1. Haberler
  2. Gündem
  3. ABD’nin Venezuela’ya yönelik son saldırısı, yeni bir sayfa değil.

ABD’nin Venezuela’ya yönelik son saldırısı, yeni bir sayfa değil.

Karakas’ın bombalanması, Nicolás Maduro’nun ve eşinin kaçırılması, ardından Donald Trump’ın kameraların karşısına geçip bunu bir “başarı” gibi sunması… Tüm bunlar, emperyalizmin artık zahmete bile girmediğini gösteriyor. Ne uluslararası hukuk, ne diplomatik dil, ne de utanma ihtiyacı kalmış durumda. Artık sadece güç konuşuyor.

Advert
featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

 

Bu, kanlı bir kitabın bir kez daha açılmasıdır.

Karakas’ın bombalanması, Nicolás Maduro’nun ve eşinin kaçırılması, ardından Donald Trump’ın kameraların karşısına geçip bunu bir “başarı” gibi sunması… Tüm bunlar, emperyalizmin artık zahmete bile girmediğini gösteriyor. Ne uluslararası hukuk, ne diplomatik dil, ne de utanma ihtiyacı kalmış durumda. Artık sadece güç konuşuyor.

Maduro’nun zorla ülke dışına çıkarılmasının ardından Venezuela Yüksek Mahkemesi’nin Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez’i geçici devlet başkanı ilan etmesi bile Washington’da başka bir hesapla okunuyor. ABD basınında ve kulislerinde Rodríguez’in, “Chavismo’dan kontrollü bir uzaklaşmaya” liderlik edebilecek bir figür olarak görülmesi boşuna değil. Mesaj net:

Boyun eğerseniz bombalar durur.

Trump’ın ağzından dökülen “uyum sağlanırsa asker göndermeyiz” cümlesi bir tehdit değil, bir itiraftır. Bu bir dış politika değil; bu bir mafya dilidir.

Ama bu dil, tanıdık bir dildir.

Guatemala’da muz tarlalarında konuşulmuştu bu dil.

Şili’de stadyumlarda yankılanmıştı.

Vietnam’da napalmın altında, Irak’ta yıkıntıların arasında, Libya’da köle pazarlarında aynı kelimeler dolaştı.

ABD emperyalizmi her seferinde aynı masalı anlattı:

“Özgürlük”, “demokrasi”, “insan hakları”.

Her seferinde geriye kalan ise aynı oldu:

Yıkılmış ülkeler, parçalanmış toplumlar, çalınmış gelecekler.

Venezuela bugün bu zincirin son halkası. Ama zincirin kendisi çok eski.

Hugo Chávez bunu 2009’da açık açık söylemişti. “Paranoyak” diye alaya alınırken, aslında tarihin özetini yapıyordu:

Sorun demokrasi değil.

Sorun petrol.

Yüz yıl yetecek rezervler.

Tükenmekte olan bir imparatorluğun açlığı.

Chávez’in “ABD konusunda paranoyak mıyım?” sorusuna verdiği yanıt, bugün Karakas semalarında patlayan bombalarla doğrulanıyor:

“Jacobo Árbenz’e sorun. Salvador Allende’ye sorun. Ama soramazsınız, çünkü çoğu öldü.”

Bugün de aynı yöntem sahnede.

Doğrudan işgal bazen pahalı, bazen riskli. O zaman ne yapılır?

Kaçırılır.

Yaptırım uygulanır.

İçeride “makul” figürler parlatılır.

Vekalet savaşları, geçici hükümetler, kontrollü geçişler…

Ama öz değişmez.

Türkiye’de 12 Eylül’de “bizim çocuklar” diyen zihniyetle, bugün Venezuela’da sahne alan zihniyet aynıdır. Yöntemler güncellenir, hedef sabittir:

Kendi yolunu çizmek isteyen her ülke cezalandırılır.

Delcy Rodríguez’in ailesinin hikâyesi bile bu sürekliliği anlatır. Babası Jorge Antonio Rodríguez’in gözaltında işkenceyle öldürülmesi, ABD destekli kirli savaşların bir başka yüzüdür. Bugün kızına “makul lider” rolü biçenler, dün babasını hayattan koparan sistemin devamıdır.

Bu yüzden mesele Maduro değildir.

Mesele Venezuela halkıdır.

Mesele bir ülkenin “hayır” deme cüreti göstermesidir.

Tam da burada, tehlikeli ve tanıdık bir körlük devreye giriyor.

Filistin’de “Hamas’ı beğenmiyorum” diyerek soykırıma giden yolu açan mantık, bugün Venezuela’da “Maduro kötü bir lider” diyerek yeniden sahne alıyor. Yarın İran’da olacak. O zaman da “ama mollalar var” diyenler çıkacak.

Bu zinciri artık görmek gerekiyor.

Bir lideri beğenmemek, bir halka bomba yağdırmanın gerekçesi olamaz.

Bir hükümeti eleştirmek, bir ülkenin egemenliğini çiğnemenin bahanesi olamaz.

Maduro kötü bir liderse — buna Venezuela halkı karar verir.

Bu mücadele alanı Washington değil, Karakas’tır.

Tel Aviv değil, Tahran değildir.

Başka ülkelerin iç işlerine Amerika da, İsrail de karışamaz.

Çünkü bugün “lider” diye başlayan her bahane, yarın mezar taşlarıyla bitiyor.

Ve bu yüzden Venezuela’da yaşananlar sadece Latin Amerika’nın değil, tüm dünya halklarının meselesidir. Emperyalizm bir yerde durmaz. Nerede durdurulmazsa, oraya yerleşir.

Bombalar Karakas’ta patlıyor olabilir.

Ama hedef hâlâ aynıdır:

Bağımsızlık fikrinin kendisi.

Ve tarih bize şunu da gösteriyor:

Bu fikir ne bombayla yok edilir

ne de kaçırma operasyonlarıyla.

Direniş, hâlâ insanlığın en eski ve en onurlu mirasıdır.

Ama hikâye burada bitmiyor.

Emperyalizm her zaman bir şeyi hesaba katmaz: halkları.

Karakas bombalanırken dünya susmadı. Havana’da meydanlar doldu. “Küba ve Venezuela tek bir bayraktır” diye haykırdı insanlar. Selanik’te binlerce kişi ABD Konsolosluğu’nun önünde toplandı; “ katil ABD” sloganlarıyla bu barbarlığa meydan okudu. Hindistan’da sendikalar ayağa kalktı. Paris’te, Napoli’de, Washington’da aynı söz yankılandı:

Maduro serbest bırakılsın, Venezuela yalnız değildir.

Bu bir tesadüf değil.

Bu, halkların artık bayat bahaneleri yutmamasıdır.

Yıllardır “insan hakları” diye başlayan her cümlenin bir bombardımanla, bir darbeyle, bir işgalle bittiğini herkes biliyor artık. Demokrasi masalıyla gelenlerin ardında yoksulluk, göç ve mezar sessizliği kaldığını da.

O yüzden bugün sokaklara çıkan milyonlar, sadece Venezuela için değil, kendi gelecekleri için yürüyor.

Emperyalizm bir ülkeyi hedef alır;

ama karşısında hep halkları bulur.

Miraflores Sarayı’nın önünde etten duvar ören Venezuelalılar, sadece bir başkanı değil, bir fikri savunuyor: Bağımsızlık fikrini. Aynı fikir dün Vietnam’da vardı, Şili’de vardı, Irak’ta vardı. Bugün de var. Ve hâlâ yaşıyor.

Çünkü tarih şunu defalarca gösterdi:

Bombalar ülkeleri yıkar, ama direnişi yok edemez.

Liderler kaçırılabilir, ama halklar teslim alınamaz.

Bugün Karakas’ta direnenlerle, Selanik’te slogan atanlar, Havana’da meydan dolduranlar aynı yerde duruyor. Aynı bayrağın altında. Aynı geleceğin tarafında.

Türkiye’de de ilk tepki, ilk eylem tabii ki komünistlerden geldi. Devamı da gelecek. Antiemperyalizm bu toprakların hamurunda var.

Ve tam da bu yüzden,

son sözü yine halklar söylüyor:

Emperyalizm yenilecek.

Direnen halklar kazanacak.

 

Bedriye YILDIZELİ

ABD’nin Venezuela’ya yönelik son saldırısı, yeni bir sayfa değil.
+ - 0
Advert

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin