Haber: Atilla YÜCEAK
Lotus Kadın Dayanışması’ndan çarpıcı uyarı:
“Nafaka tartışması 500 lira üzerinden yapılıyor, kadınlar hayatta kalmaya çalışıyor!”
İzmit Belediyesi tarafından düzenlenen “Kadının İnsan Hakları” başlıklı etkinlikte konuşan Lotus Kadın Dayanışması ve Yaşam Derneği aktivistlerinden Hilal Karul Toptaş, Türkiye’de kadınların nafaka, yoksulluk, psikolojik ve ekonomik şiddet kıskacında her geçen gün eşit yurttaşlıktan daha da uzaklaştığını söyledi.
Toptaş, özellikle kamuoyunda sıkça gündeme getirilen nafaka tartışmalarının gerçeklikten kopuk olduğunu vurgulayarak, Türkiye’de ortalama nafakanın yaklaşık 500 lira olduğunu hatırlattı.
“Türkiye’de nafaka 3 bin lira falan değil.
Nafaka tartışması 500 lira için yapılıyor.
Sanki herkes çok zenginlerden boşanıyormuş gibi bir algı yaratılıyor.
Biz sıradan insanlarız; herkes Acun Ilıcalı’dan ya da Cem Yılmaz’dan boşanmıyor.”
“Kadınlar Sigortasını Kaybetmemek İçin Boşanmayı Erteliyor”
Boşanma süreçlerinde kadınların ciddi bir güvencesizlikle karşı karşıya kaldığını belirten Toptaş, birçok kadının sağlık güvencesini kaybetmemek için boşanmayı ertelemek zorunda kaldığını söyledi.
Kanser tedavisi gören, diş tedavisi yaptıran kadınların; boşanma halinde sigortalarının düşeceğini bildikleri için dava süreçlerini uzatmak zorunda kaldığını ifade eden Toptaş, bu durumu “çok ağır bir çaresizlik” olarak tanımladı.
**Psikolojik Şiddet Yaygınlaşıyor:
“Kadının Aklıyla Oynanıyor”**
Lotus Kadın Dayanışması olarak kadınlara hukuki ve psiko-sosyal destek sunduklarını belirten Toptaş, son yıllarda danışmanlık başvurularında dikkat çekici bir değişim yaşandığını söyledi.
Fiziksel şiddetin yanı sıra psikolojik şiddetin hızla yaygınlaştığına dikkat çeken Toptaş, kadınların sürekli şüpheye düşürüldüğünü, yaşadıklarından emin olamaz hâle getirildiğini belirterek bunun son derece tehlikeli bir şiddet biçimi olduğunun altını çizdi.

Ekonomik Şiddet ve Derinleşen Yoksulluk
Toptaş, derinleşen yoksulluğun kadınlar üzerindeki baskıyı artırdığını ve ekonomik şiddetin daha görünür hâle geldiğini söyledi.
Kadına verilen parayla bilinçli olarak karşılanamayacak ihtiyaçların dayatıldığını belirten Toptaş, bu durumun kadını hem suçlu hem de çaresiz hissettiren sistematik bir şiddet yöntemi olduğunu ifade etti.
“Kadına Yönelik Şiddet Bir Güç Meselesidir”
Kadına yönelik şiddetin temelinde güç dengesizliği bulunduğunu vurgulayan Toptaş, şiddetin yalnızca fiziksel olmadığını; biçim değiştirerek sürdüğünü dile getirdi.
Kadının sevdiği bir eşyaya ya da evcil hayvana zarar verilmesinin de şiddetin bir parçası olduğuna dikkat çekti.
İstanbul Sözleşmesi ve Eşit Yurttaşlık Uyarısı
İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasının hukuksuz olduğunu belirten Toptaş, yapılan araştırmalarda toplumun büyük çoğunluğunun sözleşmenin devamından yana olmasına rağmen bu iradenin yok sayıldığını hatırlattı.
Yeni yargı düzenlemeleriyle birlikte kadınların ve LGBTİ+ bireylerin daha da güvencesiz hâle getirildiğini ifade eden Toptaş, bu sürecin toplumu muhbirleştirdiğini ve ayrımcılığı derinleştirdiğini söyledi.
“Bu Bir Vicdan Değil, Eşit Yurttaşlık Meselesidir”
Toptaş konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Bu sorun sevmek ya da sevmemek meselesi değil.
Bu bir eşit yurttaşlık meselesidir.
Yasalar kimi kapsıyor,
kimi dışarıda bırakıyor?
Asıl sormamız gereken budur.”






