Prof. Dr. Ferhunde ÖKTEM
Psikolog
– Okuldan söz ederken “Okul, çocukların gitmek için can attıkları, öğrenmenin tadını aldıkları, bilgileriyle kıvandıkları, arkadaşlarıyla paylaştıkları, öğretmenlerince fark edildikleri ve önemsendikleri, haklar ve sorumluluklarının ayırdına vardıkları, güven içinde oldukları ve coşkularını sergiledikleri bir yer olarak yaşanmalı” şeklinde tanıtırız.
Okula ilişkin özelliklerin tümü çok önemli kuşkusuz ama en temel, en önemli öge güvenliktir. Sizler çocuklarınızı okula güven içinde olacakları düşüncesiyle gönderiyorsunuz, çocuklar ve öğretmenler de güven içinde olduklarını düşünerek okullarına gidiyor. Bu duygu içinde büyüyorlar, öğreniyorlar, gelişiyorlar. Son zamanlarda yaşananlar kendi okullarında olsun ya da olmasın bu duyguyu ağır bir biçimde örseledi. Anne babalar da bu güven yokluğunu çok derinden hissediyorlar. Bunun üstesinden gelmemiz gerek.
Çocuklar, duygularını büyüklerine bakarak yaşarlar; çaresiz görünümlü erişkinler, çocuklara bu zor durumla tek başlarına baş etmeleri gerektiğini duyumsatır. Bu nedenle çocuklarınızla duygularınızı denetimli bir biçimde paylaşın. Yaşananların çok ağır, katlanılmasının zor, üzülmenin çok doğal, korkuların herkeste olabileceğini konuşun. Ancak, daha da ağırlıklı olarak bundan sonra neler yapılabileceğinin tartışın, bu tür olayların bir daha yaşanmaması için nelerin yapılabileceği için öneriler geliştirin.
Bilimsel önerileri olan, güvenilir bilim insanlarının fikirlerini araştırın. Böylesi bir yaklaşım çocuklara, hem duygularının anlaşılabildiğini, yalnız olmadıklarını anlatır hem de bir şeyler yapılabilir umudunun gücünü kazandırır. Yine de çocuklarımızın ve kendinizin baş edemediğinizi hissettiğinizde gerçek bir uzmandan yardım istemeyi ertelemeyin. Bir an önce eski yaşantınıza dönebilmek çok gereksinim duyulan başetme becerinizi artıracak, çözüme yönelik çabalarınızın, katkılarınızın yerine ulaşmasına yol açacaktır.
Okulların güvenliğini çok olumsuz etkileyen, sayıları giderek artan zorbalıkların, çocukların ve hatta öğretmenlerin ruh sağlıklarını çok olumsuz etkilediği bilinmektedir. Pek çok uygar ve eğitime saygı duyan ülkede bunun önlenebileceği görülmektedir. Böylesi ortamlarda ağırlıklı olarak görülen, “öğrenilmiş çaresizlik” olarak anılan duygu, hem şiddetin ürünü hem de şiddetin üreticisidir. Zorbalık yapan çocukların davranış bozukluklarının ve sayılarının giderek arttığı, zorbalığa uğrayanların çökkünlüklerinin de önemli ruhsal sorunları ortaya çıkardığı bilinmektedir. Her iki durumun da bedeli, çocuklarımızın sağlıklı eğitim ve yaşam haklarının ellerinden alınmasıdır.
Sevgili Büyükler,
Çocuklarımız çağdaş eğitimi, güvenli ortamlarda yaşamayı, saygı ve sevgiye dayanan ilişkileri hak etmektedir; ancak çocuklar ve yetişkinler olarak bizler de bu haklara ulaşabilmek için sorumluluklarımızı, ödevlerimizi eksiksiz yerine getirmek zorundayız.
Bu tür acılar, yeterince farkındalığımızın olmadığını, çözüm için yeterli çabayı göstermediğimizi, bilimin yolunu izlemediğimizi, kendi yapabileceklerimizin bilincinde olmadığımızı göstermektedir.
O halde gün acılarımızın çökkünlüğünde kaybolmak değil, çocuklarımıza, doğamıza, değerlerimize sahip çıkma,
el ele, yan yana dayanışarak davranma günüdür.
Daha güzel bir dünyada yaşayabilecekken yitip giden o güzel insanlar için, en güzel dönemlerinde çocuklarımıza unutamayacakları korkular saldığımız için hissettiğimiz utancı, görevlerimizi, sorumluluklarımızı fazlasıyla üstlenerek belki bir parça azaltabiliriz.
Bu bilinçle belki yüzümüz kızarmadan, çocuklarımızın gözlerine bakarak “Korkmayın biz varız, gelecek güzel olacak” diyebiliriz.
=============================
Dostlar,
Bu yazı, özellikle okullarda yaşanan şiddet olayları ve artan akran zorbalığı gibi toplumun vicdanını yaralayan olayların ardından, ailelere ve eğitimcilere rehberlik etmek amacıyla kaleme alınmıştır.
Yazı, özellikle Mayıs 2024 tarihinde, İstanbul’da bir okul müdürünün (İbrahim Oktugan) bir öğrencisi tarafından silahlı saldırı sonucu öldürülmesiyle Türkiye genelinde infial yaratan olayın ardından gündeme gelmiştir.
Metin, Türk Psikologlar Derneği (TPD) gibi profesyonel meslek örgütlerinin sosyal medya hesapları aracılığıyla ve eğitimle ilgili çeşitli sivil toplum kuruluşlarının (Eğitim Reformu Girişimi çevreleri veya veli dernekleri) ortamlarında paylaşılmıştır.
Prof. Öktem, bu yazıyı toplumsal travma anlarında yetişkinlerin çocuklara karşı sorumluluğunu anımsatmak ve “öğrenilmiş çaresizlikten” kurtulup bilimsel temelli çözümlere odaklanılması gerektiğini vurgulamak için bir açık mektup – çağrı niteliğinde hazırlamıştır.
Psikolog Prof. Ferhunde Öktem, bu yazısında salt bir uzman görüşü sunmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumun ortak acısına aracı olarak ussal (akılcı) ve dayanışmacı bir çıkış yolu öneriyor.
***
OKUL CİNAYETLERİNİN ARDALANI
Neoliberalizm denen illet, ahlakı – erdemi çürüttü.
Bilinçli YoksullaşTIRma ve eğitimsiz bırakma eşliğinde yapıldı bu.
Din, tarikat-cemaat, medrese, tekke, kilise.. ölçüsüz kullanıldı bu süreçte; insan sorgulamayı unutsun, aklını kullanamasın diye.
Kant vd. Aydınlanma bilgelerinin kemikleri sızlıyordur.
İnsan alıklaşsın diye..”insanlaşamasın” diye..
İnsan yerine “insansı” lardan (Android) oluşan kitleler hedeflenyor.
Depolitize, çooook kolayca güdülebilecek.
Ortaçağa savrulmadır bu, vahşettir!
“İNSANIN İNSANLAŞMASI” yeryüzü yaşamının en başat süreci olsa gerek.
İnsanlık düşmanları bu sürece taş koyuyor. Derdimiz büyük.
Bu sorunsalı halka mutlaka ve iyi anlatabilmeliyiz.
21. yy başında Aydın sorumluluğunun başında, küreselleşen emperyalizmin bu meydan okuması yatıyor.
Çağrımız, yeni bir AYDINLANMA ÇAĞRISIDIR abartısız.
***
Türkiye’de 23+ yıllık iktidar bu lanetli süreçte bilerek / bilmeyerek ortak ve tarihsel olarak
çok ağır sorumlu!
Bu tablodan 23,5 yıllık AKP iktidarı doğrudan ve 1. derecede sorumludur.
Sorun ağır ve çok katmanlıdır.
İvedi reçete; laik – bilimsel – karma – kamucu eğitimdir.
Anayasa md.174 gereği tekke – türbe – zaviye – medrese – cemaatlar kapatılmalıdır.
İktidar, şeriatçı politikaları terk etmeli;
Anayasa buyruğu LAİK DEVLET korunmalıdır.
Ne var ki; bu yakıcı tabloyu yaratan, iktidarın ısrarlı ve istendik politikalarıdır.
Dolayısıyla bu iktidardan, sorunu düzeltici önlemler beklemek us dışıdır.
Üllkemiz hızla erken seçime gitmeli, bu tükenmiş siyasal kadrolardan kurtarılmalıdır.
Sevgi ve saygı ile; derin acı – kaygı ama umut ile.
17 Nisan 2026, Ankara






