– Halk Partisi (CHP) TBMM Grup Başkanlığı, Halk TV’ye yönelik gerçekleştirilen operasyonla ilgili yazılı bir basın açıklaması yayımladı.
14 Ekim 2026 tarihli açıklamada, Halk TV’ye yönelik operasyonun “muhalif medyaya dönük sistematik baskının yeni bir halkası” olduğu savunuldu. Kanal sahibinin ticari faaliyetlerine ilişkin soruşturmalar gerekçe gösterilerek gerçekleştirilen el koyma işleminin, halkın haber alma özgürlüğüne doğrudan zarar verdiği ifade edildi.
CHP açıklamasında, Halk TV çalışanlarına yönelik suçlu muamelesi yapılmasının ve çalışanların iş yerlerine girişlerinin engellenmesinin de kabul edilemez olduğu belirtildi.
“Medya kuruluşları itibar müesseseleridir”
Açıklamada, medya kuruluşlarının toplum açısından önemli bir yere sahip olduğu belirtilerek, medya kuruluşlarının “itibar müesseseleri” olduğu vurgulandı. CHP, medya kuruluşlarının yayın politikalarına yönelik eleştirilerin ve yasal itirazların demokratik hayatın doğal bir parçası olduğunu ancak herhangi bir kuruma ilişkin iddiaların savunma hakkı, masumiyet karinesi ve hukuki güvenceler çerçevesinde ele alınması gerektiğini kaydetti.
CHP, soruşturmanın tüm yönleriyle açıklığa kavuşmadan peşin hüküm verilmesinin ve hukukun ayaklar altına alınmasının doğru olmadığını savundu.
“Kanalın canlı yayınının engellenmesi kabul edilemez”
Basın açıklamasında, Halk TV’nin canlı yayınının engellenmesinin kabul edilemez olduğu belirtilirken, kanalın yayın politikasının kendi gazetecileri dışlanarak ve dışarıdan müdahalelerle belirlenmemesi gerektiği ifade edildi.
Ayrıca medya çalışanlarının özlük haklarının korunmasının ertelenemez bir öncelik olduğu vurgulandı.
CHP, yetkili kurumların hukuka uygun hareket etmesi, sürecin şeffaf yürütülmesi ve kamuoyunun doğru biçimde bilgilendirilmesi çağrısında bulundu.
“Hukuk anlayışımız kişilere ve kurumlara göre değişmez”
CHP TBMM Grubu açıklamasında, kişilere ve kurumlara göre değişmeyen bir hukuk anlayışını savunduklarını belirterek, eleştiri hakkı kadar sorumluluğun, özgürlük kadar hukukun ve iddialar karşısında gerçeğin ortaya çıkarılmasının demokratik düzenin vazgeçilmez unsurları olduğunu ifade etti.
Açıklamanın sonunda ise Türkiye’nin ihtiyacının güven veren bir hukuk düzeni, şeffaflık ve demokratik kurumların güçlendirilmesi olduğu belirtildi.
CHP, Halk TV sürecini yakından takip edeceğini ve halkın haber alma özgürlüğü ile medya çalışanlarının haklarına zarar verecek adımlara karşı duracağını açıkladı.

Editör Görüşü
Halk TV’ye yönelik operasyonla ilgili tartışmanın merkezinde yalnızca bir medya kuruluşuna ilişkin yürütülen soruşturma değil, basın özgürlüğü, hukukun üstünlüğü ve medya çalışanlarının hakları da bulunuyor. Soruşturmanın hukuki boyutu yetkili makamların değerlendirmesine bırakılırken, kamuoyunun doğru ve eksiksiz bilgilendirilmesi büyük önem taşıyor.
Bir medya kuruluşuyla ilgili iddiaların soruşturulması kadar, sürecin şeffaf, hukuka uygun ve masumiyet karinesine saygılı biçimde yürütülmesi de demokratik toplum düzeninin temel gereğidir.



