Haber: Atilla YÜCEAK
Metoloji mühendisi;
Kemalettin Küçük madencilik politikalarını değerlendirdi.
Emek Der Gölcük önemli bir panele ev sahipliği yaptı.
Jeofizik mühendisleri odası önceki dönem başkanı, araştırmacı-yazar ve çevre Aktivisti Kemalettin Küçük, “Nadir Toprak Elementleri ve Madencilik Politikaları” başlıklı etkinlikte konuşmacı olarak yer aldı.
Önceki dönem Avrupa bakanı Ali Haydar Gonca. önceki dönem CHP milletvekili Bekir Yurdagül,
İzmit Emek Der yöneticileri, makine mühendisleri odası Kocaeli temsilcisi,
CHP il yöneticileri,
CHP Gölcük belediye başkan adayı ve önemli bir emekli kitlesi katılım sağladı.
Panelin açılışını Emek Der Gölcük Başkanı Ahmet Kasımoğlu yaptı:
Dostlar hoşgeldiniz,
30 Kasım 2007’de Isparta’nın Keçiborlu ilçesi yakınlarındaki Türbetepe mevkisinde düşmüş, kazada 7’si mürettebat 57 kişi ölmüştü.
Kazada hayatını kaybedenler arasında, “Türk Hızlandırıcı Merkezi” projesinin Isparta Süleyman Demirel Üniversitesinde düzenlenen 4. Çalıştayına katılmak üzere yola çıkan proje üyesi Boğaziçi Üniversitesinden Prof. Dr. Engin Arık,
Doğuş Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fen Bilimleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Şenel Boydağ, Doç. Dr. İskender Hikmet ile araştırma görevlileri Mustafa Fidan,
Özgen Berkol Doğan ve yüksek lisans öğrencisi Engin Abat da bulunuyordu.
Fizikçi Prof. Dr. Ergin Arık,
Ölümünden önce şu açıklamayı yapmıştı:
“Türkiye’nin toryum yatakları dünyanın en zengin yatakları.
Türkiye enerji ihtiyacını senede 50 ton toryumla karşılayabilir…” demişti.
Sevgili dostlar bu olayı anımsatarak bu günkü panele nasıl geldiğimize parmak basmak istedim.
Mikrofonu Necati arkadaşa devrediyorum’’ diyerek dikkat çekti.
Panelin moderatörlüğünüu derneğin genel sekreteri Necati Altıntoprak üstlendi.
Altıntoprak açılış konuşmasında, Türkiye’nin Çin’den sonra dünyanın en büyük Nadir Toprak Elementleri rezervine sahip gösterildiğini hatırlatarak, “Bugün bu elementlerin ne olduğu, nasıl işlendiği ve ülkemize ne kazandırıp ne kaybettireceğini tartışacağız” dedi.
“Nadir toprak elementleri stratejik ama riskli!”
Panelde konuşan Kemalettin Küçük, nadir toprak elementlerinin periyodik cetvelin 57 ile 71 numaralı elementleri kapsadığını belirterek, bu elementlerin hem doğada az bulunması hem de savunma ve teknoloji sanayileri için stratejik öneme sahip olmaları nedeniyle dikkat çektiğini vurguladı.
Küçük, 694 milyon tonluk rezerv açıklamasının kamuoyunda yanlış anlaşıldığını söyleyerek şöyle konuştu:
“Bu rakamlar bir buğday tarlası gibi kamyona yüklenip taşınacak şeyler değil. Tenör oranı,
çıkarma yöntemi, kimyasal süreçler ve sonuçları konuşulmadan yapılan propagandadır.”
“Türkiye’nin tümü maden sahasına dönüştü!”
Küçük, mevcut madencilik politikalarını eleştirerek Türkiye’nin neredeyse tamamının maden sahası ilan edildiğini söyledi.
Mevcut teknolojilerle düşük tenörlü cevherlerin dahi milyonlarca ton kaya parçalanarak işlendiğini, bunun büyük oranda orman kaybı, su tüketimi ve kimyasal kirlilik yarattığını vurguladı.
“Nadir toprak elementleri çıkarılırsa doğa geri gelmez!”
Küçük, nadir toprak elementlerinin çıkarılmasında kullanılan ekstraktif metalurji yöntemlerinin Türkiye’nin su varlıklarını, tarım topraklarını ve yaşam alanlarını telafisi mümkün olmayan biçimde tahrip edeceğini belirtti:
“Bir kez ormanı, toprağı kaldırdığınızda geri dönüşü yok.
Akiferler çöktü, sular kirlendi. Altın madenlerinde yaşanan felaketler ortada.”
“Bu madencilik politikası refah değil,
yıkım getirir!”
Küçük, madencilikten sağlanacak ekonomik gelirin toplum için bir refah yaratacağı söyleminin gerçeği yansıtmadığını belirterek şunları ekledi:
Sokak TV’nin İliç ile ilgili sorusu üzerine;
“İliç’te refah mı arttı?
Köylüler mi kazandı?
Bu politikalar uluslararası şirketlere kaynak aktarırken halka yoksulluk,
doğaya yıkım bırakıyor.
Sorun teknolojide değil, sistemde!” diye yanıt verdi.
Konuşmasında teknolojik büyümenin neden olduğu tüketim baskısına da dikkat çeken Küçük, sürdürülemez madencilik yöntemlerinin dijitalleşme ve yenilenebilir enerji söylemleriyle meşrulaştırılmaya çalışıldığını ifade ederek konuşmasına alkışlar arasında son
verdi.
Dinleyelim mi!






