SOLMEDYA – ABD’nin İran’a yönelik askeri seçenekleri genişletme hazırlığı yeni bir aşamaya geçti. Amerikan basınına yansıyan bilgilere göre Pentagon, yalnızca hava saldırılarıyla sınırlı kalmayan; doğrudan kara harekâtını da içeren senaryolar üzerinde çalışıyor. Hedefte ise İran’daki zenginleştirilmiş uranyum stokları ve nükleer tesisler var.
CBS’e konuşan kaynaklar, bu planların ABD-İsrail ekseninde yürütülen daha geniş bir çatışma stratejisinin parçası olarak değerlendirildiğini aktarıyor. Yani mesele yalnızca “önleyici müdahale” değil, bölgesel güç dengelerini kökten değiştirebilecek bir hamle.
Washington cephesinde ise klasik bir “belirsizlik stratejisi” dikkat çekiyor. Donald Trump, kamuoyu önünde asker gönderme niyeti olmadığını söylerken, hemen ardından “Gönderecek olsam da size söylemezdim” diyerek kapıyı açık bırakıyor. Bu söylem, hem iç kamuoyunu hem de uluslararası aktörleri aynı anda yönetmeye dönük.
Pentagon’un hazırlıkları yalnızca masa başında değil. Sahada da hareketlilik artmış durumda. 82. Hava İndirme Tümeni’nin bölgeye sevki planlanırken, yaklaşık 2 bin 200 deniz piyadesini taşıyan üç savaş gemisi Orta Doğu’ya doğru yola çıktı. Deniz Piyadeleri ve hızlı müdahale birlikleri yüksek alarm seviyesine geçirildi.
Hazırlanan senaryolarda yalnızca tesislerin ele geçirilmesi değil, İranlı askerlerin ve paramiliter güçlerin nasıl etkisiz hale getirileceği, gözaltı süreçleri ve tutulacakları yerler gibi detaylar da yer alıyor. Bu durum, olası bir operasyonun kısa süreli değil, işgal benzeri uzun vadeli bir planı da içerebileceğini gösteriyor.
Tüm bu gelişmeler, ABD’nin “seçenekleri artırıyoruz” söyleminin ötesine geçtiğini; sahada fiili bir hazırlık sürecine girdiğini ortaya koyuyor. Ancak Washington yönetimi, nihai karar konusunda sessizliğini koruyarak stratejik belirsizlikten vazgeçmiyor.
EDİTÖR NOTU:
ABD’nin “henüz karar yok” söylemi, geçmiş müdahalelerde de görüldüğü gibi çoğu zaman sürecin son değil, başlangıç aşamasına işaret eder. Sahadaki askeri yığınak ve plan detayları birlikte okunduğunda, Washington’un İran dosyasını masada tutmaktan çok, adım adım sahaya indirdiği görülüyor. Bu tablo, bölge için yeni ve daha geniş çaplı bir çatışma riskini büyütüyor.






