
Kaynakça
Yürükoğlu R., Sosyalizm ve Demokrasi, İşçinin Sesi Yayınları, 1982.
https://m.bianet.org/biamag/yasam/273907-reel-sosyalizmden-demokratik-sosyalizme Son Erişim Tarihi: 04.08.2023.
Lenin, Din Üzerine, Ekim Yayınları, Ankara, 1979.




