1. Haberler
  2. Gündem
  3. Yerel Özerkliğe Müdahale: Türkiye, Avrupa Yerel Yönetimler Şartı ve Gerçekler

Yerel Özerkliğe Müdahale: Türkiye, Avrupa Yerel Yönetimler Şartı ve Gerçekler

Ankara ve İstanbul Belediyeleri Üzerinden Bir Değerlendirme

Advert
featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

Özel Haber: Burhanettin Yılmaz
Tarih: Kasım 2025

Türkiye’nin imzası ve yükümlülüğü

Türkiye, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı 21 Kasım 1988’de imzaladı,
ve 9 Aralık 1992 tarihli, 3723 sayılı yasa ile iç hukukta onaylayarak yürürlüğe koydu.
Bu belge, yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliklerinin güvence altına alınmasını öngörür.
Ancak Türkiye, belgeye 11 çekinceyle taraf oldu — bu çekincelerin çoğu, merkezi yönetimin belediyeler üzerindeki denetim ve vesayet yetkisini korumaya yöneliktir.

Özerklik Şartı’nın 8. maddesi ise gayet açıktır:

“Yerel makamların idari denetimi, yalnızca yasallık denetimi ile sınırlı olacaktır.
Denetim, yalnızca hukukun öngördüğü durumlarda ve şekillerde uygulanabilir.”

Bu maddeye göre merkezi hükümet, belediyelerin kararlarını yalnızca kanuna uygunluk (yasallık) açısından inceleyebilir;
kararın içeriğine, faydasına veya yerindeliğine karışamaz.

Yasallık ve Yerindelik: Teoriden pratiğe

Örneğin bir belediye, halkın talebiyle bir park yapmaya karar verdiğinde;
İçişleri Bakanlığı veya müfettişler bu kararı şu açılardan denetleyebilir:

  • İhale Kanunu’na uygun mu?
  • Belediye Meclisi kararı var mı?
  • Usuller doğru mu izlenmiş?

Bu, yasallık denetimidir.
Ancak merkezi yönetim “Bu park yanlış yere yapılıyor, kentin merkezine yapılsın” derse,
bu artık yerindelik denetimidir — yani belediyenin karar özgürlüğüne müdahaledir.

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na göre bu durum yerel özerkliğin ihlali anlamına gelir.

Ankara ve İstanbul örnekleri: Özerkliğin fiilî sınavı

Türkiye’de özellikle büyükşehir belediyelerinde (Ankara, İstanbul, İzmir) merkezi hükümetin yerel yönetimlere müdahaleleri sıkça görülmektedir.
Bu müdahaleler doğrudan idari bir “yasallık” denetimi şeklinde değil; “yerindelik” kisvesi altında gerçekleşmektedir.

1. Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB)

Mansur Yavaş döneminde:

  • ABB’nin otobüs alımı için kullandığı dış kredi onayları aylarca Cumhurbaşkanlığı onayında bekletildi.
  • Oysa kredi, Meclis’ten geçmiş ve yasal tüm şartları yerine getirmişti.
    Bu geciktirme, “yasallık” gerekçesiyle değil, “yerinde değil, gereksiz yatırım” anlayışıyla yapıldı.
    Bu, açık biçimde yerindelik denetimi

2. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)

Ekrem İmamoğlu döneminde:

  • İBB’nin bazı sosyal yardım projeleri ve öğrenci ulaşım destekleri, merkezi kurumlar tarafından “proje yetki alanı dışında” gerekçesiyle engellendi.
  • İBB’nin deniz ulaşımı, metro projeleri ve taksi düzenlemesi gibi konularda aldığı kararlar,
    İçişleri ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından defalarca “uygun görülmedi” denilerek ertelendi.

Bu uygulamaların hiçbiri yasaya aykırılık taşımıyordu;
aksine, tümü meclis kararıyla alınmış ve belediye yetkisi kapsamındaydı.
Ancak merkezi idare, kararın “uygunluğu” veya “zamanlaması” gibi siyasal gerekçelerle sürece müdahale etti.

Bu da Avrupa Şartı’nın 8. maddesine aykırı bir “yerindelik denetimi” örneğidir.

Hukuki Değerlendirme: Avrupa Şartı’na göre ihlal durumu

Avrupa Yerel Yönetimler Şartı Maddesi Türkiye’deki Durum Değerlendirme
Madde 3 – Yerel özerklik tanımı Belediyeler tüzel kişiliğe sahip ama merkezi vesayet yoğun. ⚠️ Kısmen ihlal
Madde 4 – Yetki alanı Yetkiler geniş görünse de, fiilen merkezi onaya tabi. ⚠️ İhlal
Madde 8 – İdari denetim Yasallık sınırları aşılmış, yerindelik uygulanıyor. ❌ Aykırı
Madde 9 – Mali özerklik Merkezi bütçe ve Hazine onayına bağımlı. ❌ Aykırı

 

Sonuç: “Yasallık” zırhı altında “yerindelik” denetimi

Bugün Türkiye’de belediyelerin en büyük sorunu, merkezi idarenin idari vesayet yetkisini siyasal araç olarak kullanmasıdır.
Yani denetim “yasallık” adına yapılmakta, ancak özü itibariyle “yerindelik” denetimi uygulanmaktadır.

Bu tablo, Türkiye’nin imzaladığı Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na aykırıdır ve yerel demokrasiyi zayıflatmaktadır.

EK: Araştırma Dosyası (1988–2025)

Yıl Hükûmet Gelişme Yerel Yönetimlere Etkisi
1988 Turgut Özal (ANAP) Türkiye Şart’ı imzaladı. Avrupa’ya uyum süreci başladı.
1992 Süleyman Demirel (DYP–SHP) 3723 sayılı yasayla onaylandı. Resmen yürürlüğe girdi.
2004 Recep Tayyip Erdoğan (AKP) 5216 ve 5393 sayılı yasalar çıkarıldı. Yetkiler genişledi ama vesayet devam etti.
2019–2025 Erdoğan (AKP) Büyükşehirlerde muhalefet kazanımlarına karşı merkezi baskı arttı. Yasallık sınırları aşıldı, yerindelik uygulandı.

 

✍ Değerlendirme

Yerel yönetimlerin güçlenmesi, yalnızca demokratik temsili değil, aynı zamanda hizmet etkinliğini de artırır.
Ancak merkezi yönetimin belediye kararlarını “doğru bulmadığı” için geciktirmesi veya engellemesi,
hukuki değil, siyasi denetimdir.

Bu durum, Cumhuriyet’in kurucu ilkesi olan “egemenliğin millete ait olması” anlayışına da terstir;
çünkü milletin yerelde seçtiği temsilcinin iradesi, merkezi otoritenin gölgesi altına alınmaktadır.

Yerel Özerkliğe Müdahale: Türkiye, Avrupa Yerel Yönetimler Şartı ve Gerçekler
+ - 0
Advert

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin