Alper AKÇAM
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. 23 Şubat Kutlu Olsun…

23 Şubat Kutlu Olsun…

23 Şubat, benim ilkokula başladığım, annem Perihan Akçam’ın üç yıl öğrencisi olduğum okulun adı...

Advert
featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

 

23 Şubat, benim ilkokula başladığım, annem Perihan Akçam’ın üç yıl öğrencisi olduğum okulun adı… 23 Şubat, babam Dursun Akçam’ın üç kez köyünden çarıklı ayaklarıyla geldiği saatlerce yoldan sonra, dilenci denerek bahçesinden kovalandığı, sonunda bileğinin hakkına bitirerek kendisini Cılavuz Köy Enstitüsü’ndeki o özgürleşme ve üretme eylemine katmayı, sonrasında fakir bir köylü çocuğu olarak dünyaya kafa tutmayı başardığı okul aynı zamanda…

23 Şubat, Ardahan’ın kurtuluş günüdür!

Dünyanın en zengin kır çiçeği örtüsün sahip, dünyada belki de en çok halkın, kültürün bir arada yaşadığı, gelip geçtiği, konup kaynaştığı, zaman zaman kapitalist-emperyalist kışkırtmalarla birbiriyle çatıştığı bir güzel coğrafya olan Ardahan, 20. Yüzyıl başında yaşadığı birçok el değiştirme, kanlı didişme ve kan dökümünden sonra, 23 Şubat 1921 tarihinde, Yüzbaşı Osman Bey komutasında şehre giren Türk askerleri tarafından Türkiye topraklarına katıldı.

Ardahan’ın ortasından geçen Kura (Kür) nehrinin etimolojik olarak Kuran ve kutsal kitapların cennet mekânlığıyla akrabalığı vardır.

Dünyanın en uzun diline sahip, nektar toplamakta en başarılı tür olan Kafkas Arısı, yalnızca burada ve çevre coğrafyada yaşar. Pinus Silvestris de denen, altı çimen çiçek kaplı, orman yangının yaşanmadığı Sarıçam ormanlarıyla kaplı, her yöresinden duru kaynak sularının fışkırdığı bu bölgeye tarih boyunca birçok Oğuz boyu gelip konmuş, aynı zamanda Kürt, Rum, Ermeni, Malakan Rus, az sayıda da Alman yurttaşı zaman içinde komşuluk yapmış, birbirinin bayramını kutlamış, Ardahan, ekmeğin, sevincin, acının paylaşıldığı bir kültürler harmanı olmuştur.

1878 Osmanlı Rus Savaşı’nda savaş ganimeti olarak Osmanlı payitahtı tarafından Rusya’ya bırakılan bölge en büyük karmaşayı 1917 Ekim Devrimi’nden sonra Rusların çekilmesiyle yaşamıştı. Sovyet lideri Lenin’in “Türklerin şehri Kars için savaşmam” sözü tarihe geçmişti. 3 Mart 1918 tarihinde yapılan halk oylamasının sonucuna uyularak, Brest-Litovsk anlaşmasıyla çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu bölge Rusya’dan ayrıldı. 17-19 Ocak 1919’da Cenubi Garbi Kafkas Cumhuriyeti ile ilk Cumhuriyet burada kuruldu. Bu Cumhuriyet’in en güçlü kolu Ardahan’dır; kadına seçme ve seçilme hakkının tanındığı Rum kadın bakanların da yer aldığı hükümetin ilk kuruluşu orada gerçekleşmiştir.

Ardahan ve çevresi 20. Yüzyıl başında çok büyük acılar çekti. Kafkas petrollerinde gözü olan İngiliz emperyalizmi de uzun yıllar bu bölgede askeri birlikler bulundurdu. İtilaf Devletleri, Paris Barış Konferansı ve Sevr anlaşması ile bölgeyi burada bağımsız bir devlet kurmaya çalışan Ermenilere vermişti. Alman emperyalizmi ile ittifak yapmış İttihat Terakki lideri Enver Paşa’nın gözü Asya’da bir Turan devleti kurmaktaydı. Sarıkamış’ta 90.000 canımızın kar ve buz altında donmasına yol açmış Sarıkamış felaketi, Enver Paşa’nın öz amcası Halil Paşa’nın “Alman Oyunu” diye tanımladığı bu hayalin sonucudur.

Ardahan ve çevresinde o acı zamanlarda yaşananları dedem Eyüp’ün ve nenem Seyhat’ın ağzından defalarca dinledim. Dedemin anlattıklarını Adalet bibim ayrıca kaleme almıştı; bu notları birçok romanımın da sayfalarına kattım

O yılların yaşanmışlıkları arasında, birçok kez dile getirdiğim, babası Ahıskalı Aslan, anası Kürt Naze olan nenem Seyhat’ın kucağında yeni doğmuş bebeği, önündeki öküzün sırtındaki hurcun bir gözünde büyük oğlu İsfendiyar, kar ve buzla kaplı Kür vadisinde, ayaklarında bir çift kara lastik ve yırtık yün çorapla kocası Eyüp’ün de ata yurdu Ahıska’ya doğru yaptığı yolculuk da bulunur.

Ardahan, bugün yeryüzünün en lezzetli ve sağlıklı sütünün, balının, peynirinin üretildiği, birçok farklı dil ve aksanın barış ve hoşgörü içinde bir arada yaşadığı cennet bir coğrafyadır.

Son on yıllarda büyük göçler vermiş Ardahan köylüsü ve üreticisi kooperatiflerde, üretici birliklerinde örgütlenebildiği ölçüde, bölgenin değeri daha da artacak, Ardahan mutlu ve örnek bir coğrafya olarak adını daha çok duyuracaktır.

Kendisinden çok şeyler öğrendiğim hocam Op. Dr. Hüsrev Polat bana “Ardahanlı çocuk” derdi. Bir ömürdür Ardahan ve halkının sorunları için de çabalıyorum. Ardahan için yazdığım yazılar, yaptığım işler nedeniyle yargılandım, tehdit edildim, iftiralara uğradım, vaz geçmedim; “Ardahanlı çocuk’ olmaktan geri dönmedin…

Kuzeydoğu Anadolu’daki efsaneler, destanlar yöresi, halk kültürlerinin harmanı olduğu Ardahanlı olmaktan, Ardahan’ın çok önemli bir değeri olan Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı’na başkanlık yapmaktan onur duyuyorum.  Ardahan tüm ülkeye, dün dünyaya örnek bir barış, kardeşlik, üretme ve kardeşçe paylaşma kültürünün adıdır.

Ardahan’ın kurtuluşu kutlu, gününüz aydın olsun sevgili dostlar…

23 Şubat 2026, Alper Akçam

23 ŞUBAT.jpg

23 Şubat Kutlu Olsun…
+ - 0
Advert

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin