– Cumhuriyet gazetesinin CHP’nin kuruluş yıldönümüne ilişkin haberinde kullandığı “CHP’nin kuruluşunun 4 Eylül Sivas Kongresi olduğunu resmen parti tüzüğüne işleyen kurultay da bu kararla geçersiz oldu” ifadesi ciddi bir tartışmayı beraberinde getirdi. Hukuki bir karar ile 107 yıl önce gerçekleşmiş tarihsel bir olayın birbirine karıştırılması, okuyucuyu yanıltabilecek bir anlatıma dönüşüyor.
Cumhuriyet Halk Partisi, 103. kuruluş yıldönümünü hukuki ve siyasi tartışmaların ortasında kutluyor. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin 21 Mayıs’ta verdiği karar sonrasında CHP’nin geçmiş yönetimine ilişkin yeni bir süreç başladı; 2023 ve sonrasında gerçekleştirilen kurultayların hukuki geçerliliği tartışma konusu oldu. Cumhuriyet gazetesi de bu gelişmeleri “butlanlı kuruluş yıldönümü” başlığıyla haberleştirdi.
Ancak haberde kullanılan bir ifade, hukuki tartışmanın sınırlarını aşan bir anlam taşıyor.
Haberde, CHP’nin kuruluşunun 4 Eylül 1919’daki Sivas Kongresi olduğunu parti tüzüğüne işleyen kurultayın da “bu kararla geçersiz olduğu” ileri sürülüyor.
SORU BASİT: 1919’DAKİ SİVAS KONGRESİ, 2023’TEKİ KURULTAY KARARIYLA NASIL “GEÇERSİZ” OLABİLİR?
Burada iki ayrı kavramın birbirinden kesin biçimde ayrılması gerekiyor.
Birincisi: Mahkemenin değerlendirdiği, CHP’nin yakın dönemdeki kurultaylarına ve parti yönetimine ilişkin hukuki süreçtir.
İkincisi: 4 Eylül 1919’da gerçekleşen Sivas Kongresi ise Türkiye’nin Milli Mücadele tarihinin temel dönüm noktalarından biridir.
Dolayısıyla bir mahkemenin CHP’nin belirli bir dönemine ilişkin verdiği kararın, 107 yıl önce gerçekleşmiş tarihsel bir kongreyi iptal etmiş gibi sunulması hukuken de tarihsel açıdan da sorunlu bir anlatımdır.
Sivas Kongresi bir mahkeme tarafından yapılmış veya sonradan tescil edilmiş bir “CHP kurultayı” değildir.
Tarihsel bir olayın gerçekleşmiş olması, yıllar sonra alınan bir siyasi parti kararına bağlı değildir.
CHP’NİN KENDİSİ DE SİVAS KONGRESİ’Nİ TARİHSEL MİRAS OLARAK TANIMLIYOR
Üstelik bu tartışma yalnızca yorum düzeyinde de kalmıyor.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 4 Eylül 2026 tarihli Sivas Kongresi’nin 107. yıldönümü mesajında, Sivas Kongresi’ni açıkça CHP’nin ilk kurultayı olarak nitelendirdi ve bu kongreden CHP’ye uzanan tarihsel mirasa vurgu yaptı.
CHP’nin resmi açıklamasında Sivas Kongresi’nin; vatanın bütünlüğü, tam bağımsızlık ve milli egemenlik ilkelerini temel aldığı ve CHP’ye uzanan büyük bir siyasi miras oluşturduğu ifade edildi.
Bu tablo karşısında yapılması gereken şey, 38. Kurultay hakkındaki hukuki tartışmayı tarihsel Sivas Kongresi’nin kendisiyle özdeşleştirmemektir.
TÜZÜKTEKİ DÜZENLEME BAŞKA, TARİHİN KENDİSİ BAŞKA
Elbette CHP’nin tüzüğünde yapılan değişikliklerin veya belirli bir kurultayda alınan kararların hukuki geçerliliği mahkemelerin konusu olabilir.
Nitekim 2024’te CHP’nin gerçekleştirdiği olağanüstü kurultay sürecinde de Sivas Kongresi’nin 105. yıldönümü olan 4 Eylül’ün sembolik açılış tarihi olarak seçildiği görülüyor.
Buradan çıkan sonuç açıktır:
Bir parti tüzüğünde yapılan düzenlemenin geçersiz sayılması ile o düzenlemenin atıfta bulunduğu tarihsel olayın ortadan kalkması aynı şey değildir.
Birincisi hukuk meselesidir.
İkincisi tarih meselesidir.
Bunları birbirine karıştırmak, haber vermekten çok yanlış bir nedensellik kurmak anlamına gelir.
CUMHURİYET’E SORUYORUZ: TARİHİ DE MAHKEME KARARIYLA MI DEĞİŞTİRECEĞİZ?
Cumhuriyet gibi köklü bir gazetenin haberlerinde kavramların çok daha dikkatli kullanılması gerekir.
“38. Kurultay geçersiz sayıldı” denilebilir.
“Kurultayda alınan bazı kararların hukuki geçerliliği tartışmalı hale geldi” denilebilir.
Ancak buradan hareketle “4 Eylül Sivas Kongresi de bu kararla geçersiz oldu” anlamına gelebilecek bir ifade kullanmak, okuyucunun gözünde bambaşka bir sonuç yaratıyor.
Çünkü ortada 1919’da gerçekleşmiş tarihsel bir olay var.
Mahkeme kararı ise günümüz CHP’sinin kurultay ve yönetim süreçlerine ilişkin.
Arada tam 107 yıllık bir tarih var.
SOLMEDYA EDİTÖR NOTU
Bizim itirazımız CHP’nin iç hukuk tartışmalarına değil; hukuk ile tarihin birbirine karıştırılmasına yöneliktir.
- Kurultay hakkında verilen karar elbette tartışılabilir, eleştirilebilir ve hukuki sonuçları üzerine değerlendirme yapılabilir.
Fakat Sivas Kongresi’ni bir mahkeme kararıyla “geçersiz” hale getirmek mümkün değildir.
4 Eylül 1919’da Sivas’ta toplanan kongre, Türkiye’nin Milli Mücadele ve Cumhuriyet tarihinin gerçeklerinden biridir.
Tarih, bugünkü siyasi mücadelelerin ihtiyaçlarına göre yeniden kurulamaz.
Cumhuriyet gazetesinin haberindeki sorun tam da burada ortaya çıkmaktadır:
- Kurultay’ın hukuki statüsü tartışılabilir; Sivas Kongresi’nin tarihsel gerçekliği tartışılamaz.
Solmedya olarak çağrımız nettir:
Hukuku hukukla, siyaseti siyasetle, tarihi de tarihsel gerçeklerle konuşalım.
Çünkü bir kurultayın butlanı, tarihi butlan haline getirmez.



