Haber: Atilla YÜCEAK
SOL HABER/Kocaeli
– Emek Partisi (EMEP) Kocaeli İl Örgütü, artan savaş politikaları ve buna karşı sosyalist tutumun tartışıldığı “Sosyalizm ve Savaş” başlıklı bir panel düzenledi. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikte, EMEP Kocaeli İl Başkanı İlhami Şahbaz ile Evrensel Gazetesi yazarı Nuray Sancar konuşmacı olarak yer aldı. Panelde savaşların karakteri, halkların örgütlü gücü ve sosyalizm mücadelesinin güncel görevleri ele alındı.
İlhami Şahbaz: “Demokrasi mücadelesi yükselmeden kalıcı çözüm mümkün değil”
Panelin açılış konuşmasını yapan EMEP Kocaeli İl Başkanı İlhami Şahbaz, savaşların yalnızca askeri değil aynı zamanda siyasal ve toplumsal sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Şahbaz, Türkiye’de demokrasi mücadelesinin zayıflığının ülkeyi dış müdahalelere açık hale getirdiğini belirterek şunları söyledi:
“Bu ülkede gerçek bir demokrasi mücadelesini büyütemezsek, halkın asgari demokratik talepleri etrafında birleşemezsek, dış güçlerin müdahalesine açık bir zemin oluşur. O nedenle öncelikli görev, geniş halk kesimlerini kapsayan bir demokrasi mücadelesini örmektir.”
Şahbaz, ittifakların da mücadele başlıklarına göre şekillendiğini ifade ederek, savaş karşıtlığı temelinde daha geniş birlikteliklerin mümkün olduğunu ancak sosyalizm mücadelesinin daha ileri ve net bir program gerektirdiğini dile getirdi. “Her mücadele başlığının ittifak zemini farklıdır. Anti-savaş birliktelikleri geniş olabilir ama sosyalizm mücadelesi daha kararlı ve programlı bir birliktelik ister” dedi.
Konuşmasının sonunda yaklaşan 1 Mayıs’a dikkat çeken Şahbaz, tüm emekçileri alanlara çağırdı:
“1 Mayıs, savaşlara, yoksulluğa ve emperyalist politikalara karşı birleşik mücadelenin en önemli günlerinden biridir. Tüm emekçileri, dostlarımızı ve yoldaşlarımızı 1 Mayıs’ta alanlarda olmaya davet ediyoruz.”
Nuray Sancar: “Savaşlar kendiliğinden devrim yaratmaz, belirleyici olan örgütlü güçtür!”
Panelin ikinci konuşmacısı Evrensel Gazetesi yazarı Nuray Sancar ise tarihsel örnekler üzerinden savaş ve devrim ilişkisini değerlendirdi. Sancar, sıkça dile getirilen “savaşlar devrime yol açar” anlayışının her zaman geçerli olmadığını belirterek, belirleyici olanın örgütlü halk gücü olduğuna dikkat çekti.
“Evet, tarihsel olarak savaşların devrimci süreçleri tetiklediği örnekler var. Ancak bu, kendiliğinden işleyen bir yasa değildir. Savaşın devrime dönüşmesi, örgütlü bir işçi sınıfı ve siyasal öncülüğün varlığına bağlıdır” diyen Sancar, Bolşeviklerin Rusya’daki örgütlülüğünü örnek gösterdi.
Sancar, Arnavutluk örneği üzerinden de emperyalist işgale karşı verilen mücadelenin sosyalist bir dönüşüme evrilebildiğini ifade etti:
“Arnavutluk’ta halkın ve partizanların mücadelesi, ülkeyi yalnızca işgalden kurtarmakla kalmadı, aynı zamanda sosyalist bir düzenin kurulmasına da zemin hazırladı. Bu da bize gösteriyor ki, savaşın sonucu değil, o süreçte yaratılan örgütlü güç belirleyicidir.”
Sancar ayrıca, uluslararası dayanışmanın önemine değinerek anti-faşist ve anti-emperyalist mücadelelerin tarihsel olarak enternasyonal bir karakter taşıdığını vurguladı.
Ortak vurgu: “Çözüm örgütlü halk gücünde!”
Panel boyunca her iki konuşmacının da ortaklaştığı nokta, savaşlara ve emperyalist politikalara karşı en güçlü yanıtın örgütlü halk mücadelesi olduğu oldu. Demokrasi, barış ve sosyalizm mücadelesinin birbirinden kopuk ele alınamayacağı vurgulanırken, bu mücadelenin geniş kitlelerle buluşturulmasının hayati önemde olduğu ifade edildi.
Etkinlik, katılımcıların soruları ve 1 Mayıs çağrısıyla sona erdi.
Dinleyelim mi!






