Sol Medya

Aydınlarımız, Sözde Aydınlarımız ve Sözde Ermeni Soykırımı…

Orhan PAMUK, son yazdığı kitabında, GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ile dalga geçtiğine dair, yorumlar okuyoruz, son günlerde.

Aydınlarımız, Sözde Aydınlarımız ve Sözde Ermeni Soykırımı…
Remzi UYSAL
Remzi UYSAL( remzi@solmedya.com )
20
23 Nisan 2021 - 1:33

Orhan PAMUK, son yazdığı kitabında, GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ile dalga geçtiğine dair, yorumlar okuyoruz, son günlerde.

Ben buna hiç şaşırmadım.

Çünkü Orhan PAMUK, kalemi ve yazısı İle değil de, halen SERV özlemi içinde olan Batılılar’ın duymak istedikleri “Sözde Ermeni Soykırımı” konusunda, “güya biz Türkler’in 1,5 milyon Ermeni’yi öldürmüş olduğumuzu” duymak istediklerini, duydukları için NOBEL Edebiyat Ödülünü alabilmiştir.

Bizim, dünyaca ünlü ve en az iki NOBEL Edebiyat Ödülü alabileceği halde, ama Batılılar’ın oyuncağı olmayan yazarlarımız da var.

Bunlardan biri Yaşar KEMAL’dir.

Tanık olduğum bir olayı aşağıda sizlerle paylaşıyorum.

Yaşar KEMAL’in, Almanların NOBEL Edebiyat Ödülü almış yazarlarından Günter GRASS’ın konuğu olduğu, 07.7.2005 günlü Lübeck ziyaretinde, 20-25 kişilik bir grup ile yapılan bir toplantı, söyleşi ve kabulde biz de iki kişi ile TÜRGEM’i temsilen hazır bulunmuştuk.

Bu toplantıda, WDR (Batı Almanya Radyo ve Televizyonu) çalışanı, haber sunucu ve program yapımcısı Osman OKAN’da, çevirmen olarak hazır bulunuyordu.

Toplantının açılışında Günter GRASS konuğu Yaşar KEMAL’i ve biz davetlileri selamladıktan sonra, ilk cümlede, özlemini duyduğu sözcükleri sıraladı: “Türkler, 1. Cihan Harbi’nde 1,5 milyon Ermeni’yi öldürdüler” dediği ve bu sözler anında Yaşar KEMAL’e aktarıldığında, Yaşar KEMAL zıpkın yemiş gibi, elini kaldırdı ve ev sahibi Günter GRASS’ın sözünü kesti.

Ve Yaşar KEMAL, aynen şunları söyledi:
“Eğer bu söylediklerin doğru olsaydı, ben bunu ölümüm pahasına dahi olsa yazardım….
Ben devletimle kavga etmiş biriyim ve AİHM’de kazandığım davaların tazminatlarını dahi almadım…. Çünkü devlet o tazminatları bana fakir fukaradan toplayacağı vergilerden ödeyecekti. Üstelik o (Tehçir) yıllarda Türkiye’de Ermeni nüfusu o kadar değil, 1,1 milyon idi. ….” demişti.

1. Dünya Savaşı Galibi ve İstanbul’u da işgal etmiş olan İngilizler, “Sözde Ermeni Soykırımı” nedeni ile Malta Sürgünlerini yargılarlar.

Ziya GÖKALP 17.4.1919 günlü savunmasında şunları söyler: „…Milletimize iftira etmeyiniz. Türkiye‘de bir Ermeni kırımı değil, bir Türk-Ermeni vuruşması vardır. Bize arkadan vurdular. Biz de vurduk (…)”

Bu Sözde Ermeni Soykırımı ile yargılanan asker ve sivil 145 Malta Sürgünleri’nin tümü bu yargılamalardan beraat ederler.

Daha neyi kanıtlamamız isteniyor?

Ama dahası da davar!

Ermenistan’ın ilk Başbakan’ı Hovhannes KATCHAZNOUNİ, 1923 yılında Bükreş’te düzenlenen ve 2005 yılında Kaynak Yayınları tarafından yayınlanan Parti Kongresi’nde şunları söyler:
“… İngilizler’in, emperyal güçlerin denizden denize vaatlerine aldandık. …. Çeteler oluşturduk. … Müslüman halka katliamlar uyguladık. …. Tehçir kararı doğru bir uygulama idi. ….”

Yine de birilerine bu kanıtların hiç biri yetmiyor. Kimler için yetmiyor derseniz? SEVR Antlaşması’nı uygulayamayanlar için, diyebiliriz.

Gizli niyet, SERV Antlaşması’nı tekra ve bir türlü yolunu bulup, gündeme getirmek olup, LOZAN Antlaşması’nı da tartışmaya açmaktır.

Çok yazıktır ki; Türkiye’yi, Türkiye ve Türk’ü sevmeyenlerin bunu defalarca dile getirmiş olanların yönettiği bir dönemi yaşıyoruz.

Ve Türkiye, Türk ve Laiklik karşıtı yerlilerimiz de; bunun bir daha ele geçmez bir fırsat olduğunu bildiklerinden, Batılılar’a hoş görünmek, onurlandırılılmak ve ödüllendirilmek için, içinde olduğumuz bu 21.YY’ın ilk çeyreğini, büyük bir fırsat bilmektedirler.

Yayılmacı – kolonist Alman yazar Dr. Paul Carl Albert ROHRBACH’da (1869-1956), Almanya’nın geleceği nerededir sorusuna şu yanıtı verir:
“Doğu’dadır. Türkiye’de, Kuzey Mezopotamya’dadır” der ve Doğu Anadolu’yu da “Ermeni Alanı” gördüğünü söyler.

1. Cihan Harbi mütefikimiz, dostumuz
Almanya, 02.6.2016 günü
Parlamentosu’nda tanıdığı “Ermeni Sözde Soykırımı Tasarısı’nın” gerçekleşmesi için, bazı partilerdeki Türk kökenli milletvekilleri de, canla başla çalışmışlardır. Zira elleri mahküm idi.

Yarın, ABD’nin yeni Başkanı Jeo BIDEN’da,
“24 Nisan’ı -Sözde- Ermeni Soykırımı” olarak tanıyacak olursa, Türk vatanını ve Milletini sevenler, hiç şaşırmamalıdırlar.

Türk milletini, son Türk vatanını sevmek ve savunmak çok zor bir sanat olmuştur.

İşimiz zor!

Bunun bilincindeyiz. Doğruyu savunduğumuza inanıyor ve direnmeye çalışıyoruz.

Remzi UYSAL
Lübeck-Almanya, 23.4.2021

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
Advert

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.