1. Haberler
  2. Gündem
  3. Murat Kaya; Siyasi Ahlak, Halk İradesine saygılıdır…

Murat Kaya; Siyasi Ahlak, Halk İradesine saygılıdır…

Ahlak; insanın, kendisi dahil tüm varlıklarla ve insanlarla ilişkilerinde nasıl davranması ya da davranmaması gerektiğini belirleyen değer yargılarının bütünüdür.

Advert
featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

Siyasi ahlak mı? Ahlaklı siyaset mi?

Ahlak; insanın, kendisi dahil tüm varlıklarla ve insanlarla ilişkilerinde nasıl davranması ya da davranmaması gerektiğini belirleyen değer yargılarının bütünüdür. Bireyin değerleri, inançları ve toplum normlarına uygun davranışlarıyla şekillenir. Bu süreç; aile, eğitim ve kültürel etkileşimle başlar. Dolayısıyla aile yapılarının geldiği noktayı, kültürel gelişmişlik düzeyini ve eğitimde vardığımız aşamayı iyi değerlendirmek gerekir. Her konuda bu zeminin önemi büyüktür.

Bu zemini objektif biçimde ele alıp ahlaklı ve dürüst yanıtlar vermedikçe, diğer ahlaki çürümeleri doğru tahlil edemeyiz. Çünkü işin özünde yaşanan olaylar değil, olaylara yüklenen anlamlar önemlidir.

Ahlaklı davranış; doğruluk, güvenilirlik, fedakârlık, hesap verebilirlik ve sorumluluk gerektirir. Aksi halde ahlaki çözülme ve toplumsal bozulma kaçınılmaz olur. Yaşamın evrensel özelliği olarak ahlak; iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, hakkı haksızlıktan ayıran değerler bütünüdür.

Bu temelde siyasi ahlak oluşmamış toplumlarda süreç değil, sadece yaşanan sonuçlar tartışılır. Oysa ahlaklı ve temiz siyaset, halk iradesine saygıyı temel almalıdır. Siyaset kurumu; temiz siyaset, temiz toplum, dürüst yönetim ve şeffaflık gibi temel değerleri kapsamazsa, kişisel ikballer halk iradesinin önüne geçer.

Bireyin seçme ve seçilme hakkı sadece oy kullanmakla sınırlı kalırsa, siyasette hesap verebilirlik, sorgulama ve denetleme hukuku ortadan kalkar. Böylece “Halk seçimini yapar, seçilenler ise istediğini yapar” sonucuna varılır. Toplum olarak sonuçlar üzerine tartışırız, ahkâm keseriz ama bu sonuçlara götüren nedenlere kafa yormayız.

Bu durum, siyasi arenada kişileri önceleyip, kişinin partisinin üstünde konumlanmasını ve siyasetin o kişiye göre dizayn edilmesini beraberinde getirir. Halkın oylarıyla seçilip güç elde edenler; zamanla bu gücü halka karşı kullanmaya başlar. Parti içi demokratik ahlak yerini “Ben bilirim, istediğimi yaparım” anlayışına bırakır.

Siyaset, kişisel ikbal arenası değildir; olmamalıdır. Siyaset, kamu hizmetidir; halkın sorunlarına çözüm üretmektir. Bu nedenle siyasi partilerde demokrasi ve demokratik işleyiş mümkün olmadıkça, o partide siyasi egemenler oluşur. Ve herkes “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözünün arkasına gizlenir.

Kişisel ikbal peşinde olanlar, çıkarları için gün gelir seçildikleri partinin siyasi çizgisinin dışına çıkmayı kendilerine reva görür ki bu, siyasi ahlaktan yoksunluktur. Bu gidişat, siyasi kirlenmeye yol açar. Adam kayırma, kişiye özel muamele, keyfi yönetim gibi sonuçlar doğurur. Zamanla bu durum siyasete ve siyasetçiye güvensizlik yaratır. Sonra da “Halk neden siyasete ilgi duymuyor?” diye sorgularız.

Konunun özü ne dün ne de yarın kişilerdir. Konunun özü; demokrasi kültürü ve demokratik ahlaktır.

Parti içi demokrasi yoksa; delege seçimlerinden ilçe/il başkanlıklarına, kurultay delegelerinden PM/MYK seçimlerine kadar halkın iradesi oluşmaz. Ve halk, olup bitene ilgisiz ve duyarsız hale getirilir. Belediye ve milletvekili seçimlerinde atama ile yol alan partiler; parti içi demokrasiyi rafa kaldırmış olur. Böylece “Kimin ekibi, kim kimin adamı?” gibi kısır çekişmeler içinde siyasi ahlak bozulur.

Öyle bir hal alır ki, defalarca aynı yerden atanarak aday gösterilen kişiler kendilerini “bulunmaz kutlu kumaş” ilan eder. “Ben olmazsam parti olmaz” yaklaşımıyla dilediğini yapar. Oysa bilinmelidir ki temiz siyaset, temiz toplum ve dürüst yönetim; demokratik ahlak ve sorumlulukla mümkündür.

Parti üyeleri; üyesi oldukları ya da gönül verdikleri partinin demokrasiyi ne kadar uygulayıp içselleştirdiğine dikkat etmelidir. Hak ve sorumluluklarını yerine getirirken demokratik ahlak içinde olmalıdır. Ülkemizde demokrasi isteyen her parti, önce kendi içinde demokrasiyi ve demokratik ahlakı öncelikli kılmalıdır.

Halk, demokrasi istiyorsa; hakkını ve hukukunu bilerek, emeğine ve geleceğine sahip çıkarak demokrasi mücadelesinde yer almalı, parti içinde demokrasi için çaba göstermelidir.

Günümüzde milyonlarca insan siyaset kurumuna güvensizlik içindedir. Oy kullanma ve seçime katılım oranı düşmektedir. Bunu yaratan siyasi yapılar ve aktörlerdir. “Oy versem ne olacak ki, üye olsam ne olacak ki yine aynı insanlar seçiliyor” psikolojisi toplumun içine işlenmiştir.

Atanan adaylara, dayatılan listelere üyesi olduğum parti beni mecbur kıldıkça, varlığımın anlamı nedir?

Elbette siyaset yapan insanların belli hedefleri, bu hedefler için amaçları ve bu amaçlar için tercihleri olacaktır. Tercihin özü; kimsenin adamı değil, partinin adamı olmaktır. Bu da parti programına ve tüzüğüne bağlılık, parti ahlakı ve sorumluluğu ile hareket etmeyi zorunlu kılar.

CHP’de kongre süreciyle delege seçimleri başladı. CHP, halkın yükselen umududur. Bu umudu parti içi kısır çekişmelere kurban etmek kimsenin hakkı değildir. Genel Merkez; delege seçim sürecini her mahallede dikkatle izlemelidir. İlçe/il adaylarına göre parti içinde kendini siyasi egemen olarak görenlere meydan bırakılmamalıdır.

“Delegeyi ben seçerim/seçtiririm, ilçe ve ilin gönderdiği listeyi seçtiririm” dayatması; demokratik ahlak kurallarına uymaz. Bu durumlar halen yaşanmaktadır. Parti içinde kendini partinin üstünde gören anlayışta olanlar, “Ben şu kişiyi delege yapmam” diyebilecek kadar ileri gitmektedir. Bu, parti içi zaafiyettir.

CHP artık lider sultasında değildir. Eski alışkanlıklarla birileri kendini bulunduğu mahalle, temsilcilik, ilçe ve ilde lider havasına sokmasın. Bunun bedelini sadece parti değil, ülkemiz ve halkımız çokça ödeyerek bugünlere geldi.

CHP’li üyeler, delege seçimlerinde özgür iradeleriyle hareket etmelidir. Partilerin aldığı oy oranı sadece üyelerinin oyu değildir. Toplumsal kabul ve genel seçmen kitlesinin verdiği oy oranı belirleyicidir.

AYDIN İLİ ÖRNEĞİ – 31 Mart 2024 Büyükşehir Belediye Seçimleri

Parti Meclis Üyesi Sayısı
CHP 56
AKP 19
MHP 6
İYİ 2
  • Toplam Seçmen: 882.124
  • Geçerli Oy: 680.833
  • CHP’nin Aldığı Oy: 344.003 (%50.03)

Kazanan ve kazandıran CHP’dir. Demokratlar, devrimciler ve demokrasiden yana olan herkes CHP’ye oy vermiştir. Bu halk iradesini sadece Özlem Çerçioğlu ile açıklamak abestir. Kendini parti üstünde gören egolar, “Topuklu Efe” lakabıyla ünlenen güç zehirlenmesiyle “Beni halkın iradesi ilgilendirmez” noktasına gelmiş ve kişisel ikbali için pazarlıkla CHP’den istifa etmiştir.

Burada kişiler değil, kişilikler önemlidir. Benzeri yaşananlar ne ilktir ne de son olacaktır. Mesele; siyasi etik ve halkın iradesine saygıdır. Bunun yolu da siyasi ve demokratik ahlaktan geçer. Sonuçlar üzerine değil, süreçler üzerine kafa yormak gerekir.

Bu istifa, Aydın ili ve ilçelerinde kongre sürecinde kartların yeniden açılmasını ve yapılanmanın yeniden şekillenmesini beraberinde

Murat Kaya; Siyasi Ahlak, Halk İradesine saygılıdır…
+ - 0
Advert

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin