– Trump’ın açıklamaları, ABD’nin yıllardır reddettiği “rejim değişikliği” politikasını açıkça sahaya sürdüğünü gösteriyor. “Hedefim bu değildi” söylemi ise yaşanan yıkımı perdelemeye yetmiyor. İran’ın askeri, ekonomik ve iletişim altyapısının sistematik biçimde hedef alınması, uluslararası hukukun bir kez daha büyük güçler tarafından yok sayıldığını ortaya koyuyor.
Öte yandan Trump’ın “Hürmüz Boğazı bizi ilgilendirmez” çıkışı, emperyal müdahalenin çifte standardını gözler önüne seriyor: Müdahale var, sorumluluk yok. Enerji yollarının güvenliğini diğer ülkelere bırakma yaklaşımı, küresel krizleri derinleştirecek bir sorumsuzluk örneği olarak öne çıkıyor.
“İran anlaşma için yalvarıyor” gibi ifadeler ise diplomasi değil, güç gösterisi dilinin hâkim olduğunu gösteriyor. Bu tablo, savaşın yalnızca askeri değil, aynı zamanda siyasi ve ekonomik bir dayatma aracı olarak kullanıldığını ortaya koyuyor.
Sonuç olarak; Trump’ın sözleri bir “zafer” ilanından çok, bölgede uzun yıllar sürecek istikrarsızlığın ve yeni çatışma dinamiklerinin habercisi niteliğinde. Ortadoğu bir kez daha büyük güçlerin hesaplaşma sahasına çevrilirken, bedeli her zamanki gibi halklar ödüyor.






