1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Erken Öten Horozun Kafasını Keserler…

Erken Öten Horozun Kafasını Keserler…

Siyasetin hafızasında sıkça tekrar eden bir kural vardır. Yazılı değildir ama hemen herkes bilir:

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

Siyasetin hafızasında sıkça tekrar eden bir kural vardır. Yazılı değildir ama hemen herkes bilir: Erken öne çıkan, erken konuşan, erken yürüyen, çoğu zaman ilk hedef olur. Anadolu’nun eski deyimi bunu tek cümlede anlatır: “Erken öten horozun kafasını keserler.”

Elbette bu söz, gerçek anlamda bir tehdit değil; güç mücadelelerinin acımasız doğasını anlatan güçlü bir mecazdır.

Siyasette de çoğu zaman fikirlerden önce zamanlama konuşur. Aynı cümleyi bugün kuranla altı ay sonra kuran siyasetçi aynı tepkiyi görmez. Aynı projeyi ilk açıklayan ile şartlar olgunlaştıktan sonra dillendiren kişi arasında büyük fark oluşur. Çünkü siyaset, yalnızca haklı olmanın değil, doğru zamanı yakalamanın da sanatıdır.

Türkiye siyasetine bakıldığında bunun sayısız örneği görülür. Parti içinde erken liderlik iddiasında bulunanlar, kamuoyunda hızla yükselen isimler ya da iktidar hesaplarını erkenden yapan aktörler çoğu zaman önce kendi çevrelerinin direnciyle karşılaşmıştır. Rakiplerinden önce, çoğu zaman en sert darbeyi kendi siyasi mahallesinden almışlardır.

Çünkü güç, kendisine yönelen her ihtimali dikkatle izler.

Siyasette yükselen her grafik, aynı zamanda yeni bir rekabetin başlangıcıdır. Alkış arttıkça rahatsızlık da artar. Kamuoyu desteği büyüdükçe, görünmeyen hesaplar devreye girer. Bir siyasetçi ne kadar hızlı yükselirse, onu yavaşlatmak isteyenlerin sayısı da o kadar çoğalır.

Bu yüzden deneyimli siyasetçiler çoğu zaman konuşmaktan çok beklemeyi tercih eder. Bazen suskunluk stratejidir. Bazen geri planda kalmak en büyük hamledir. Çünkü satrançta olduğu gibi siyasette de oyunu ilk taşı oynayan değil, son hamleyi doğru yapan kazanır.

Ancak bunun başka bir yüzü daha vardır.

Toplumlar bazen tam da “erken öten horozlara” ihtiyaç duyar. Kimsenin konuşamadığını konuşanlara, risk almaktan çekinmeyenlere, statükoyu sorgulayanlara ihtiyaç vardır. Eğer herkes uygun zamanı beklerse, değişim hiçbir zaman başlamaz.

Tarih boyunca birçok siyasi dönüşüm, çoğunluğun sustuğu dönemlerde birkaç cesur insanın sesini yükseltmesiyle başlamıştır. O gün “erken” denilen sözler, yıllar sonra toplumun ortak doğrusu hâline gelmiştir.

Asıl mesele erken konuşmak değildir; söylenecek sözü hangi amaçla söylediğinizdir.

Eğer hedef yalnızca kişisel ikbal ise, erken çıkışlar çoğu zaman sahibini yalnız bırakır. Ama amaç toplumsal fayda, demokratik değişim ve milletin geleceği ise, zamanın önünde yürüyen insanlar başlangıçta yalnız kalsalar bile tarihin doğru tarafında yer alabilirler.

Bugün siyasetin en önemli sorularından biri de budur:

Yeni bir yol açmaya çalışanlar gerçekten acele mi ediyor, yoksa mevcut düzen değişimi geciktirmek için her yeni sesi “erken” ilan mı ediyor?

Belki de asıl sorun, erken öten horoz değildir.

Belki de sorun, her yeni sesi susturmaya çalışan kümes düzenidir.

Çünkü demokrasiler, yalnızca güçlülerin konuştuğu değil; farklı seslerin de yaşayabildiği ölçüde güçlenir. Erken konuşanı cezalandıran anlayış, sonunda geç konuşanları da susturur. O zaman geriye yalnızca sessizlik kalır.

Ve siyasetin en büyük kaybedeni de, her zaman sessiz bırakılan toplum olur.

 

Erken Öten Horozun Kafasını Keserler…
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!