Dr. Rıza NUR adlı kişinin ruh hastası olduğunu bilmeyen yok.
Ama bugün dahi bazı Laik Cumhuriyet ve ATATÜRK karşıtları halen iş başındalar ve de bu Türkiye’nin içinde bulunduğu yıllarda kendilerini korumalı ve güçlü hissettikleri gibi, Dr. Rıza NUR’dan örnekler alıp, paylaşım yaptıklarını görüyoruz.
Bu paylaşımları yapanlar, referens aldıkları kişi ise Dr. Rıza Nur’un yazılarını yayınlayan tımarhanelerde yatıp çıkmış: “Keşke Yunan galip gelseydi. Dinîmi daha iyi yaşardım …” diyen Kadir MISIRLIOĞLU’dur.
Dr. Nur yazdığı Hatıralatı’nda, kendi karısının orospu olduğunu yazacak kadar rezil bir adam.
Yine yazdığı ve öldükten sonra yayınlanmasını istediği bu Hatıratım dediği kitapta, kendisinin bir harbiyeli oğlanı çok özlediğini, bir anlamda sapık olduğunu itiraf ediyor.
Dr. Nur’un Cumhuriyetimiz kurtulduktan sonra
şapkadan dolayı yazdığı idamlar, var ise, şapkadan dolayı değil, o kişilerin Kurtıluş yıllarında Kurtuluş Hareketine karşı çalışıp, İngiliz Muhipler Cemiyeti üyesi olduklarından gerçekleşmiştir.
Sultan II. Mahmut 1826 yılında FES giysisini FAS ülkesinden getirip önce ordu mensuplarının ve devlet memurlarının giyme zırunluğunu uygulayınca, o güne kadar sarık giyildiği için, halk: “Bu padişah bizi gavur yapmak istiyor” diye isyan edip, FES giymemek için isyan etmiştir.
İşte şapka olayı da öyle bir şey.
Şimdi halen şapka karşıtlığı, FES ve SARIK giyme arzusu, bugün dahi Laik Cumhuriyet karşıtlığıdır.
İran’da Şah devrilip Humeyni iktidara gelince, Lübeck şehrinde dahi sarık ve cüppe ile dolaşanlar olmuştu.
ATATÜRK, genç Laik Cumhuriyeti korumak için ne yaptı ise doğru yapmıştır.
Selam ve sevgilerimle
Remzi Uysal
Lübeck, 31.01.2026



