“Akılsız”, “bilgisiz”, “beceriksiz”, “ahlaksız”, “utanmasız”, “saygısız”, “sahtekâr”, “vicdansız”, “onursuz”, “kendini bilmez, kendini tanımaz”, “kara cahil”
Bu her bir kavram insanı “İNSAN” eden, doğal haliyle insanın yaratılışındaki güzel ve hayırhah niteliklerin katili olan, insanı insanlığından uzaklaştıran kusur ve şer listesi kalemi…
Böyle bir kişilik yapısından insanlığın başına bela olmaktan başka ne beklenir?
“Meclisten dışarı” demeyi çok isterdim…
Aklı olan, onuru olan, kendini tanıyan, kendine saygısı olan cahil cesareti ile bilmediği, beceremeyeceği işlere burnunu sokmaz.
Toplumun benimsediği değer yargılarına karşı çıkmaz, geleneklerini değiştirmeye, kutsallarına saldırmaya cüret etmez.
Ahlakı olan yalanlar söylemez, düzenbazlıklar yapmaya tevessül etmez.
Kendine ve başkalarına saygısı olan başkalarına hakaret sözleri sarf etmez.
Vicdanı olan, temiz ahlak sahibi olan kul hakkı yemez, harama el uzatmaz.
Onuru olan hak etmediği şeyleri sahiplenmeye, sahtekârlıklar yapmaya tevessül etmez.
Sonuç olarak;
İnsan soyundan gelen bir yaratık, yediği haramlar, yaptığı sahtekârlıklar, söylediği yalanlar, topluma verdiği zararlar ortalığa saçılarak ayyuka çıkıp kara bir leke gibi alnına yapışmışken, eğer topluma hala meydan okumaya devam ediyorsa…
O kendini bilmez, tanımaz, akıl, vicdan, ahlak yoksunu, utanması, onuru olmayan, cahil bir insan müsveddesidir.
Tanrı tüm insanlığı böyle bir felaketten korusun…






