– Demokratik Etütler ve Eğitim Stratejik Araştırma Merkezi (DESAM) Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Avcı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Maarif Vakfı’nda yaptığı konuşmada Türk eğitim sistemine ilişkin değerlendirmelerini eleştirdi.
Avcı, Erdoğan’ın eğitim sisteminin mevcut durumundan yeterince haberdar olmadığını ve Cumhurbaşkanı’na çevresindeki kişiler tarafından “tozpembe” bir tablo sunulduğunu savundu.
DESAM tarafından yapılan açıklamada, eğitimde başarı ölçütünün yalnızca yeni okul ve derslik sayısı üzerinden değerlendirilemeyeceği vurgulandı.
“OKULLAR YAPILDI, PEKİ ÇOCUKLARIMIZ NE ÖĞRENDİ?”
Avcı, eğitim politikalarının binalar, akıllı tahtalar ve derslik sayıları üzerinden değerlendirilmesine tepki göstererek asıl ölçütün öğrencilerin ne öğrendiği olması gerektiğini belirtti.
Açıklamada, okul binalarının yapılmasının tek başına nitelikli eğitim anlamına gelmediği, akıllı tahtaların öğrencilerin öğrenme düzeyini kendiliğinden yükseltmeyeceği ve üniversite sayısındaki artışın da akademik kaliteyi garanti etmediği ifade edildi.
DESAM, öğrencilerin okuduğunu anlama, matematiksel ve bilimsel düşünme, araştırma ve problem çözme becerilerinin eğitim politikalarının merkezine alınması gerektiğini savundu.
“DİPLOMAMIZ VAR, GELECEĞİMİZ NEREDE?”
Açıklamada eğitim sisteminin yalnızca sınav ve diploma odaklı olmaması gerektiği belirtilirken, üniversite mezunu gençlerin eğitimleri sonrasında karşılaştıkları iş ve gelecek sorunlarına dikkat çekildi.
DESAM’a göre eğitim sisteminin amacı yalnızca gençleri sınavlara hazırlamak değil; onlara bilgi, beceri, özgüven ve kendi geleceklerini kurabilecekleri fırsatlar kazandırmak olmalı.
Kuruluş, öğrenme eksikliklerinin bilimsel verilerle ölçülmesini ve sonuçların kamuoyuyla paylaşılmasını da talep etti.
EĞİTİM MASRAFLARI AİLELERİN SIRTINDA
DESAM açıklamasında eğitimde fırsat eşitsizliğine de dikkat çekildi.
Okul ihtiyaçları, ulaşım, beslenme, kırtasiye, sınav hazırlığı ve özel ders gibi giderlerin aile bütçeleri üzerindeki yükünün arttığı savunulurken, nitelikli eğitimin yalnızca ekonomik imkânları güçlü ailelerin çocuklarına sunulan bir ayrıcalık haline gelmemesi gerektiği belirtildi.
Kuruluşa göre hiçbir çocuğun geleceği ailesinin gelir düzeyine bağlı olmamalı; devlet, dezavantajlı çocuklara ücretsiz beslenme, sağlık, rehberlik ve öğrenme desteği sağlamalı.
“YOKSULLUĞUN FATURASINI ÇOCUKLAR ÖDEMESİN”
DESAM, ekonomik nedenlerle eğitimden uzaklaşan çocuklara ilişkin daha etkili politikalar geliştirilmesini istedi.
Devamsızlık, okul terki, öğrenme kayıpları ve çocukların çalışmak zorunda kalması gibi sorunların birlikte ele alınması gerektiği belirtilen açıklamada, mesleki eğitimin de çocukların ucuz iş gücüne dönüştürüldüğü bir yapıya dönüşmemesi gerektiği vurgulandı.
Kuruluş, Millî Eğitim Bakanlığına ekonomik nedenlerle eğitimden kopma riski taşıyan çocukların nasıl tespit edildiğini ve bu çocuklara hangi desteklerin sağlandığını sordu.
ÜNİVERSİTE SAYISI ARTIYOR, GENÇLERİN UMUDU NEDEN AZALIYOR?
Açıklamada yükseköğretimin niteliği de eleştirildi.
Her şehre üniversite açılmasının yükseköğretime erişimi artırabileceği ancak güçlü bir üniversite oluşturmanın yalnızca bina ve tabela ile mümkün olmadığı belirtildi.
DESAM; akademik kadro, laboratuvar, kütüphane, araştırma kapasitesi ve bilimsel üretimin üniversitelerin niteliğinde temel ölçütler olması gerektiğini savundu.
YÖK’e de çağrıda bulunan DESAM, üniversitelerde akademik özgürlüğün, liyakatin ve araştırma kapasitesinin güçlendirilmesini istedi.
“ÖĞRETMENİ EZEREK EĞİTİMİ YÜKSELTEMEZSİNİZ”
DESAM açıklamasında öğretmenlerin eğitim sisteminin temel unsuru olduğu vurgulandı.
Öğretmen yetiştirme süreçlerinin güçlendirilmesi, mesleki gelişimin desteklenmesi ve atama, tayin, terfi ile yöneticilik süreçlerinde



