Alper AKÇAM
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Selam Olsun Hasanlara…

Selam Olsun Hasanlara…

Hasanlar var olsun hayatın her alanında… Hasanlar, Hüseyinler, Aliler, Memetler, Ömerler, Özgürler, Ayşeler, Fatmalar, Senemler, Gülgezler, Gülbeyazlar…

Advert
featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

 

SELAM OLSUN İNSANLIĞI, ÖZGÜRLÜĞÜ, BARIŞI, KARDEŞLİĞİ SAVUNANLARA!

Ne mutlu ki, güzel Hasanlar oldu hep hayatımızda; hep var olacaklar…

Hasanlar var olsun hayatın her alanında… Hasanlar, Hüseyinler, Aliler, Memetler, Ömerler, Özgürler, Ayşeler, Fatmalar, Senemler, Gülgezler, Gülbeyazlar…

Yeter olsun halkın temiz inançlarını istismar edenlere; yeter olsun yalanla dolanla gemisini yürütenlere, yeter olsun savaşlara sebep olanlara, mazlum insanlara zulmedenlere, kanlarını dökenlere… Yeter olsun diline, dinine, kültürüne şart koşup insanları birbirine düşman edenlere…

Özü sözü bir olanlar; halkının yaralı yüreğine dokunanlar, mazlum çocukların yanaklarını okşayanlar; ezilenlerin, tutunamayanların adalet ve yaşam davasına sahip çıkanlar var olsun…

İki Hasan’ın ölüm yıldönümü bugün… Ardahan Ölçek Köyü’nden Hasanlar soyunun bir aydını olarak onları anacağım bugün.

Birisi Köy Enstitüsü yasasını meclisten ter kan içinde çıkarmış, Anadolu Rönesansı’na ve Tonguç Baba’ya dört elle sarılmış, mantık kitapları yazarı, bilim ve fen ile ilerlemeyi rehber kılmış, tercüme bürolarında Nazımlarla, Sabahattin Alilerle, Sabahattin Eyüboğulları ile 496 Batı ve Doğu klasiğinin Türkçeye çevirisini sağlamış bir devrimci Maarif Bakanı; aynı zamanda bir Mevlevi dedesi olan Hasan Âli Yücel… 3 Temmuz 1941 tarihinde kurucusu olduğu Ankara Devlet Konservatuvarının ilk mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada, emperyalizmin “medeniyetler çatışması” tezi üzerinden savaşlar çıkardığı, silahlar sattığı bir çağda şunları söylemektedir:  (…) Ben Doğu ve Batı diye bir fark görmüyorum. İnsan eseri, insan ruhunun iştiyakları, kaygıları, korkuları zaman ve zemine göre değişse de özünde bir ayrılık varsa o, tutulan yol ve usüldendir. Garplı kafasının metoduyla duymasak şarklıda bu özü bulamazdık. Meselâ Mevlâna’nın Fîhi mâ fîhi kitabını Goethe’nin Eckerman’la konuşmalar’ı gibi okuyorum. İkinciyi okumaya alışmasam, kim bilir birinciyi şimdikinden daha az başarı ile söktürebilirim” demektedir Yücel. 1932 yılında yayınlanan yapıtları: “Mevlana’nın Rubaileri”, “Goethe: Bir Dehanın Romanı” ve “Türk Edebiyatına Toplu Bakış” adlarını taşır. Goethe ve Mevlana’nın bir yeryüzü kültürü anlayışı ile davrandıklarını biliyoruz.

Diğer Hasan, bir kavga, şiir ve çile insanı, Hasan Hüseyin Korkmazgil… Bir ömür aşk ve şiir için, çok sevdiği ülkesi için kavga etmiş; kardeşçe yaşama, kardeşçe üleşme ülküsüne ömrünü adamış bir koca şair…

Hasan Hüseyin, Sivas’ın Gürün ilçesinde doğdu. Birinci Dünya Savaşı’nda, Kafkas Cephesi’nde, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda görev alan babası Şükrü Bey’in İstiklâl madalyası vardı ve Kurultay İlkokulu’nda hademelik yapıyordu. Ailenin yedi çocuğu içinde tek okuyan sadece o oldu… İlkokulu babasının hademelik yaptığı okulda okudu. Ortaokula gidemedi; Ziraat Bankası şubesinde getir götür işlerinde çalışmaya başladı. Çalıştığı bankanın müdürü Hasan Hüseyin’le yakından ilgilendi ve parasız yatılı okul sınavlarına girmesine önayak oldu. Hasan Hüseyin, sınavın yapıldığı Sivas’a komşularından ödünç alınan ayakkabıyla, 60 km yolu yürüyerek gitti ve sınavı kazandı… Niğde Ortaokulu ve Adana Erkek Lisesi’nden sonra dünya edebiyatı klasikleri ile tanıştı. Bir yandan da şiir yazmaya başladı. Gazi Eğitim Enstitüsü’nü bitirip Türkçe öğretmeni oldu. Maraş’ın Gökşin ilçesine öğretmen olarak atandı. Nazım Hikmet şiirlerini okuduğu için ihbar edilince, 1951’deki TKP dâvası kapsamında tutuklandı. Üç yıla mahkûm oldu. Elbistan ve Nevşehir cezaevlerinde yattı. Cezaevinden çıktıktan sonra ekmek parası kazanmak için İstanbul’a gitti. Bu kez askere alındı; üniversite mezunu olmasına rağmen 27 ay er olarak askerlik yaptı. Askerliği bitince baba ocağına döndü. Kahvelerde karakalem portre ressamlığı yaparak, tabela boyayarak ve okuryazar olmayan ailelerin askerlik mektuplarını yazarak geçimini sağladı.

Koca bir ömrü, yaşamını halkının hak ve adalet kavgasını işleyen şiirlere adadı. Birçok ödül aldı. Alın kitaplarını da başucunuza koyun; evinizi yıldızlarla donatın; gecelerinizi onlar ışıtsın…

“kahrolasın demiyorum / kahrolma da / gör beni

kanadık toprak olduk / çekildik bayrak olduk / döküldük yaprak olduk

geldik bugüne

ekmeği bol eyledik / acıyı bal eyledik / sıratı yol eyledik

geldik bugüne

ekilir ekin geliriz / ezilir un geliriz / bir gider bin geliriz

beni vurmak kurtuluş mu

kör olasın demiyorum / kör olma da / gör beni…”

Kör olmasın insanlarımızı yıkıntılar altında çığlık çığlığa, donarak ölmeye hükümlü kılanlar… Kör olmasın Gazze’de, Filistin’de mazlum insanları öldürenler, yerlerinden, yurtlarından sürenler… Kör olmasın Afganistan’da, İran’da kadınlara, çocuklara hayatı zindan edenler. Kör olmasın adalet terazisini eğip halk iradesine leke sürenler…

Kör olmasınlar da görsünler Hasanların bu ülkede ve yeryüzünde yeniden el üstünde tutulacağı günleri…

Selam olsun şiiri, felsefeyi, özgürlüğü, aşkı ve insanlık kavgasını kendine yol edenlere…

Selam olsun halkının ekmek ve adalet davasına omuz verenlere…

Selam olsun Hasan olarak gidenlere, Hasan olarak gelenlere…

28 Şubat Cumartesi günü Bursa’da Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Bursa Şubesi ve Osmangazi Belediyesi konuğu olarak Hasan Âli Yücel üzerine konuşacağız.

Gününüz aydın olsun…

 

26 Şubat, Alper Akçam

Selam Olsun Hasanlara…
+ - 0
Advert

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin