– Türkiye’de milyonlarca emekçi, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü derinleşen ekonomik kriz ve geçim sıkıntısıyla karşılıyor. Vergi adaletsizliği, hayat pahalılığı ve düşük ücretler bu yıl da meydanların ana gündemi.
Yaklaşık 8 milyon işçi asgari ücretle geçinmeye çalışırken, 28 bin 75 liralık ücret açlık sınırının gerisinde kaldı. Türk-İş verilerine göre açlık sınırı 34 bin 587 liraya yükselirken, ücretler karşısında alım gücü hızla eriyor. Asgari ücretin biraz üzerinde maaş alan geniş kesimler de benzer bir geçim baskısı altında.
Memurlar açısından tablo farklı değil. En düşük memur maaşı yaklaşık 62 bin, ortalama maaş ise 68 bin lira seviyesinde. Ancak yoksulluk sınırı 112 bin 661 liraya ulaşmış durumda. Bu fark, kamu çalışanlarının da yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğini ortaya koyuyor.
Emekliler ise en kırılgan kesim olarak öne çıkıyor. En düşük emekli aylıkları 20 bin lira civarında kalırken, ortalama emekli maaşları dahi açlık sınırının altında seyrediyor.
Öte yandan emekçilerin gelirlerinin önemli bir bölümü vergiye giderken, sendikaların yıllardır dile getirdiği vergi yükünün azaltılması yönünde somut bir adım atılmadı.
Son olarak İşsizlik Sigortası Fonu’nda devlet katkısının yüzde 1’den yüzde 0.5’e düşürülmesi tartışmaları büyüttü. Çalışma yaşamı uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik, bu adımı “sosyal devlete darbe” olarak nitelendirirken, fon kaynaklarının büyük bölümünün işveren teşviklerine ayrıldığına dikkat çekti.
1 Mayıs kutlamaları İstanbul’da Kadıköy, Ankara’da Tandoğan Meydanı’nda yapılacak. Türk-İş ise bu yıl merkezi kutlamasını Edirne’de gerçekleştirecek.
MADDELER
- Asgari ücret açlık sınırının altında kaldı
- Yaklaşık 8 milyon işçi asgari ücretle çalışıyor
- Memur maaşları yoksulluk sınırının gerisinde
- Emekli aylıkları açlık sınırının altında
- Vergi yükü emekçinin gelirini eritiyor
- İşsizlik Sigortası Fonu’nda devlet payı düşürüldü
- Sendikalar meydanlarda adalet talep ediyor
EDİTÖR NOTU
Bu 1 Mayıs’ta öne çıkan tablo, yalnızca ücretlerin düşüklüğü değil; aynı zamanda kamusal destek mekanizmalarının zayıflaması. Emekçiler için sorun artık geçici değil, yapısal bir krize dönüşmüş durumda.






