AYSEL YENİDOĞANAY
Dostoyevski’nin bir romanının içinde yaşıyor gibiyiz… Hava gri ve soğuk, insanlar yoksul ve mutsuz…
Kar kaplamış yurdun dört bir yanını. Karla birlikte insanlar da yokluk ve yoksullukla kuşatılmış. Düşmemek için mücadele ettikçe daha çok batıyorlar; boy vermeye çalışıyorlar zamların kan donduran soğuğundan. Gözlerini kapatacak olsalar yenik düşecekler ölüm uykusuna…
İnsanlar mutsuz: Bir gün aç bir gün tok yaşamanın formülü bulunmadı henüz.
İnsanlar mutsuz: Yarının ne getireceği korkusuyla yaşıyor.
İnsanlar mutsuz: “Yetmez ama evet” çilerin ördükleri çorabın bedelini ödüyor.
Ülkeyi getirdikleri nokta bu: Yol yaptık!
Enflasyon almış başını gidiyor. Üretim yok. Fabrikalarda makineler durdu. Esnaf kepenk kapatıyor. Çiftçi borcunu ödeyemiyor. “Zamlı maaş aldım” diye sevinen asgari ücretli, elektrik faturasını görünce kalp krizi geçiriyor. Kirasını üç aydır ödeyemeyen kiracıyı ev sahibi evden atmakla tehdit ediyor.
Ama siz de hiçbir şeyden memnun olmuyorsunuz; yol yaptık ya!
Evet, yol yaptı, herkes secdeye dursun!
Daha az özgürlük, daha az demokrasi, daha az adalet, daha az itibar, daha kötü eğitim sistemi, daha çok yoksulluk…
Ama yol yaptık!
“İnsan kendinden bir şeyler verdiği zaman yükselir, başkalarının acılarına merhamet duymakla zenginleşir.” diyor Stefan Zweig.
Evet, onlar da kendilerinden bir şeyler veriyorlar; 200 bin trolü maaşa bağlamışlar. Sosyal medya hesapları takip ediliyor.
Başkalarının acılarından beslendikleri için, merhamet duyguları bir çocuğun duygularıyla oynamakla sınırlı.
“Benim halkım” diyen biri, yüzlerce korumayla gezerek halktan uzak yaşıyor.
Mobese kayıtlarından her olayı anında görüntüleyebilen bir sistem var; hiçbir şeyin gözden kaçmasına olanak yok ama uzayıp giden ekmek kuyruklarını göremiyorlar.
Bizde çok güzel bir dua var: Allah’ın rahmeti üzerinize olsun.
Bir kişi o rahmetten nasibini alamamışsa yüreğinde ne Allah sevgisi olur ne de merhamet duygusu…
Merhamet demişken Neyzen Tevfik’i anmadan geçmeyelim:
“Neyzen Tevfik sokakta çökmüş yere yalınayak.
Bir çocuk yaklaşmış yanına:
-Boyayalım mı?
Neyzen acımış.
-İskarpinim yok, yüzümü boya.
Üç kuruşunu vermiş.
Ahmed Rasim geçiyormuş oradan.
Neyzen’i görünce:
-Bu ne ? Othello’yu mu oynadın? diye sormuş.
Neyzen’in cevabı düşündürücüdür:
-Merhamet bazen insanın yüzünü kara çıkartır üstad.
Ahmed Rasim, Neyzen Tevfik’i
evine götürür. Yüzünü yıkar, temizler.
Neyzen aynada kendine bakar:
-Üstad der;
Allah’ıma şükürler olsun ki böyle bir yüz karam oldu.
Ya merhametsizlerin yüzkarası çıkmaz boyalılar?”
Ve insanlar cennet vatanlarında mutluluğu yeniden inşa etmek için, merhamet duygusundan arınmışlara karşı eylem hazırlığındalar…






