İnsan, hayata pamuk ipliğiyle bağlıdır… Günü gelince bunu herkes anlıyor.
14 Mart 2026 günü, Tıp Bayramı dolayısıyla Ankara Tabip Odası’ndan arkadaşlarımızla birlikte Cumhuriyetimizin kurucusu Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’e saygımızı sunmak için hazırlanırken, aynı gün “Bypass” ameliyatı için sedyeye bineceğim kimin aklına gelirdi ki?
Ya da gençlik ve yetişkinlik yıllarımı sabahtan akşama, akşamdan sabaha ağır ameliyatlar için insan bedeni, kanı, canı içinde geçirirken, bilinen birçok ağır ameliyatın benim de karşıma çıkacağı?
Diğer birçok küçük girişim ve ameliyatı bir tarafa bıraksak, total kalça ve diz protezlerinin üzerine gelen bu “Bypass” da (kalpte açık ameliyatla damar değişimi) epeyce sarsıyor insanı. Son aylarda nedensiz yükselmiş, hekim arkadaşlarımın ve başvurduğum kardiyologların “ilaç dozu yükseltme” ile çözmeye çalıştıkları tansiyon sorununun başka bir nedeni olmalıydı. Kendi ısrarımla, Dışkapı SSK 1. Cerrahi geleneğinden sevgili Dr. Hakan Güzel’in istemiyle çektirmiştim “BT Koroner Anjio”yu…
Hastaneye yattığının bir gün öncesine kadar günde bir saat hiç yorulmadan tempolu kulaç atabilen, Ölçek köyündeki evin arkasındaki dik bayırı 30 yıldır 10 dakikada çıkabilen ve yine hiç yorulmadan altı yedi kilometre yokuş yolu hızlı adımlarla gidip gelebilen biri olmama, daha birkaç yıl öncesinde Ufuk Üniversitesi’nde ekokardiyografi yapan bir hocamızın, çevremizdeki stajyer öğrencilere söylediği “On dokuz yaşında diyeceğim ama, her on dokuz yaşındaki insanda da böyle güçlü bir kalp bulamazsınız” sözü kulağımda olmasına karşın içim rahat değildi. Ne yazık ki çektirdiğim BT’nin raporu ancak iki ay sonra sağlık sayfama düşebildi ve ben raporda belirtilen, üç damardaki çok ciddi daralma nedeniyle 11 Mart günü “Gerçek anjio” masasına yatabildim. Anjioyu yapan akrabam, köylüm Dr. Ersin Sarıçam’ın çağırdığı KVC uzmanı Dr. Erol Şener’in görüşü de onunki gibiydi. Hiçbir yere gidemezdim! Her an tıkanıp ağır bir enfarktüs tablosuna yol açacak damarlar ivedilikle açık kalp ameliyatı ile değiştirilmeliydi.
Bilim karşısında boynumuz kıldan ince olacaktı kuşkusuz, ama bir şartım vardı. 2 Nisan 2026 tarihinde Hollanda’ya gidecektim. Oradaki dostlarla birlikte, uzun zamandır büyük bir heyecanla bekliyorduk; 4 Nisan’da Amsterdam, 5 Nisan’da Rotterdam, 7 Nisan’da Eindhoven’de söyleşiler yapacaktık; kitaplarımı imzalayacaktım… Yıllardır öncelikle “Edebiyat ve kültürde aydın sorunu” üzerine gidiyorum. Anadolu Rönesansı’ndan başlayarak arka arkaya yayınladığım birçok kitapta emperyalizmin bugün kan gölüne çevirdiği dünya için söz söylemekten aciz, hatta emperyalizmin cemaat ve tarikatlar aracılığıyla açmaya çalıştığı yolunun üzerindeki direniş odaklarına karşı ipe sapa gelmez kampanyalar düzenleyen, din bezirgânı politikacılara alkış tutan “liberal” geçinen aydınlara, kitapları dünyanın birçok diline çevrilip on milyonlarca satan, edebiyatın kaymağını yerken büyük insanlık sorununa tersten bakan ya da “sade suya tirit” gevelemeler yapan yazarlara sorulacak hesabım hiç bitmeyecek.
Kuşkusuz ameliyat sonrasında “Seni sıfırladım abi” diyen sevgili Prof. Dr. Erol Şener bana gidiş için o günden söz veremezdi ama, “aynı ameliyattan on beş gün sonra bir arkadaşımı uçakla Amerika’ya gönderdim” sözü benim için bir umut ışığı olmuştu.
Dün, ameliyatımın on altıncı gününde, evimin karşısında yıllardır emek verip yeşerttiğim park alanına çıktım. Gökyüzünün maviliğine, akan bulutlara, yerdeki çimenlere, çiğdemlere, ağaçlarda patladı patlayacak olmuş tomurcuklara baktım, “Yaşasın Hayat!” dedim.
Yanılıp da kan için yaptığım o duyurudan sonra, yüzlerce, binlerce kişi seferber oldu. Birçoğunun telefonuna yanıt bile veremedim. Kimse kusura bakmasın lütfen. Ağır bir ameliyat geçirmiştim ve kendimi toparlamak için zamana gereksinim vardı. Herkese canı gönülden teşekkür ederim. Hele de iki gün önce Watsaptan görüntülü arayıp bana “Geçmiş Olsun!” diyen torunum Deniz’e… Sağ olun sevdiklerim, benimle de, benden sonra da var olun.
“Emperyalizm Tufanında Aydın Cereyanları” koydum, Yeniden İmece 77. Sayı için hazırladığım yazının başlığını.
Yazıklar olsun emperyalizmin ve onun Orta Doğu’daki acımasız vurucu gücün döktüğü kan, yeryüzü değerlerini, topraklarını ele geçirme çabalarına karşı duyarsız kalanlara, yazıklar olsun olayların arkasındaki gerçeği görmezden gelip eveleme geveleme ile durumu geçiştirenlere…
Çok önemli bir süreçten geçiyoruz sevgili dostlar… Bu süreç aynı zamanda ikiyüzlüleri, sol görünümlü çıkarcıları, halkın umutlarını ve direniş gücünü sömürenleri de aramızdan eleme sürecidir… Emperyalizme, Siyonist İsrail’e ve açık-gizli işbirlikçilerine karşı güçleri birleştirme, derlenip toparlanma zamanıdır.
Gününüz aydın olsun sevgili dostlar…
30 Mart 2026, Alper Akçam



