Advert
Alper AKÇAM
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Üçüncü Yılda Deprem Dersleri…

Üçüncü Yılda Deprem Dersleri…

Ülkemizde resmi rakamlara göre elli üç binin üzerinde canımızı almış, yüzbinlerce binayı yıkmış, on bir ilimizin yerleşim alanında on milyonun üzerinde insanın yaşamını zehir etmiş Maraş-Hatay depreminin üzerinden üç yıl geçti. Tarih ve olaylar, yaşanan büyük acılar yalnızca ders almayı bilenler, sorgulayan aklını hayatın önünde tutmayı başaranlar için öğretici olabilir

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

 

Ülkemizde resmi rakamlara göre elli üç binin üzerinde canımızı almış, yüzbinlerce binayı yıkmış, on bir ilimizin yerleşim alanında on milyonun üzerinde insanın yaşamını zehir etmiş Maraş-Hatay depreminin üzerinden üç yıl geçti. Tarih ve olaylar, yaşanan büyük acılar yalnızca ders almayı bilenler, sorgulayan aklını hayatın önünde tutmayı başaranlar için öğretici olabilir. Aklını kullanmayı başaramayanlar, hatta başkalarına kulca bağlanıp aklını onlara emanet bırakanlar ve küçük çıkarlarının kölesi olanlar ise aynı yanılgıları ve yeni acıları yaşamaya yazgılıdırlar.

Üç yıl önceki depremden çıkarılacak birinci ders, ülkemizdeki genel yönetim ve yapılaşma mantığının ne kadar bilim dışı olduğunun, ne kadar çıkar ve iktidar hesaplarıyla yönetildiğidir. Bilim insanlarının daha önce birçok kez uyardığı, yapılaşma konusunda önlemler alınmasını istediği alanlarda bile devasa yapılar kurulmuş, bu alanlar siyasi yandaşlara yapılaşma için devredilmiş ve deprem sırasında böylesi bölgelerde bir tek yapı bile ayakta kalmamıştı. Bu dersin içinde göze çarpan ikinci bir nokta, bina sahibi olma, bir kat daha çıkma, varlığına varlık katma açgözlülüğünün yaygınlığı, neredeyse kitlesel bir hastalık durumuna geldiğidir.

Depremden çıkarılacak ikinci ders, kurtarma çalışmalarının çok gecikmiş olması ve aradan geçmiş üç yıla karşın olayın gerçek kamusal sorumlularının yargılanmamasıdır. Ülkemizi bugün yöneten siyasi anlayış, kendi iktidarını sağlamlaştırmak ve karşı çıkışları yok etmek anlamında, emperyalist dış güçlerle işbirliği içinde kumpas davalarıyla kendince temizlediği askeri birlikleri siyasi önyargılarla yıkım alanına zamanında seferber etmemiş, 1999 Gölcük depreminden sonra mevzuat açısından epeyce yol gösterici olan yapılaşma kurallarını yeterince denetlememiş, sorumlularının üzerine gitmemiştir.

1999 yılı Gölcük depreminde Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılmış açıklamada askeri birlikler tarafından kurtarılan depremzede yurttaş sayısı 10.528 iken, bu sayı çok daha geniş bir alanda daha büyük bir yıkıma sahne olmuş Maraş-Hatay depreminde askeri birliklerin olaydan ancak üç gün sonra yeterince seferber edilebilmesiyle, yalnızca 327’de kalmıştır. Maraş-Hatay depremi sırasında on binlerce yapı yıkıntısı altında kalan binlerce insan yardım çığlıkları atarak, bağıra bağıra, soğuktan donarak can vermişti.

Onca ölüm ve yıkıma karşın, denetim alanında üzerine düşen görevler de yeteri kadar yapılmamış ve suçlular cezalandırılamamıştır. 5 Şubat akşamı televizyon ekranlarında izlediğim, Kahramanmaraş Ezgi apartmanı yıkıntısında çocuklarını ve torununu kaybetmiş dertli ana Nurgül Göksu,  gözyaşları içinde anlatıyordu. Apartmanın altındaki kolonları kesenler yıllarca ellerini kollarını sallayarak gezmişler, deprem öncesi apartman yöneticisinin yaptığı başvuruya karşın kendilerince yaptıkları araştırmada olumsuz bir durum bulamamış belediye görevlileri de bu yargı muafiyeti hakkını tepe tepe kullanmışlardır. Nurgül Göksu, aradan geçen yıllara ve olayın vahametine karşın, hâlâ gelen bilirkişi raporlarında bu durumun geçiştirildiğini ve suçluların adeta bir dokunulmazlık zırhı altında yaşamlarına devam ettiklerini bildiriyordu. Depremin ve yitirilen canların sorumluluğu, sorumluluk en küçük yerel yönetim görevlisinden, malzeme hırsızı müteahhitlere, yapılaşma izni veren yerel yönetim ve çevre bakanlığı yetkililerine, ikide bir “imar affı” çıkararak kaçak yapılaşmaya göz yuman ve yol açan iktidar yetkililerine kadar, Ankara’daki koca makam koltuklarına oturanlara kadar geniş bir alana yayılmaktadır.

Depremden alınacak üçüncü ders, ülkede yalnızca kendi çıkarını ve iktidarını düşünen, kendinden olmayanın acısına, çektiği sıkıntılara zerre kadar üzülmeyen bir anlayışın her şeye egemen olmasıdır. 2024 yerel seçimlerinden önce için yapılan konuşmalarda kendilerine oy vermeyenlerin kamu hizmetlerinden yoksun bırakılacağı açıkça dile getirilerek tarihe geçecek bir insanlık ayıbı işlenmiş, yanlı tutum adeta itiraf edilmişti.

Yine dün akşam Halk Tv’deki programda konuşan yargı mağduru Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin Adıyaman Valisi ile birlikte yaptıkları çalışmanın olumlu sonuçlarından söz etmiş olması da çok önemli bir durum olarak içimizdeki yangına su serpmiş bir gelişme olmuştur. Selam olsun yurdunu ve insanını önde tutan her görevdeki yurttaşımıza…

Deprem sonrası içimizi yakan acı gerçeklerden birisi de Kızılay çadırlarının halka parayla satılmasıydı.

Türkiye, üç yıl önce yaşanmış depremden ve yaşadığı büyük acılardan hâlâ yeterli ders çıkaramamış gibi görünüyor. Depremde ortaya çıkan eksikler, yanlışlar ve ihmaller depremden hemen sonra da görülebilmiş ve açıkça konuşulabilmiş, yazılıp çizilebilmiş olmasına karşın, bu gerçekler halk yığınlarına yeterince anlatılamamış, sorumlulardan hesap sorulması sağlanamamış, yanlışların, acıların kaynağı olarak hesap sorulması gereken siyasi anlayış deprem sonrası yapılan seçimlerde de bölgede açık farkla yüksek oy almayı başarmıştır. Bu tablo, kamu iletişim araçlarının, televizyon kanallarının hangi amaçlarla yönetildiğini gösteriyor olmakla birlikte, bilinçli aydın kesiminin halktan ne kadar uzakta yaşadığının da bir kanıtı gibi durmaktadır.

Depremin üzerinden üç yıl geçti. Hâlâ kayıp yakınlarının izini bulamayan yüzlerce insan var. Belki de cesetleri moloz yığınları ile birlikte gömüldü. Ortalığa saçılan Epstein rezaleti ile bir kez daha kuşkularımız depreşti; hâlâ izi bulunamayan çocuklarımız var. Hâlâ yeterli barınma, beslenme olanağı bulamamış insanlar soğuk havalarda en zor koşullarda yaşıyor. Verilen birçok söz yerine getirilmedi, toplanan milyarlarca liralık deprem vergilerine karşın konutların tamamı yetiştirilmedi, koşullar iyileştirilmedi.

Deprem sırasında tüm Türkiye ayağa kalktı, büyük bir dayanışma duygusu ile deprem bölgelerine yardımlar yağdı. Muhalif görüşteki partilerin yönetimine geçmiş on bir büyük şehir belediyesi büyük bir özveriyle deprem bölgesine koştu. Aylarca halka yiyecek dağıtan mutfaklar kuruldu. Pandemi yıllarında olduğu gibi deprem sırasında da iktidar sahipleri yerel yönetimlerin halka yönelik çalışmalarına engel olmaya yönelik birçok kösteklemede bulundu.

Deprem sırasında, vakıf sözleşmesini değiştirerek dışarıdan üye almaya başlamış Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı da bir kamyon dolusu yardım malzemesini kendi olanakları ve üyesi Ölçekli Servet Sarıçam’ın kendi kullandığı kamyonla Adıyaman’da kurulmuş ODTÜ Mezunları Derneği’nin yardım merkezine göndererek bire bir ihtiyaç sahiplerine ulaştırmıştı. Tüm üyelerimize yeniden gönül dolusu teşekkürler. Bir aile olarak, görevimizi büyük ölçüde yerine getirmiş olmanın gururunu yaşıyoruz.

Depremin üzerinden üç yıl geçti… Türkiye dünyanın en bereketli toprakları üzerinde olduğu kadar, her an kırılıp felaketlere yol açabilecek faylar üzerinde de bulunan bir ülkedir. El birliği ile, gönül birliği ile olası depremlere yönelik önlemleri almalı, ülkeyi ve yerleşim birimlerimizi toplanma bölgelerini bile yapılaşmaya açmış açgözlü müteahhitlik zihniyetinden, kendinden olmayana yaşam hakkı tanımayan iktidar anlayışından, yargı ve bilirkişilik görevlerini vicdanla, adalet duygusuyla yerine getirmeyenlerden bir an önce kurtulmalıyız.

Yeniden başımız sağ olsun, hepimize bir daha tekrarlanmayacak biçimde geçmiş olsun. … Dayanışmamız, kardeşliğimiz, birlikte yaşama ve hayatı sorgulama gücümüz devam etsin.

Gününüz aydın olsun değerli dostlar…

 

06 Şubat 2026, Alper Akçam (Not: Bugün Saat 15.00’te Kırşehir Belediyesi Neşet Ertaş Kültür Merkezi’nde dostlarla buluşacağız)

6 ŞUBAT.jpg

Üçüncü Yılda Deprem Dersleri…
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!