– Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın CHP’nin kuruluşunun 103. yıl dönümü olan 9 Eylül’de CHP’nin resmi programlarına katılmaması, buna karşılık aynı gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Beştepe’de kabul edilmesi CHP örgütlerinde ve parti tabanında sert tartışmalara neden oldu.
Yavaş’ın CHP’nin 9 Eylül kapsamında düzenlediği Anıtkabir ziyaretine, İsmet İnönü’nün mezarı başındaki programa ve CHP Genel Merkezi’ndeki kuruluş yıl dönümü resepsiyonuna katılmama kararı önceden kamuoyuna yansımıştı.
Ancak CHP’lilerin asıl tepkisi, bu kararın hemen ardından gelen Erdoğan görüşmesine yöneldi.
CHP’nin kuruluş yıl dönümünde partisinin yanında olmayan Yavaş’ın, aynı gün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Külliye’de görüşmesi, parti içinde “siyasi nezaket” sınırlarını aşan bir tercih olarak değerlendirilmeye başlandı. Erdoğan-Yavaş görüşmesinin basına kapalı gerçekleştiği Cumhurbaşkanlığı tarafından duyuruldu.
“CHP’NİN CUMHURBAŞKANI ADAYI OLACAKSAN ÖNCE CHP’NİN YANINDA DURACAKSIN!”
CHP örgütlerinde yükselen eleştirilerin merkezinde şu soru bulunuyor:
Mansur Yavaş, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olmak istiyorsa neden CHP’nin kuruluş gününde partisinin yanında değildir?
Parti tabanındaki tepkilerde, bir cumhurbaşkanı adayının yalnızca seçim döneminde CHP’nin oylarına ihtiyaç duyan bir isim gibi davranamayacağı vurgulanıyor.
Çünkü CHP örgütleri yalnızca seçimden seçime hatırlanacak bir siyasi yapı değildir.
CHP, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesinin, Atatürk devrimlerinin ve demokratik mücadelenin taşıyıcısı olduğunu savunan bir siyasi partidir.
Böyle bir partinin kuruluş yıl dönümünde CHP’nin resmi programlarına katılmamak, ardından aynı gün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmek, doğal olarak CHP örgütlerinde ciddi soru işaretleri yaratmaktadır.
“ÖRGÜTLERDEN OY İSTEMEDEN ÖNCE ÖRGÜTLERİN GÜVENİNİ KAZAN!”
CHP tabanında artık Yavaş’ın olası Cumhurbaşkanlığı adaylığı da daha yüksek sesle tartışılıyor.
Örgütlerde dile getirilen en sert görüş ise şu:
“Mansur Yavaş bugün CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olsa bile, bu anlayış devam ettiği sürece CHP örgütlerinden istediği desteği alamaz.”
Çünkü Cumhurbaşkanı adaylığı yalnızca kamuoyu araştırmalarındaki rakamlardan ibaret değildir.
Örgütün desteği, parti kimliği ve siyasi aidiyet de adaylığın temel unsurlarındandır.
CHP’nin seçim kazanması için sahaya çıkacak olanlar Ankara’daki makam sahipleri değil, il, ilçe ve sandık örgütleridir.
Öyleyse soru basittir:
CHP’nin kuruluş gününde örgütün yanında olmayan bir isim, seçim günü CHP örgütünden nasıl fedakârlık isteyecektir?
DİSİPLİN Mİ, İSTİFA MI?
CHP içinde artık daha ağır bir tartışmanın da kapısı aralanmış durumda.
Parti yönetiminin, CHP kimliğiyle siyaset yapan bir ismin parti programlarına yönelik bu tavrını değerlendirmesi gerektiğini savunanlar bulunuyor.
Hatta örgütlerde,
“Eğer Mansur Yavaş kendisini CHP’nin üzerinde ve CHP’den bağımsız bir siyasi aktör olarak konumlandırıyorsa, bunun siyasi ve örgütsel bir karşılığı olmalıdır.” görüşü yüksek sesle dile getiriliyor.
Bu noktada iki seçenek tartışmaya açılıyor:
Ya CHP yönetimi bu tutumu parti disiplini açısından değerlendirecek ya da Mansur Yavaş CHP ile arasındaki siyasi bağın niteliğini açıkça ortaya koyacak.
Çünkü CHP üyeliği ve CHP’den aday olma iddiası, yalnızca seçim sandığına gidildiğinde hatırlanacak bir siyasi ilişki değildir.
“CHP’Yİ BEĞENMİYORSAN ADAYLIĞINI DA CHP’DEN BEKLEME!”
CHP örgütlerindeki tepkinin özü aslında burada düğümleniyor.
Bir siyasetçi CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olmak istiyorsa;
CHP’nin kuruluş gününde CHP’nin yanında olacak.
Anıtkabir’de CHP örgütüyle birlikte olacak.
Partisinin kuruluş resepsiyonunda partisinin yöneticileriyle, milletvekilleriyle ve örgütüyle aynı çatı altında bulunacak.
Ve en önemlisi;
CHP örgütlerinin karşısına çıktığında “Ben sizin adayınızım” diyebilecek siyasi güveni oluşturacak.
Aksi durumda CHP örgütlerinin de şu soruyu sorması kaçınılmazdır:
“Biz senin adaylığını neden destekleyelim?”
Mansur Yavaş’ın Erdoğan ile görüşmesi elbette bir Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak devlet işleri kapsamında değerlendirilebilir. Nitekim görüşmede Ankara’nın projeleri ve metro yatırımlarının ele alındığı yönünde açıklamalar da yapıldı.
Ancak mesele görüşmenin yapılması değil; zamanlaması ve siyasi görüntüsüdür.
CHP’nin kuruluş yıl dönümünde CHP programlarına katılmayan bir CHP’li siyasetçinin, aynı gün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Külliye’de buluşması, siyasi açıdan açıklanması gereken ciddi bir görüntü ortaya çıkarmıştır.
Ve artık CHP örgütlerinin önünde tek bir soru vardır:
MANSUR YAVAŞ CHP’NİN ADAYI MI, YOKSA CHP’DEN BAĞIMSIZ BİR SİYASİ AKTÖR MÜ?
Bu sorunun cevabı verilmeden Yavaş’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığının CHP örgütlerinde karşılık bulması giderek zorlaşacaktır.
Çünkü CHP örgütleri artık yalnızca adayın seçilebilirliğine değil, CHP’ye ne kadar bağlı olduğuna da bakacaktır.




Mansur Yavaş halk nezdinde popülaritesi yüksek bir isim. Ancak CHP tabanı, parti aidiyetine son derece önem verir. Yavaş’ın böyle sembolik bir günde Beştepe’de fotoğraf vermesi, tabanın gözünde ciddi bir güven kaybına yol açtı. İlginç olan ise, Yavaş artık CHP’de olmayan Yeni Parti lideri Özgür Özel ile koordineli hareket ederken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bu süreçten doğrudan haberdar edilmedi, kendisine sadece yardımcısı aracılığıyla dolaylı bilgi verildi. Bu durum, Yavaş’ı tabanın gözünde yıpratarak Ekrem İmamoğlu’nu “alternatifsiz ve tek CHP adayı” yapmak için kurulmuş bilinçli bir siyasi mühendislik projesi olablir.
Başka bir partinin lideri olan Özgür Özel kameralar karşısına geçip benim bilgim ve onayım dahilinde yapıldı diyerek siper olması normal bir durum değil. Bu hamle, Yavaş’ın CHP’den yavaş yavaş koparak ilerleyen süreçte Özgür Özel’in Yeni Parti’sine katılması veya oradan Cumhurbaşkanı adayı olması için tasarlanmış bir “geçiş stratejisi” olabilir mi?
Kılıçdaroğlu da bunu büyütmedi haliyle haklı olarak özgür özelin açıklamasından sonra.
Eğerki farklı bir açıklama yapsaydı tepki de alabilirdi.
Sami ve güven verici değil Mansur Yavaşın yaptığı.