SOLMEDYA –Bayramın dayanışma ve sevinç günleri olması gerekirken, Türkiye’de milyonlarca yurttaş için tablo tersine dönmüş durumda. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in açıkladığı veriler, ekonomik krizin bayram sofralarına kadar indiğini gözler önüne serdi.
Gürer’e göre vatandaş artık bayrama umutla değil, borçla giriyor. 13 Mart haftası itibarıyla yurttaşların bankalara ve finans kuruluşlarına olan toplam borcu 6,3 trilyon lirayı aşmış durumda. Bu borcun önemli bir kısmı tüketici kredileri ve kredi kartlarından oluşurken, yüz milyarlarca lira ise icra takibine düşmüş durumda.
Türkiye’de neredeyse her iki kişiden biri bankalara borçlu. Bireysel kredi kullananların sayısı 43,8 milyona ulaşırken, ortalama borç miktarı da 138 bin lirayı bulmuş durumda. Bu tablo, borcun artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini ortaya koyuyor.
En çarpıcı verilerden biri ise kredi kartı harcamalarında ortaya çıkıyor. Vatandaşın kredi kartıyla yaptığı harcamaların yaklaşık üçte biri doğrudan gıdaya gidiyor. Yani insanlar artık kartlarını sosyal yaşam, eğitim ya da kültür için değil, sadece mutfağını döndürebilmek için kullanıyor.
Bayram alışverişi dahi krediyle yapılır hale gelmiş durumda. Sadece Ocak ayında yüz binlerce kişi ilk kez kredi kartı ve kredi kullanmak zorunda kaldı. Eskiden bayram öncesi çarşı pazarda hareketlilik yaşanırken, bugün alışverişler banka limitleriyle sınırlı.
İcra dosyalarındaki artış ise tablonun en ağır kısmını oluşturuyor. 2026 yılı başından bu yana milyonlarca yeni icra dosyası açıldı ve toplam dosya sayısı 24 milyonu geçti. Yalnızca bir ayda yüz binlerce kişi borçlarını ödeyemediği için yasal takibe düştü.
Gürer, yaşanan durumu “Bayram sofralarının yerini icra dosyaları aldı” sözleriyle özetlerken, ekonomik politikaların vatandaşın yaşamını doğrudan etkilediğini vurguladı.
Açıklamasının sonunda çözüm çağrısı yapan Gürer, borç yükünün hafifletilmesi, faizlerin düşürülmesi, üretimin artırılması ve gelir adaletinin sağlanması gerektiğini ifade etti.
EDİTÖR NOTU
Bayramın dayanışma ve paylaşma ruhu, yerini giderek derinleşen bir ekonomik sıkışmışlığa bırakıyor. Açıklanan veriler, krizin artık istatistik olmaktan çıkıp doğrudan toplumun günlük yaşamına, mutfağına ve bayram sofralarına yansıdığını gösteriyor. Bu tablo, ekonomik politikaların sonuçlarının en net ve en sert biçimde hissedildiği alanın halkın yaşamı olduğunu ortaya koyuyor.






