SOLMEDYA – Türkiye’de laiklik tartışmaları yeniden alevlenirken, Yargıtay’ca terör örgütü sayılan Hizb-ut Tahrir’in propaganda organı Köklü Değişim Dergisi’nde yayımlanan bir yazı kamuoyunda tepki çekti. Kadın Kolları imzasıyla yayımlanan metinde, laikliği savunan kesimler hedef gösterildi; laik yurttaşlar “başı kesilmiş kurbanlık koyun” benzetmesiyle aşağılandı.
Yazıda, okullarda Ramazan ayı gerekçesiyle gündeme gelen uygulamalara yönelik eleştirilerin “laik kesimin rahatsızlığı” olarak sunulduğu, başlatılan “Laikliği Savunuyoruz” imza kampanyasının küçümsendiği görüldü. 41 bini aşkın yurttaşın imza verdiği kampanya için “Sayıları çok değil, sadece sesleri fazla çıkıyor” ifadeleri kullanıldı.
Metinde ayrıca Emek Partisi (EMEP) Milletvekili Sevda Karaca’nın 4-6 yaş grubu çocukların camilere götürülmesine ilişkin pedagojik sorularına da yer verilerek, eleştiriler “İslam düşmanlığı” olarak nitelendirildi. Çocukların gelişimi ve pedagojik uygunluk çerçevesinde yapılan sorgulamalar hedef alınarak, laiklik savunusu din karşıtlığıyla eş tutuldu.
En dikkat çekici bölümde ise laikliğin geçici olduğu ileri sürülerek, “Laiklik elden gitmedi ama şimdilik… Şeriat en kısa zamanda Türkiye’ye hâkim olacak” denildi. Yazıda laik düzenin “yerle bir olacağı” iddia edilirken, bu sürece yönelik temenni ifadeleri kullanıldı.
Söz konusu ifadeler, Türkiye’de laiklik ilkesinin anayasal güvence altında olduğu gerçeğini yeniden gündeme getirdi. Uzmanlar, terör örgütü olarak tanımlanmış yapıların yayın organlarında anayasal düzeni hedef alan söylemlerin, yalnızca ideolojik bir polemik değil, aynı zamanda hukuk ve demokrasi açısından ciddi bir sorun olduğuna dikkat çekiyor.
EDİTÖR NOTU
Türkiye’de laiklik meselesi yalnızca bir inanç tartışması değil; aynı zamanda emekçi halkın kamusal eğitim hakkı, kadınların toplumsal konumu, çocukların bilimsel ve pedagojik esaslara göre yetiştirilmesi ve hukuk devletinin varlığıyla doğrudan bağlantılıdır. Terör örgütü sayılan yapılar tarafından anayasal düzenin açıkça hedef alınması, siyasal iklimdeki gerilim ve kutuplaşmanın geldiği noktayı göstermektedir.
Laiklik; işçinin, emekçinin, kadının ve çocuğun eşit yurttaşlık güvencesidir. Yargı kararlarıyla terör örgütü sayılan oluşumların anayasal düzeni ortadan kaldırmaya dönük söylemlerinin cezasızlık zırhıyla yaygınlaşması, yalnızca bir ideolojik gerilim değil; demokrasi, hukuk devleti ve toplumsal barış açısından derin bir kriz başlığıdır.






