– Gladyo’nun işlediği cinayetlerin dosyaları raftan indi. Hemen ardından Süleymancılara yönelik operasyon geldi. Son olarak Mavi Vatan’da kararlılık teyit edildi. NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapan da Ukrayna’ya silah satan da aynı AK Parti Hükümeti. Görünen o ki AK Parti içindeki milliciler ile batıcı kanat arasındaki mücadele sertleşti.
‘MAJESTELERİNİN VALİSİ’
İşaret fişeği Abdullah Gül ve Bülent Arınç’tan geldi. BBC’ye konuşan ikili, AK Parti’ye kuruluş kodlarına geri dönme ve geçmişle “kucaklaşma” çağrısı yaptı. Zamanında AK Parti hükümetlerinde bakanlıklar yapan Erkan Mumcu’nun “Tayyip Erdoğan, yanlışıyla doğrusuyla kendisidir. Ama Abdullah Gül, uluslararası güçlerin bu parti içindeki kayyımıdır.” ve “Majestelerinin valisidir.” sözleri BBC röportajlarıyla eş zamanlı olarak sosyal medyada dolaşıma girdi. Millici AK Partililer Erkan Mumcu’ya destek verdi. Tepki ise FETÖ firarileri Emre Uslu ile Said Sefa’dan geldi. Oysa Erkan Mumcu, bu sözleri 7 yıl önce Oda TV’ye verdiği röportajda sarf etmişti. Mumcu’yu arayıp bu sözlerin bugün neden yeniden gündeme geldiğini ve bugünkü görüşünü sorduk, yanıtı şöyle oldu: “Duruşumda değişen bir şey yok. Aralarındaki kavganın bir tarafı değilim. Ama bu durum, kimin nerede durduğunu görmeme de mani değil. 367 krizi ile ilgili sorulan bir soru üzerine zamanında bu yanıtı vermiştim. Israrla diyorum ki, 367 krizi FETÖ’nün Tayyip Erdoğan’ın seçilmesine karşı tezgahladığı bir komplodur. O gün emellerine ulaştılar. AK Parti iktidarı onlara göre en başından tasarlandığı gibi bir kayyım vesayetinde bulunmalıydı. Bu adamlar, uluslararası güçlere verilen birtakım taahhütlerin bekçisi konumundaydı. Erdoğan, siz ister bunu milli politika hedefiyle yaptı deyin ister bireysel ihtirasları nedeniyle yaptı deyin, buna izin vermedi. Daha sonrasında yaşanan Gezi Olayları, 17/25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimi de bu süreç içerisinde, Türkiye’yi dışarıdan idare edilebilir bir ülkeye dönüştürme çabasının ürünüdür. Şimdi kendi içlerindeki bir iktidar kavgasını benim geçmişteki sözlerimle yorumluyorlar. Buna söyleyecek bir söz yok ama herkes kendi sözünü söyleyecek cesareti de göstersin.”
CUMHURBAŞKANLIĞI SENARYOLARI
Erkan Mumcu, geçmişten yola çıkarak bugüne ilişkin de şu mesajları verdi: “Türkiye’de bugüne kadar olan bütün cumhurbaşkanlığı seçimleri muhtıraya konu oldu. Çünkü sistemin kontrol panosu cumhurbaşkanlığındadır. Ben bugüne kadar hep cumhurbaşkanını cumhurun seçmesini doğru buldum. Bugün de herhangi bir senaryoya bel bağlayan herkes Türkiye’nin iradesinin bölünmesine alet oluyor demektir.”
Türkiye’nin Suriye’de asker bulundurması, Libya ve Mavi Vatan politikalarının mevcut sistemin kazanımları olduğunu savunan Mumcu sözlerine şöyle devam etti: “İktidarı uygulamalar açısından eleştirecek binlerce örnek bulunabilir. Ben meseleye, emperyalizmin odağındaki Türkiye’nin kendi hak ve hukukunu savunması için hangi donanımlara sahip olması gerektiği noktasında bakıyorum. İktidar dört ayak üstüne sağlam basmalıdır. 2005 yılında Bülent Arınç Meclis Başkanı’ydı. Arınç’a cumhurbaşkanını halkın seçmesi yönündeki anayasa değişikliği teklifini götürerek AK Parti grubuyla ortak tavır önerisinde bulundum. Engellediler. Bunu hangi hesap adına yaptığını bilmiyor değilim. Bütün meramları cumhurbaşkanlığı iradesini kendi ellerine almaktı. 2014’e gelindiğinde bu kez parti iradesini ellerine almak istediler. ‘Erdoğansız AKP’, yerli bir senaryo değil. Majestelerinin valisi ifadesinin ima ettiği gerçekleri bilenler biliyor. Bunlar tarih içinde ortaya çıkacaktır.”
ARINÇ: ‘AB PRESTİJ, ŞANGHAY’LA İŞİMİZ OLMAZ’
AK Partili hesaplar, Arınç ve Gül’ün BBC röportajına tepki olarak Erkan Mumcu’nun sözlerini paylaştı. İkili o röportajlarda Erdoğan’a sert eleştiriler yaptı. “AK Parti bir kişinin önderliğinde bir parti olarak kurulmadı.” diyen Abdullah Gül, “Ümit ediyorum ki, Türkiye tekrar AK Parti’nin o ilk dönemlerindeki, ilk deklare ettiği vizyon çerçevesinde yönetilmeye başlar. AK Parti o vizyona tekrar sahip çıkarsa ekonomik, demokratik, hukuk, açısından Türkiye’ye, Türkiye’nin geleceğine çok şey kazandırır diye düşünüyorum.” ifadesini kullandı. Bülent Arınç da AB’ye üyelik hedefinin büyük prestij sağladığını savundu ve “Bizim Şanghay’la mangayla ne işimiz olabilir? Ne tarihte olmuş ne bundan sonra olabilir.” dedi. AK Parti’ye ilkelerine geri dön çağrısı yapan Arınç, “Tek yapacağımız şey ilkelerimize geri döneceğiz. Tekrar, baştan beri bizimle birlikte olan herkesi kucaklayacağız.” diye konuştu. AK Parti’nin kuruluş yıl dönümüne ilişkin hazırlanan propaganda malzemelerini de eleştiren Arınç, “O videolarda baştan itibaren sadece Tayyip Bey var. Tarihi tersine çeviremezsiniz kardeşim. Orada ben de varım, Abdullah Bey de var. Orada yeri gelmiş Ali Babacan da var. Kaç defa söyledim bunu? Hiçbir şey değiştirmediler. Siz bir bütünleşmeyi sağlayacaksanız, yola beraber çıktıklarınızı unutmayacaksınız.” dedi.
YARGITAY’DA MUTLAK BUTLAN MESAİSİ
AK Parti içindeki Batıcılar daha önce de Atlantik sisteminin Özel-İmamoğlu ikilisiyle kurmak istediği iktidar planında rol almıştı. Aydınlık, 11 Haziran 2026 tarihli manşetinde ikilinin Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’la birlikte Yargıtay’dan Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel lehine sonuç çıkması ve butlan kararının kaldırılması için çalışma yürüttüğünü yazmıştı.
ERDOĞAN’IN YENİLGİSİNE ZEMİN HAZIRLAYANLAR VAR
AK Parti’de üç dönem milletvekilliği görevi yapan ve partinin yönetici kadrolarında yer alan Metin Külünk, 8 Haziran 2026’da T24’ten Cansu Çamlıbel’e verdiği röportajda, “NATO’nun zayıflama sürecinde, Avrupa’yı Rusya’ya karşı konumlandıracak bir askeri güç doktrininde bizi Rusya’ya karşı konumlandırmak istiyorlar. Bakın Nisan ayında eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Atina’da bir toplantıya katıldı.” demişti. Külünk konuşmasının devamında Abdullah Gül’ün de bu kapsamda Londra’yı temsil ettiğini belirterek İmamoğlu’nun bir İngiliz projesi olduğunu ifade etti. Külünk, “İmamoğlu’nun durduğu yere bakacaksınız. Gidip konuştuğu yerlere bakacaksınız. Chatham House’da boşuna konuşturmazlar adamı. Sayın Cumhurbaşkanımızın çevresinde, AK Parti’nin içerisinde bu Londra-Tel Aviv hattından beslenen bir akıl, Sayın Erdoğan sonrasını, hatta sandıkta bir Erdoğan yenilgisinin üretilmesinin zeminini hazırlıyor. İmamoğlu projesinin asıl sahiplenicilerinden önemli bir hat AK Parti’de var.” demişti.






