Mehmet Akif Hamzaçebi, X hesabından yaptığı kapsamlı paylaşımda, tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarıyla ilgili değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı.
Hamzaçebi, öncelikle bekleyen emirlerin konu olduğu tutarların, fonun ödemekle yükümlü olduğu borç olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek, para piyasası fonlarına (PPF) öncelik verilerek ödemelerin hızlı ve eksiksiz biçimde yapılması gerektiğini ifade etti.
Hamzaçebi’ye göre bu ödemelerin ardından kalan tutarın, tasfiye esasları çerçevesinde yatırımcılara dağıtılması gerekiyor.
“Şişirilmiş değerler değil, gerçekçi değerler esas alınmalı”
Hamzaçebi’nin paylaşımında dikkat çektiği bir diğer konu ise fonların değerlemesi oldu.
Yatırımcıların parasından elde edilmediğini ileri sürdüğü bazı kazançların, şişirilmiş değerlemeler yoluyla fon sahipleri ve yöneticilerinin şahsi hesaplarına aktarılmış olabileceğini belirten Hamzaçebi, böyle bir durumun tespit edilmesi halinde sorumluların malvarlıklarına gidilmesi ve cezai soruşturmaların yürütülmesi gerektiğini savundu.
Hamzaçebi, bu konuda 2003 yılında çıkarılan 5020 sayılı Kanun ile 2001 krizinde batan bankaların sahipleri ve sorumlularının malvarlıklarına gidilmesine ilişkin düzenlemeleri örnek gösterdi.
Paylaşımında ABD’deki Bernie Madoff vakasına da değinen Hamzaçebi, Madoff’un kurduğu saadet zincirinin tasfiye sürecinde şişirilmiş değerler yerine güncel piyasa fiyatlarının esas alındığını belirterek, Türkiye’de de özellikle para piyasası fonları dışındaki fonlarda gerçekçi değerlerin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
SPK da olağandışı fiyat hareketlerine dikkat çekmişti
Hamzaçebi’nin değerlendirmeleri, Sermaye Piyasası Kurulu’nun son dönemde yatırım fonlarına ilişkin yaptığı düzenlemelerle de aynı gündem içerisinde bulunuyor.
SPK, 18 Eylül 2026 tarihli açıklamasında, 2025 yılının son çeyreğinde özellikle serbest yatırım fonları ve para piyasası fonları aracılığıyla bazı portföy yönetim şirketlerine ait fonlarda, fiili dolaşım oranı düşük paylarda ekonomik gerçeklik ve şirketlerin temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketlerinin gözlemlendiğini açıkladı.
SPK ayrıca 28 Ağustos 2026’da Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’i güncellediğini duyurmuştu. Kurul, düzenlemelerin yatırımcı tasarruflarının korunması, fonlar üzerinden manipülasyon imkanlarının sınırlandırılması ve şeffaflığın artırılması amacı taşıdığını belirtti.
“PYŞ yöneticileri yatırımcıların haklarını korumalı”
Hamzaçebi, paylaşımında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun yatırım fonlarını düzenleyen 52. maddesine de atıfta bulundu.
Söz konusu düzenlemede portföy yönetim şirketlerinin fonları, yatırım fonu katılma payı sahiplerinin haklarını koruyacak şekilde temsil etmesi, yönetmesi ve yönetimini denetlemesi öngörülüyor.
Hamzaçebi, bu düzenleme üzerinden portföy yönetim şirketlerinin yöneticilerinin yatırımcıların haklarını koruma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin incelenmesi gerektiğini belirtti.
Ayrıca aynı düzenlemede, kanunda hüküm bulunmayan hallerde Türk Borçlar Kanunu’nun vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümlerine gönderme yapıldığını hatırlatan Hamzaçebi, bazı yöneticilerin görevlerini kötüye kullanmış olabileceği iddiasının hukukçular tarafından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Şahsi malvarlıklarıyla sorumlu tutulabilmeliler”
Hamzaçebi’nin önerileri arasında, yatırımcıların güvenini kötüye kullanarak manipülatif işlemler yoluyla şişirilmiş değerler oluşturduğu tespit edilen fon sahipleri ve yöneticilerinin, yatırımcıların uğradığı zararlardan şahsi malvarlıklarıyla sorumlu tutulabilmelerini sağlayacak yasal düzenlemeler yapılması da bulunuyor.
Ancak bu tür sorumlulukların doğabilmesi için somut olaylarda hukuki ve cezai sorumluluğun yetkili makamlarca ortaya konulması gerekiyor.
Hamzaçebi ayrıca Türk Borçlar Kanunu’nun 77. maddesindeki sebepsiz zenginleşme hükümlerine dikkat çekerek, kısa süre içerisinde olağanüstü oranlarda gerçekleşen kazançların hukukçular tarafından bu açıdan da incelenmesi gerektiğini söyledi.
“Yatırımcıların tek tek dava açması çözüm olmamalı”
Hamzaçebi, yatırımcıların uğradığı zararların yalnızca bireysel davalar yoluyla giderilmeye çalışılmasının yeterli bir çözüm olmayacağını savundu.
Bunun yerine, başkasının tasarruflarından haksız şekilde zenginleşildiğinin tespit edilmesi halinde bu değerlerin geri alınmasını sağlayacak yasal bir mekanizma oluşturulması gerektiğini ifade etti.
Hamzaçebi’nin önerileri özetle şu başlıklarda toplanıyor:
- Bekleyen emirlerin karşılığının fonun borcu olarak kabul edilmesi,
- Yatırımcı ödemelerinin hızlı ve eksiksiz gerçekleştirilmesi,
- Gerçekçi piyasa değerlerinin esas alınması,
- Şişirilmiş değerlemelerden doğan haksız kazançların araştırılması,
- Sorumluların malvarlıklarına yönelik hukuki yolların işletilmesi,
- Gerekli durumlarda cezai soruşturmaların yürütülmesi,
- Yatırımcı zararlarının sorumlular tarafından karşılanmasını sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılması.
SPK ise yatırım fonları konusunda yürüttüğü düzenlemelerin yatırımcı haklarının korunması, piyasaların sağlıklı ve şeffaf işlemesi ve fonlar üzerinden manipülasyon imkanlarının sınırlandırılması amacı taşıdığını açıklamış durumda.
Hamzaçebi’nin paylaşımı, tasfiye sürecindeki yatırım fonlarında yatırımcıların haklarının nasıl korunacağı ve geçmiş işlemlerin nasıl denetleneceği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.



