ODTÜ Yollarında Asıl Soru: 36 Hektarlık Takasın Perde Arkasında Ne Var?

9 yıl sonra yeniden asfalt dökülüyor… 2017 protokolü yeniden gündemde. Tünel, Bilkent–İncek bağlantısı ve 36 hektarlık alan için kritik soru: ODTÜ Rektörlüğünün yetkisi ve sorumluluğu nerede başlıyor, nerede bitiyor?

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Haber: Tahir Çalgüner

 

–  Ankara’da ODTÜ arazisinden geçen yollar yeniden kentin gündeminde.

2017 yılında Melih Gökçek döneminde ODTÜ Rektörlüğü ile Ankara Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan protokolle başlayan süreç, yıllar sonra Mansur Yavaş döneminde yeniden hız kazandı.

3 Eylül 2026’da ODTÜ Ormanı içindeki Bilkent–İncek bağlantı yolunda asfalt çalışmasının başlamasıyla tartışma yeniden alevlendi.

Öğrenciler ve bazı meslek örgütleri protestolara başlarken, kamuoyunda yıllardır tartışılan başka bir konu da yeniden gündeme geldi:

ODTÜ arazisinden geçirilen ve geçirilmesi planlanan yollar konusunda Rektörlüğün rolü nedir?

Ve daha önemlisi:

2017 protokolünde açıkça yer alan 36 hektarlık alan karşılığında ODTÜ’ye tahsis edilmesi gereken arazi ne oldu?

 

2017 PROTOKOLÜNDE NE YAZIYOR?

Tartışmanın başlangıç noktası 8 Eylül 2017 tarihli protokol.

Ankara Valiliği’nin resmi açıklamasına göre Ankara Büyükşehir Belediyesi ile ODTÜ Rektörlüğü arasında anlaşma sağlandı.

Protokol iki önemli yol projesini kapsıyordu.

Birincisi;

ODTÜ Teknokent Kavşağı ile 1071 Malazgirt Bulvarı arasında bağlantı sağlayacak tünel.

İkincisi ise;

ODTÜ arazisinin sınırına yakın bölgeden geçerek İncek Bulvarı’na ve oradan Ankara Çevre Otoyolu’na bağlanacak yaklaşık 4,8 kilometrelik bulvar.

Resmi açıklamada tünelin ODTÜ’nün gözetim ve mutabakatı çerçevesinde yürütüleceği açıkça belirtiliyor.

Yani bugün kamuoyunda yalnızca “belediyenin ODTÜ’den yol geçirmesi” şeklinde tartışılan mesele, aslında 2017’de imzalanmış resmi bir protokole dayanıyor.

 

EN KRİTİK MADDE: 36 HEKTAR

Protokolün en çok tartışılması gereken maddelerinden biri ise 36 hektarlık alan.

Resmi metne göre, yol olarak kullanılan 36 hektarlık alan karşılığında, ODTÜ’ye bitişik veya en yakın bölgeden 36 hektardan az olmamak üzere başka bir alanın, Ankara Valiliği koordinasyonunda ODTÜ’ye tahsis edilmesi kararlaştırıldı.

İşte bugün sorulması gereken soru tam burada ortaya çıkıyor:

36 hektarlık alanın karşılığı olarak hangi arazi ODTÜ’ye tahsis edildi?

Nerede?

Hangi parsel?

Hangi tarihte?

Hangi kurum tarafından?

Hangi hukuki işlemle?

Ve bugün o arazinin mülkiyet durumu nedir?

Kamuoyunun bu sorulara açık ve belgeli cevap alması gerekiyor.

 

“REKTÖRLÜĞÜN İDARİ TASARRUFU” TARTIŞMASI

Yüksek Şehir ve Bölge Plancısı Tahir Çalgüner ise tartışmaya farklı bir açıdan yaklaşıyor.

Çalgüner’e göre ODTÜ’den geçen ve gelecekte geçmesi planlanan yollar konusunda Rektörlüğün idari tasarrufu ve sorumluluğu ayrıca tartışılmalı.

Çalgüner, özellikle DOP kapsamında ODTÜ’ye ilişkin ortaya çıkan 36 hektarlık alanın hangi amaçla ve nasıl değerlendirildiğinin ODTÜ Rektörlüğü tarafından açıklanması gerektiğini savunuyor.

Bu iddianın hukuki boyutu ayrıca incelenmek zorunda.

Çünkü elimizdeki resmi 2017 protokolü, ODTÜ Rektörlüğünü sürecin doğrudan tarafı olarak gösteriyor ve tünel projesinin ODTÜ’nün gözetim ve mutabakatı çerçevesinde yürütüleceğini belirtiyor.

Dolayısıyla mesele yalnızca belediyeye sorulacak sorulardan ibaret değil.

ODTÜ Rektörlüğünün de kamuoyuna açıklaması gereken hususlar bulunuyor.

 

2026’DA DOSYA YENİDEN AÇILDI

Aradan dokuz yıl geçti.

2017’de ODTÜ arazisinde açılan yol koridoru tamamlanmadan kaldı.

Ancak 2025’te Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi, ODTÜ ile yeni bir protokol yapılması konusunda belediye yönetimine yetki verdi.

Kararda dikkat çeken ayrıntılar var.

Bilkent Şehir Hastanesi–İncek Bulvarı–Pozantı Otoyolu bağlantı projesi kapsamında, ODTÜ arazisinden geçen bölüm için %43,3 oranında DOP kesintisi yapıldığı belirtiliyor.

Kararda ayrıca Gölbaşı Hacılar Mahallesi’nde bulunan 13.636,84 metrekarelik bir taşınmazın ODTÜ adına tescil edildiği ifade ediliyor.

Burada yeni bir soru daha ortaya çıkıyor:

2017’de konuşulan 36 hektarlık alan ile 2025’teki parselasyon ve tescil işlemlerinin hukuki ve fiili bağlantısı nedir?

Bunlar aynı sürecin farklı aşamaları mı?

Yoksa birbirinden ayrı işlemler mi?

Kamuoyuna bunun açıkça anlatılması gerekiyor.

 

GÖKÇEK’TEN YAVAŞ’A: AYNI GÜZERGÂH, FARKLI DÖNEMLER

Bugünkü tartışmanın siyasi açıdan ilginç bir tarafı da burada.

Projenin kritik başlangıç aşaması Melih Gökçek döneminde yaşandı.

2017’de ODTÜ Rektörlüğü ile ABB arasında protokol imzalandı ve yol çalışmaları başlatıldı. ABB’nin o dönemki açıklamalarında yolun İncek Bulvarı’na bağlanacağı ve Konya Yolu’na alternatif oluşturacağı belirtiliyordu.

Proje daha sonra tamamlanmadan kaldı.

Bugün ise aynı güzergâh yeniden gündemde.

2026’da Mansur Yavaş yönetimindeki ABB’nin çalışmaları hızlandırması ve asfalt aşamasına geçilmesiyle tartışma yeniden başladı. Güncel haberlerde, 3 Eylül’de asfalt çalışmalarının başladığı ve öğrencilerin yol nöbeti başlattığı bildiriliyor.

Yani siyasi aktörler değişti.

Ama ODTÜ’den geçen yol tartışması değişmedi.

 

“ODTÜ’NÜN İÇİNDEKİ YOL AÇILMADAN ALT GEÇİT YAPILAMIYOR”

ABB’nin 2026 ulaşım belgeleri de konunun hâlâ ODTÜ arazisindeki yolun açılmasıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor.

Belediyenin 2026 ulaşım projeleri listesinde, Bilkent–İncek Bağlantı Yolu İncek Bulvarı Kesişimi Alt Geçidi’nin, ODTÜ’nün içindeki yol açılamadığı için ihale edilemediği belirtiliyor.

ABB’nin 2026 yılına ilişkin açıklamasında da ODTÜ içindeki yolun açılmasının beklendiği ve İçişleri Bakanlığı ile Jandarma ile yapılan protokolün gereklerinin yerine getirilmeye çalışıldığı ifade ediliyor.

Bu durum, ODTÜ içindeki yolun projenin tali bir unsuru değil, bütün bağlantı sisteminin kritik halkalarından biri olduğunu gösteriyor.

 

TÜNEL NEDEN YETERİNCE KONUŞULMUYOR?

Tartışmanın bir başka dikkat çekici yönü de tünel meselesi.

Kamuoyunda bugün daha çok Bilkent–İncek bağlantı yolu tartışılıyor.

Oysa 2017 protokolünün diğer önemli ayağı, ODTÜ Teknokent Kavşağı ile 1071 Malazgirt Bulvarı arasında bağlantı sağlayacak tüneldi.

Resmi protokolde bu tünelin yeraltından yapılması ve kampüsün üst yüzeyine zarar verilmemesi öngörülmüştü.

Dolayısıyla bugün yapılması gereken yalnızca asfaltlanan yolu konuşmak değildir.

2017 protokolünün tamamı yeniden masaya yatırılmalıdır.

ŞEHİR PLANCILARI DA 36 HEKTARI SORGULAMIŞTI

Üstelik 36 hektarlık konu bugün ilk kez gündeme gelmiyor.

TMMOB Şehir Plancıları Odası, 2017’de yayımladığı değerlendirmede protokolün tarafları, yol genişliği ve 36 hektarlık Hazine arazisinin ODTÜ’ye tahsisi konusunda çeşitli hukuki ve teknik soru işaretleri bulunduğunu açıklamıştı.

Oda, Ankara Valiliği’nin protokolde taraf olarak tanımlanmamasına rağmen 36 hektarlık Hazine arazisinin ODTÜ’ye tahsisinde koordinasyon görevi üstlenmesinin hukuki boyutunun tartışmalı olduğunu belirtmişti.

Yani bugün sorulan soruların önemli bir bölümü aslında 2017’de de sorulmuştu.

ŞİMDİ KAMUOYU CEVAP BEKLİYOR

Bugün yapılması gereken tarafları birbirine karşı kışkırtmak değil.

Belgeleri masaya koymak.

2017 protokolü…

2020 parselasyon planı…

2025 ABB Meclis kararı…

2026 yol uygulaması…

Ve varsa ODTÜ ile ABB arasındaki yeni protokoller…

Hepsi birlikte incelenmelidir.

Özellikle şu soruların cevabı açıkça verilmelidir:

  1. 2017 protokolündeki 36 hektarlık alanın karşılığı ODTÜ’ye hangi arazi olarak tahsis edildi?
  2. Bu alanın tapu ve mülkiyet durumu bugün nedir?
  3. 2020’de kesinleşen parselasyon planı ile 2017 protokolü arasındaki hukuki ilişki nedir?
  4. 2025’te hazırlanan yeni protokol hangi hükümleri içeriyor?
  5. ODTÜ Rektörlüğünün yeni yol güzergâhı konusunda verdiği muvafakat veya aldığı idari kararlar nelerdir?
  6. 2017 protokolünde açıkça belirtilen ODTÜ’nün “gözetim ve mutabakat” rolü bugün nasıl uygulanmaktadır?
  7. Bilkent–İncek bağlantısının tamamlanmasıyla ortaya çıkacak yeni ulaşım aksının çevresindeki imar ve yapılaşma etkileri nelerdir?

 

TAVŞANA KAÇ, TAZIYA TUT DENİLECEK BİR MESELE DEĞİL

ODTÜ yolları meselesi yıllardır siyasi tartışmaların gölgesinde kaldı.

Bir dönem Gökçek eleştirildi.

Başka bir dönem öğrenciler suçlandı.

Bugün Yavaş yönetimi eleştiriliyor.

Ama asıl mesele kişilerin ötesindedir.

Kamu arazisi nasıl kullanıldı?

ODTÜ arazisi karşılığında ne verildi?

36 hektarlık alanın akıbeti nedir?

Hangi yol hangi protokole dayanıyor?

Rektörlüğün yetkisi ve sorumluluğu nedir?

Ve en önemlisi:

ODTÜ’nün geleceğini ilgilendiren bu kararların tamamı kamuoyuna açık ve şeffaf biçimde anlatılıyor mu?

Çünkü ODTÜ yalnızca bir arazi parçası değildir.

ODTÜ Ormanı yalnızca bir yol güzergâhı değildir.

Ve 36 hektar da yalnızca bir rakam değildir.

Bunların tamamı Ankara’nın geleceğini, üniversitenin bağımsızlığını, kentin planlama anlayışını ve kamu varlıklarının nasıl kullanıldığını ilgilendiren bir dosyadır.

Bugün asfalt dökülüyor olabilir.

Ancak asıl mesele asfalt değil.

Asıl mesele, yıllar önce imzalanan protokolün bütün sonuçlarıyla birlikte bugün hâlâ geçerli olup olmadığı ve bu süreçte hangi kurumun hangi kararı aldığıdır.

Artık tavşana kaç, tazıya tut demenin zamanı değil.

Belgeler ortaya konulmalı.

36 hektarın hesabı verilmeli.

ODTÜ Rektörlüğü de Ankara Büyükşehir Belediyesi de kamuoyunu açıkça bilgilendirmelidir.

Fotoğraf eki: 1000516951.webp

Fotoğraf eki: 1000516969.webp

ODTÜ Yollarında Asıl Soru: 36 Hektarlık Takasın Perde Arkasında Ne Var?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!