Advert
  1. Haberler
  2. Siyaset
  3. Özgür Özel; 19 Mart’ın birinci yılında eylemlere devam mesajı verdi, Gürlek’le ilgili yeni belge açıkladı

Özgür Özel; 19 Mart’ın birinci yılında eylemlere devam mesajı verdi, Gürlek’le ilgili yeni belge açıkladı

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik operasyonların birinci yıl dönümünde CHP,  Saraçhane’de miting düzenledi.

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

SOLMEDYA – CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik operasyonların birinci yıl dönümünde CHP,  Saraçhane’de miting düzenledi. İBB Başkanlığı’nın bulunduğu Saraçhane’de düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 99’uncusuna sendikalar, emek meslek örgütü temsilcileri ve siyasi partilerden temsilciler de katıldı. Binlerce kişinin katıldığı mitingde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yanı sıra Ekrem İmamoğlu‘nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı (ABB) Mansur Yavaş, DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve üniversite öğrencilerini temsilen Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi bir genç de söz aldı. Özel, mitingde yaptığı konuşmada, 1 yıldır kesintisiz sürdürdükleri mitinglere devam edeceklerini söyleyerek yeni miting adresinin Çanakkale olduğunu açıkladı. Özel ayrıca Adalet Bakanı Akın Gürlek‘le ilgili aylık taksidi 2 milyon lira olan bir konuta dair yeni belge paylaştı. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘a seslenen Özel, “Kirli aparatının mal varlığı açıklansın” dedi. Mitingde konuşan ABB Başkanı Mansur Yavaş da Melih Gökçek ve oğlu Osman Gökçek’e yüklendi ve “Gökçek ve ailesi yargılanmadan hiç kimseyi yargılayamazsınız” ifadelerini kullandı. Dilek İmamoğlu da, Ekrem İmamoğlu’nun savunma yapacağı duruşmaya tüm liderlerin katılması yönünde çağrı yaptı. 

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik operasyonların birinci yıl dönümünde CHP,  Saraçhane’de miting düzenledi. Mitingde konuşan Özgür Özel, İmamoğlu’nun diplomasının iptaline ilişkin şunları söyledi:

“Biz Ekrem’i aldık sindirdik sanıyorlardı. Binlerce Ekrem meydanda! Bir iftar vaktinde Ekrem Başkanın 30 yıllık diplomasını iptal ettiler. Dekanı istifa ettirerek, İstanbul Üniversitesi’nin yönetim kurulundan, diploma iptaline gittiler. Anaysanın altına dinamiti koydular. Milleti birilerin elinde oyuncak etmeye çalıştılar. O gün hep beraber buradaydık. O gün ne olacaksa olacak, ama bugün olacak dedik. İşte o gün İstanbul Üniversiteliler polis bariyerleriyle karşı karşıyaydı. O gün bariyerleri yıkanlara selam olsun. Tüm gençliğin önünde saygıyla eğiliyorum.”

Bir yıl önce Saraçhane’de düzenlenen eyleme dair Özel, “İlk gece tüm yasaklamalara rağmen 110 bin kişi geldi. Ahir ömrümde bana deseler ki bir madalyan var, demokrasi adına kime verirsin deseler, 110 bin kişiye veririm. Biz gücümüzü okyanusun ötesinden almıyoruz. Biz gücümüzü Trump’tan almıyoruz” dedi.

“100. eyleme herkesi Çanakkale’ye davet ediyoruz”

Özel, 1 yıldır sürdürdükleri eylemlere devam edeceklerini şu sözlerle açıkladı:

“İstanbul’a varmasın diye o donanma, gözü kırpmadan can verenleri anıyoruz. Mehmetçiğin geçirmediği o donanmayı, bir kişinin kararıyla getirdikleirni, İstanbul’a demir attığını, birilerinin çok sevdiğinin oraya kırmızı halılar serdiğini, sonra sıkışınca da arkadan o donanmaya, zırhlıya binip kaçanları da o donanma geldiğinde, yanındakine ‘Geldikleri gibi gidecekler’ diyenleri de biliyoruz. Tam da bu inançla, 99  eylemden sonra duracak mısın diyenlere durmayacağız, devam edeceğiz diyoruz. 100. eyleme herkesi Çanakkale’ye davet ediyoruz.

1. mitingi Uşak’ta yaparken tüm Türkiye’ye seslendik. Dedik ki; ‘Şimdi sıra yine Saraçhane’de. Saraçhane’ye gidiyoruz, beklesinler bizi. Saraçhane’de 99. mitingde buluşuyoruz’ dedik. ‘Bekle bizi İstanbul’ dedik. İşte şimdi İstanbul’a geldik! İşte tam bu ruhla, tam bu inançla, tam bu azimle; 99 eylemden sonra ‘Duracak mısın?’ diyenlere ‘Durmayacağız, devam edeceğiz!’ diyoruz ve 100. eyleme herkesi Çanakkale’ye bekliyoruz! Çanakkale’ye! Ve 15 buçuk milyonun oylarıyla belirlediği, 25 buçuk milyonun imzayla istediği, İstanbul Büyükşehir’in seçilmiş belediye başkanı, milletin evladı, Cumhurbaşkanı adayımız; Ekrem İmamoğlu! Ekrem İmamoğlu! Ekrem İmamoğlu!”

“Dünyanın çevresi 40 bin kilometre. Bu otobüs bir yılda yaptı 105 bin kilometre”

Özel, 1 yılda düzenledikleri mitinglere dair şu sayısal verileri paylaştı:

“Dünyanın çevresi 40 bin kilometre. Bu otobüs bir yılda yaptı 105 bin kilometre. Sizlerden aldığımız güçle, yol arkadaşlarımızla hiç durmadan koşarak, durmadan koşarak çalıştık. Tabii ki ne bu otobüs tek başına gider, ne bu mücadele bir başına sürer. Direksiyonundaki şoföründen, ses teknikerine, personellerine; bir yıldır evlerinden daha çok bu otobüste yatanlara, emek verenlere; kameramanından fotoğrafçısına, tercümanından dronu kullanana… Helal olsun tüm emekçi kardeşlerime!”

“Biz gücümüzü Trump’tan almıyoruz”

Özel, şöyle devam etti: “Bu süreçte bize destek veren tüm siyasi partilere; başta ilk günlerde buraya koşan gelen tüm genel başkanlara, tüm siyasi partilerin mensuplarına, gençlik kollarına, kadın kollarına, aslan sosyal demokratlara, milliyetçi demokratlara, muhafazakar demokratlara, Kürt demokratlara, liberal demokratlara, sosyalist demokratlara, Türkiye’nin bütün demokratlarına selam olsun! Ayrı ayrı teşekkür ediyorum her birine.Tüm meslek örgütlerine, çok değerli sendikaların yöneticilerine, üyelerine, sivil topluma, derneklere ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ve sizler… 98 mitinge katılan 15 buçuk milyon yürekli, kahraman insan! Ve bugün hep beraber 16 milyona dayanıyoruz. En büyük alkışı bu meydan, bu meydanlar, bu kahramanlar hak ediyor. Bizler sizleri alkışlıyoruz. Biz gücümüzü okyanusun ötesinden almıyoruz. Biz gücümüzü Trump’tan almıyoruz. Biz gücümüzü bu meydandan, bu meydanın mücadele azminden, Atatürk’ün emaneti Cumhuriyet’ten, onun en önemli kazanımı sandığa inananlardan, seçme hakkına sarılanlardan, seçtiğine sahip çıkanlardan alıyoruz. Biz gücümüzü sizden alıyoruz! Ve gücümüzü sonuna kadar koruyacağız ve asla ve asla hiç kimseyi geride bırakmayacağız.”

“Tarihe cunta başkanı olarak geçeceksin”

Özel, duruşmaların canlı yayınlanması talebine ilişkin de “Biz canlı yayın isteyecek kadar kendimize güveniyoruz. Ama onlar, duruşma salonunu boşaltacak kadar korkuyorlar.” dedi.

Erdoğan’a seslenen Özel, “Tarihe uzun yıllar Cumhurbaşkanlığı yapan biri olarak geçebilirdin. Ama bir darbe yaptın ve ısrar etti. Tarihe cunta başkanı olarak geçeceksin” dedi.

“Her ay 2 milyon ödediğin ödeme çizelgesini basınla paylaşıyorum”

Adalet Bakanı Akın Gürlek’le ilgili yeni bir belge açıklayan Özel, “Dün bir basın toplantısı yaptık, küçük turpun marifetlerini anlatmıştık. Turpun büyüğü belli turpun küçüğü 1.50! 452 milyon liralık taşınmazlar, dairler, arsalar çıktı. Hiçbirisine yanıt veremedi. Bugün bir ekran görüntüsüyle tapu kayıtlarının bazı illerini filtreleyerek, 4 evim var diye gösterdi. Bu 4 tane evin 3’ünün yeni alındığına ilişkin ikonlar duruyordu. Bunları yanıtlamak yerine dün 12 taşınmaz söyledim. 7’sinin ID numaralarını verdim. Bugün mitingten sonra, bütün basına 12’sinin de ID numaralarını geçeceğiz. Diğer 5 tanesi daha geldi. Bu numalar, sisteme girince taşınmazlardaki işlemi gösteriyor. ID numarası doğru değil, ben bunları satın almadım sonra satmadım diyemiyor. Bugün ekranda görünmeyen, ‘Avcılar Isparta Kule Bizim Evler’ projesinde 2024’ün 7. ayında emlak bildirimi yapmışsın, bizzat emlak vergisini yatırmışsın. Yine basına geçiyorum. Mesa İstanbul evlerinde, ilki 3 milyon, her ay 2 milyon ödediğin ödeme çizelgesini basınla paylaşıyorum.”

Özel’in Bakan Gürlek’e ilişkin paylaştığı belge

Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: Açıkca Erdoğan’a sesleniyorum. Kirli aparatının mal varlığı açıklansın. Açıkladığım ID  numaralarının ona ait olmadığını gösterin. Devlet elinizde, yapamıyorsunuz. E-devlette bütün taşınmazları dökün. elindeki taşınmazları satanın karşılığında aldığı paraları açıklayın. Bir darbeye kalkışacaksınız, ‘iftira atarsan bebğine kavuşacaksın’ diyeceksiniz. Bu millet tüyü bitmemiş yetimin hakkını size yedirmez. Bu işin peşini bırakmayacağız. Tüm Türkiye’de, tüm Türkiye’de bir söz veriyorum ve onu tekrarlamak istiyorum. Seçim olacak ya; bir pazar, er ya da geç bir pazar. O pazar günü o seçimi kazanacağız! O pazar günü partimizi iktidar, Ekrem Başkan’ı Cumhurbaşkanı yapacağız! O pazartesi günü akşam, yeniden Saraçhane’de toplanacağız ve Bozdoğan Kemeri’nin önünde; öğrencisiyle, polisiyle, işçisiyle, emekçisiyle, emeklisiyle, esnafıyla, eşrafıyla omuz omuza halaya duracağız! Şunu bilelim: Öğrenci kurtulmadan polis kurtulmaz. Tutsak kurtulmadan infaz koruma memuru kurtulmaz. Emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz. Köylü kurtulmadan esnaf kurtulmaz.”

Dilek İmamoğlu: Tüm liderler duruşmayı izlesin

İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu da konuşmasında şu mesajları verdi:

Ben bugün burada yalnızca bir eş, bir anne olarak bulunmuyorum. Bugün burada haksızlığa uğrayanların, sesi bastırılmak istenenlerin, adalet duygusu örselenmiş milyonların sesi olarak bulunuyorum. Çünkü hepimiz biliyoruz ki yaşadığımız süreç, gerçek bir hukuki süreç değildir. Bu süreç toplumun güven duygusunu yaralamakta, demokrasi inancını sınamakta ve hukuka olan bağını sarsmaktadır. Bir yıldır çok ağır bir sınavdan geçiyoruz. Bir yıldır sevdiklerimizden ayrı kaldık. Bir yıldır bekliyoruz, bir yıldır sabrediyoruz, bir yıldır hem hasretle hem de umutla ayakta duruyoruz.

Mahkeme sürecinde yaşananlar her türlü keyfilik ve fütursuzluk derin bir kırgınlık yaratıyor. Halkımız bugün yaşadıklarımızın gerçek anlamda hukuki bir süreç olmadığını görüyor. Siyasetin devletin kurumlarını ve mekanizmalarını nasıl baskı altına aldığını da görüyor, biliyor ve hafızasına kaydediyor.

Olmaması gereken bir dava üzerinden aylarımız, günlerimiz bizden çalınıyor. Bize yaşatılan bu uygulamalar anayasamıza aykırıdır. Ülkemizin taraf olduğu uluslararası yükümlülüklere de aykırıdır. En temel insan haklarına da aykırıdır. Çünkü adalet ve hukukun üstünlüğü sadece mahkeme kararlarında değil; usulde, tavırda ve açıklıkta görünmelidir.

Mahkeme salonlarında sevdiklerine el sallayan, uzaktan kalp işareti yapan, bakışarak hasret gidermeye çalışan insanlar var. O küçücük el hareketine, o sessiz sevgi işaretine bile tahammül gösterilemiyor. Orada bir anne var, orada bir eş var, orada bir çocuk var. Tahammül edilemeyen bu küçük anlara bakın ve sorun kendinize; bu tabloda toplum adalete nasıl güvenecek?

Atılması gereken en önemli ve en gerekli adım Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının tutuksuz yargılanmasıdır. Çünkü hukukta esas olan tutuksuz yargılamadır. Çünkü adalet peşin cezalandırma değildir. Çünkü adalet siyasi rekabetin aracı değildir. Bunun yapılmadığını görüyoruz. O nedenle daha önce yaptığım iki çağrıyı bugün buradan yeniden yapmak istiyorum:

Birincisi; başta AK Parti, MHP ve DEM Parti olmak üzere tüm siyasi partilerin hukuk komisyonlarından liyakatçı hukukçular bu süreci yakından takip etsin. Mahkeme süreçlerine gözlemci olarak katılsınlar. Gördüklerini doğrudan kamuoyuna anlatsınlar. Böylece gerçeği herkes açıkça görsün, kimsenin aklında soru işareti kalmasın.

İkincisi; Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının yapılacağı duruşmaya siyasi partilerin genel başkanları da katılsın. Çünkü bu mesele artık yalnızca bir dava değildir. Bu mesele toplumun adalet duygusunu ilgilendiren bir meseledir.

Baskıya boyun eğmeyeceğiz, suskunluğa teslim olmayacağız. Çünkü biz öfkeye değil haklılığa dayanıyoruz. Korkuyla değil cesaretle hareket ediyoruz. Karanlığı değil aydınlığı hedefliyoruz. Bu ülke hepimizin. Adalet talebi hepimizin. Gelecek hepimizin. Ve biz bu ülkede adalet yerini bulana kadar konuşmaya ve dayanışmaya devam edeceğiz. Vazgeçmeyeceğiz! Geri çekilmeyeceğiz! Unutmayacağız! Unutturmayacağız!”

Yavaş: Gökçek ailesi yargılanmadan kimseyi yargılayamazsınız

ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın konuşmasından satır başlarıysa şöyle:

“Sayın Genel Başkanımızın ‘bozuk tohum’ olarak ilan ettiği şahsın 600 milyon liralık villası var. Pişkin pişkin sırıtarak ‘600 yapmaz, 400’e veririm’ diyor. Hayatında 1 gün çalışmamış, 1 gün sigortalı çalışmamış, çalıştırmamış insanın 600 milyon liralık villası var. Siyasiler, servetlerinin hesabını vermek zorundadır.  Gökçek ve ailesi yargılanmadan hiçbir belediye başkanını yargılayamazsınız!

Kasalarından kilolarca altın çıkanlar, yolsuzluk yaptıkları vakıflarla ilgili beyanları ortadayken ifadeye dahi çağrılmıyor. Nasıl hukuk? Cumhuriyet Halk Partiliysen derhal gel, yaka paça al, hapse at, verdikleri savunmanın hiçbirisini dikkate alma; diğer şahısların ifadesini dahi alma. Ben diyorum ki: Gökçek ve ailesi yargılanmadan hiç kimseyi yargılayamazsınız! Hiçbir belediye başkanını yargılayamazsınız!

Her şeyden evvel yine kendileri çıkarttıkları yasaya göre tutukluluğun sınırlarını kaldırdılar. Üst haddi şu kadar olmayan, alt haddi şu kadar olmayanlar tutuklanamaz hükmüne rağmen önüne geleni tutukluyorlar. Ayrıca tutuklama tehdidiyle birçok insanı da iftiraya zorluyorlar. Bunun hukukta asla yeri yoktur.

Bir diğer konu yargılamalarda şunu görüyoruz: ‘Şunu dedi, bunu dedi’. Şimdi bir tarafta iddia eden var, bir tarafta karşısını söyleyen var. İddia eden suçlayan kişi çete lideri olarak ilan edilen kişi. Peki suçlanan kim? Hayatı boyunca karakola gitmemiş, halkın büyük çoğunluğu oylarıyla seçilmiş belediye başkanımız. Siz ne hakla o çete reisinin ifadesini bizim belediye başkanlarımızdan üstün tutup onları hapse atıyorsunuz? Bunun hukukta hiçbir yeri yoktur.

Ben mübarek günlerdeyiz. Hiç dinleyeceklerine inanmıyorum ama Maide suresinde şöyle diyor: ‘Bir topluluğa olan kininiz asla sizi adaletsizliğe sevk etmesin’ diyor. Belki bundan anlarsınız. Yaptığınız iş, duyduğunuz kin sonucu insanları suçsuz yere hapse atmak, adaletsiz davranmaktır. Bunun hesabını elbette öbür dünyada vereceksiniz. Evet, her cuma cumaya gidenler bilir, hutbede imam sözlerini tamamlar: ‘Hükmettiğiniz zaman Cenabı Allah adaletle hükmetmenizi emreder’ der. Nerede adaletle hükmetmek, nerede?

Dolayısıyla sevgili İstanbullular, bizler belediye başkanları olarak bu hukuksuz uygulamaları gördükçe daha fazla çalışıyoruz. Daha fazla halkın memnuniyetini artırmak istiyoruz ki inşallah yapılacak en erken seçimde Türkiye’deki iktidar değişecek ve bundan sonra gerçek hukukun üstünlüğü olan, herkese adil olan, hiç kimsenin yargılanmaktan korkmadığı, yargılanırken de emin olduğu sistemi mutlaka getireceğiz. Rövanş hukukunu ortadan mutlaka kaldıracağız. Kapınız sabaha karşı çalındığı zaman zannetmeyin ki polis geldi, acaba ihtiyacı olan birisi mi geldi diye hiç endişe etmeden kapıyı açacağımız günler gelecek. Türkiye bunları vaat ediyoruz. İnşallah anayasaya bağlı hukukun üstünlüğüne ve herkese uyan bir hukuk sistemini hep birlikte gerçekleştireceğiz. Diyorum ki delilleri topladınız. Delilleri topladınız ki davayı açtınız, iddianame ortada. Hala niye tutuklu tutuyorsunuz? Hala niye tutuklu tutuyorsunuz? Serbest bırakın, adli tedbirleri uygulayın. Bu insanların ömründen çalmayın. Kaldı ki hasta olan belediye başkanlarımız var. Hiç mi vicdanınız sızlamıyor onları içeride tutuyorsunuz hala?

Evet sevgili İstanbullular, biz dayanışma duygularımızı ifade etmek için bugün buraya geldik. Her zaman Ekrem Başkanımızın ve diğer başkanlarımızın arkasındayız. Onlara güveniyoruz. Onların adil yargılanmalarını, tutuksuz yargılanmalarını istiyoruz ve inşallah yapılacak en erken seçimde de dilediğimiz özgür, bağımsız, herkesin huzur içerisinde yaşadığı bir Türkiye’yi vaat ediyoruz.”

Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi kürsüde

“Bugün Saray rejimi ortak alanlarımızı işgal ediyor. 19 Mart’tan kalan mücadeleyi öldürmeye çalışıyorlar. Ancak bugün 19 Mart’ın hayaleti kampüslerde dolaşmaya devam etmektedir. Boğaziçi Üniversitesi’nde kulüp odalarına sahip çıkmak için barikatlara karşı duran Boğaziçililerde, Hacettepe’de aldıkları uzaklaştırmalardan sonra nöbet tutan öğrencilerde vücut bulmuştur 19 Mart isyanı.

Bugün artık gücümüz kenetlenmekten, örgütlü mücadeleden gelmektedir ve öğrenciler bunun bilincine varmıştır. Hedefimiz taleplerimizi netleştirmek ve bu mücadeleyi genişletmektir. Öğrenci gençliğin görevi her alandaki direnişi büyütmek ve dayanışmayı güçlendirmek olmalıdır. Çünkü öğrenci hareketleri her zaman kitlesel hareketlerin kıvılcımını yakan ilk adım olmuştur.

Bu direnişte öğrencilerin safı, insanca bir yaşam mücadelesi veren işçi sınıfının, kendi sınıfının yanıdır. Üniversitelerde özgür ve bilimsel eğitim için, emperyalist savaşın bir makinesine çevrilmemek için mücadele vermek, işçi sınıfının bizim sınıfımız olduğu bilinciyle hareket edebilmek için bugün çözüm örgütlenmek, örgütlü bir mücadeleyi sürdürmektir.

Barikatı aşan öğrenciler, 1 Mayıs’ta Taksim iradesini gösteren öğrenciler ve gençlik bugün hala buradadır. Saraydan gelen tüm bu saldırıları püskürtecek olan, bize kazandıracak olan şey yine bu örgütlü mücadeledir. Yan yana geldikçe güçlüyüz, ne kadar örgütlüysek o kadar kararlıyız. Şimdi yan yana gelişlerimizi, örgütlülüğümüzü ve gücümüzü geliştirme zamanıdır. Bu sene bizi 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkaracak güç de budur!”

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun konuşmasından satır başları şu şekilde:

“Türkiye demokrasiyi ve anayasal düzeni hedef alan akıl almaz bir tabloyla karşı karşıyadır. Toplumsal desteğini yitiren siyasi iktidar, baskıyla ve hukuksuzlukla iktidarını sürdürmeye çalışıyor. Siyasi iktidar, sandıkta yenemediğini yargı sopasıyla bileğini kırmaya çalışıyor. Siyasallaşmış yargıyla ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ ilkesine meydan okuyorlar. İstiyorlar ki; işçiler sesini çıkarmasın, verilenle yetinsin. Emekliler itiraz etmesin, pazar artıklarıyla yaşamaya mahkûm edilip ölümü beklesin istiyorlar. İstiyorlar ki; gençler, o barikatları yıkıp gelen gençler, üniversiteliler bu ülkede hayal kurmasın, bırakıp gitsinler bu ülkeyi diyorlar. İstiyorlar ki; kadınlar eşitlik demesin, adalet demesin, özgürlük demesin. Ve seçme ve seçilme hakkımızı elimizden alanlar, aslında bizim hak arama özgürlüğümüzü yok etmeye çalışıyorlar dostlar. Seçme ve seçilme hakkımıza müdahale edenler, bizim ‘hayır’ deme hakkımızı elimizden almaya çalışıyorlar. O zaman buradan, Saraçhane’den hep birlikte söyleyelim: Buna izin verecek miyiz? Türkiye’nin açlık sınırının altındaki asgari ücretliler ülkesi olmasına izin verecek miyiz? Türkiye’nin çalışmak zorunda kalan emekliler ülkesi olmasına kabullenecek miyiz? Türkiye’yi patronundan daha çok vergi veren emekçiler ülkesi haline getirmelerine sessiz kalacak mıyız? Ülkemizi şiddet mağduru kadınlar, okula aç giden çocuklar, geleceğinden umudu kesen gençlerin ülkesi haline getirmelerine izin verecek miyiz? Ülkemizi hapishanelerinde gazetecilerin, siyasetçilerin, sanatçıların, sendikacıların olduğu bir ülke haline getirmelerine izin verecek miyiz? İşte yanıt, işte meydan! ‘Hayır’ diyoruz, anlayın artık ‘hayır’ diyoruz!”

 

Özgür Özel; 19 Mart’ın birinci yılında eylemlere devam mesajı verdi, Gürlek’le ilgili yeni belge açıkladı
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin