1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Kırk Para Üstüne Kırk Para…

Kırk Para Üstüne Kırk Para…

KAMU ve özel sektör kurumlarında çalışan işçilerin, memurların ve yansıra emeklilerin maaşlarına zam yapıldığında bu kurumların istihdam, hizmet ve üretim maliyeti giderleri arttığı için onlar da yürürlükteki ekonomik istemin bir ögesi olarak zam yapmak zorunluluğu duyarlar.

Advert
featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

 

KAMU ve özel sektör kurumlarında çalışan işçilerin, memurların ve yansıra emeklilerin maaşlarına zam yapıldığında bu kurumların istihdam, hizmet ve üretim maliyeti giderleri arttığı için onlar da yürürlükteki ekonomik istemin bir ögesi olarak zam yapmak zorunluluğu duyarlar.

Hem de gerçek enflasyon oranları ile TÜİK’in sarayın emrine göre  açıkladığı rakamlar birbirinden farklı olduğu için çalışanlara, emeklilere yapılan zamlardan daha fazlasını alıp götürürcesine…

Böylesi koşullarda emekçilerin, emeklilerin ücretlerine zam yapmanın anlamı onların satın alma güçlerinin erimesi demek, Türk parasının değer kaybetmesi, enflasyonun yükselmesi demek…

Bu da siyasi iktidarın ekonomi ve maliye yönetimindeki beceriksizliklerini, savurganlıklarını, ekonominin evrensel kurallarını çiğneyerek ülke ekonomisini daha fazla yıpratmaktan, ulusu yoksullaştırmaktan başka hiçbir etkisi ve devlet adamı sorumluluğuyla ilgisi olmayan bir yoldan örtbas etmeye çalışması demek…

Hem de ihale yolsuzlukları, rüşvet olayları, Kamu yönetiminin liyakatsiz bürokratlarla doldurulması, eşe dosta hak etmedikleri halde birden fazla maaş alma iltiması, yetki suiistimali gibi utançlar yaşanırken…

Sayıştay’ın 2020 yılı raporuna göre kaçak sarayın 10 milyon lira olan günlük harcamasının o dönem hesabıyla bir asgari ücretlinin bir yıl boyunca kazandığı toplam gelirinin üstünde olması ve bugünlerde yaşanan enflasyon düzeyi itibariyle belki de en az 15 milyon lirayı aşıyor olması, saray sefahati, makam arabaları saltanatı ayıbı yaşanırken…

***

ÜLKEYİ düzlüğe çıkarmanın başka hiçbir almaşığı olmayan denenmiş, başarılı olmuş tek bir yolu var.

Gelin erken cumhuriyet dönemine Atatürk’ün Kemalist Türkiye’sine gidelim.

Selefi Osmanlı imparatorluğunun 17. YY’dan itibaren dinsel yobazlıklar yüzünden Batı dünyasındaki bilimde ekonomide teknolojide askerlikte gelişmelere arkasını dönüp Batılılara ezilmeye mahkûm, yarı sömürge gibi yaşıyor olması nedeniyle ne sermaye birikimi, ne teknoloji, ne yetişmiş eleman var ama özgürlük savaşı için zaten varını yoğunu harcamış bir ülke..

Bir de tarihe gömülmüş Osmanlı imparatorluğundan miras kalan dış borçları ödemekle mükellef kılınmış yeni yeni filizlenmiş bir Türkiye Cumhuriyeti ..

Yine Osmanlı’dan kalma Duyunu Umumiye’nin Galata bankerlerinin geride bıraktığı hasarların bakiyesi var halâ…

Binlerce yıllık ulus geleneğine karşılık gözlerini dünyaya yeni açmış bir devlet…

Gün, çağdaş uygarlığın da üstüne çıkabilmek planını gerçekleştirebilmek için 40 paranın üstüne kırk para koyarak yeni Türkiye’yi ayağa kaldırma savaşımı verilen günler…

***

BAŞBAKAN İsmet Paşa Türk Hava Kurumunun hesaplarını incelerken halkın bağışları ile biriken ve bir uçak almak için kullanılacak olan para hesabında kırk paralık bir hata görür.

Buna çok üzülen paşa o bir kuruşun hesabının peşine düşüp, Kurum Başkanı ve görevlileri seferber eder.

Bu arada Kurum Başkanı Fuat Bulca istifa etmeye kalkınca İsmet Paşa istifanın en kolay çıkar yol olduğunu ve söylentilere neden olabileceğini esas olan halka hesap vermek olduğunu söyler.

Kurumun bütün hesapları didik edilir sonunda o bir kuruşun uçak alımı için açılan hesaba değil, yanlışlıkla bir başka hesaba kaydedildiği anlaşılır

İsmet paşa kurumdakilere bu gibi hataları affetmeyeceğini söyleyerek “Bizim milletimiz elindekini avucundaki verir. Hiçbir ulus Türk ulusu kadar cömert değildir” der.

Bu durumu Başbakan İsmet Paşa Cumhurbaşkanı Atatürk’e açıklayıp yaşadığı sıkıntıları ilettiğinde Atatürk  “Demek kırk paranın hesabı seni bu kadar yorup üzdü. Ama Haklısın, biz cumhuriyeti kurarken çok kırk paralara ihtiyacımız oldu. Kırk para günün birinde kırk lira, kırk lira da dört yüz lira olur. Derken ipin ucu kaçar, bu da giderek büyür halkın ağzında. Böyle kuruluşlara olan güveni sarsar” der.

Büyük fedakarlıklar yapılarak o kırk paraların üstüne kırk para konularak oluşan paralar sayesinde Atatürk’ün ”Sizleri birer kıvılcım olarak gönderiyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz” diye uğurlayarak yurt dışında eğitime gönderdiği yüzlerce genç dünya çapında bilim, sanat, kültür adamı olarak, büyük kurumlara Yönetici olarak alev, alev ışıldayarak büyük hizmetler verdiler.

Kırk para harcamadan tarımın da kalkınmasına da vesilen olan Rusya’ya narenciye dışsatımı karşılığında kurulan akıllı fabrikalarla adeta bir sanayi devrimi yaratıldı.

***

BİR yanda laik Cumhuriyetimizin “KURUCU”sunun kendi Cumhurbaşkanlığı maaşından yaptığı birikimlerle modern çiftlik işletmesi örneği olarak kurup ulusa armağan ettiği bir anlamda emanet ettiği Atatürk Orman Çiftliği arazisi…

Bir yanda parmağındaki yüzüğü gösterip “Bütün servetim bu, eğer zengin olursam bilinsin yolsuzluk yapmışımdır” diyerek dünyanın en zenginleri listesinde yerini alan bir YIKICI’nın Atatürk’ün alın terinin eseri olan çiftlik arazisi üzerine “İtibardan tasarruf olmaz” diyerek kendine kurdurduğu sefahat ve savurganlık yuvası 1500 odalı kaçak saray…

Dilerim o kaçak saray en kısa sürede aydınlık günlere dönüşümün sembolü olarak ya eşsiz önderimizin adı ile ya da andımızın yazarı, Üniversite Reformunun mimarı ve “Atatürk’ün fikir fedaisi” diye de anılan ama adı karalanmaya, unutturulmaya çalışılan Dr. Reşit Galip adıyla bir bilim yuvasına, üniversite yerleşkesine dönsün

İşte size Nerelerden nereye ve nasıl gelindiğinin belgesi…

Hesaba kaydı yanlış geçmiş bir kırk para yüzünden istifaya kalkan onurlu insanlar döneminden “Sıfırla oğlum sıfırla diye” yediği yetim hakkını zulaya gizleyenlerin, aldıkları rüşvet paralarını içinde sakladıkları ayakkabı kutularıyla birlikte suçüstü yakalananların ülkenin kaderini yönlendirdiği günlere

***

ATATÜRK’ÜN kendisine milletvekili maaşlarının ne kadar olması sorulduğunda “Öğretmen maaşını aşmasın” şeklindeki yanıtının altında bugünlere ve Devleti yönetmeye talip olacaklara çok anlamlı mesajlar var aslında…

Kırk Para Üstüne Kırk Para…
+ - 0
Advert

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin