HANOVVER’deki ARKADAŞ Derneğinde uzun yıllar bir toplum Önderi olarak Fahri çalışmış ve şimdi Akdeniz’in batı ülkesi damadı olup, doğu Akdeniz’de soy ağacı olan ŞAHABETTİN BUZ adlı eylemci ve sendikacı bir arkadaşım, geçen yıl “artık emekli oldum ve Akdeniz’in iki yakasında dinlenmek istiyorum” diye yazdığı mesaja yanıtımdır !!!!!!
Sevgili ŞAHABETTİN,
Bu işler o kadar kolay değildir.
İnsanları sevmek, haksızlıklara baş kaldırmak bizim karekterimizde var.
Belki senin baban da sana, benim babamın çocukluk yıllarımda söylediğini söylemiştir:
“Sen kendi ecelinle ölmezsin.”
Sana bundan sonraki yaşamında bol sağlık ve gönlünce mutlu olabileceğin sevgi dolu 🥰 idealin doğrultusunda eylem ve çalışmalar diliyorum.
Neden böyle diyorum?
Çünkü sen, yaklaşık 40 yılını inandığın ve çevresindeki insanların, Fahri olarak milliyet farkı gözetmeden sorunlarını çözüp yaşam kalitelerinin yükselmesi için çalışmış bir eylemcisin de ondan.
Seninle sayımızın, Almanya genelinde iki elin parmaklarını geçmeyen sayıda arkadaşımızla, ver.di (Alman Hizmet Sendikaları Birliği) sendikasında Yabıncılar (Migration) Bölümünün / Komisyonunun kurulup yerine oturması için, yıllar süren ve defalarca evimizde geçiremediğimiz hafta sonlarını, ver.di’nin Berlin merkezinde ve de başka kentlerde yoğun çalışmalar ve tartışmalar içinde geçirdik.
Seninle aynı düşünmediğimiz, o gün uzlaşamadığımız konularımız da olmuştu.
Ama toplumsal uzlaşı anlayış kültürü
içinde hoşgörülü olmayı, bizlere kendi kültürümüzün insanlarının sendikal haklarını savunmak için yaptığımız toplantılar ve oluşturduğunuz grup çalışmaları – meçlisler bizlere öğretti ve bizleri eğitti.
Senin de bilgi ve deneyimlerinden, burada da belirtmeliyim ki; grubumuz çok şeyler öğrenmişti.
Bu nedenle, bizler gibi bir eylemciyi, Akdeniz’in değil batı veya ötesi yakasındaki bir köşesinde bir yere, okyanusta bir adaya bıraksalar da, oturup rahat edemez. Bir kayık yapıp, oradan bir kara kıtasına kaçmaya çalışır.
Bizler bir anlamda “Yardım Etme Hastalığı’na” (Helfersendrum) yakalanmış olup, bu sosyal hastalığın, tedavisi de tam mümkün değildir.
Bize rahat etmek öğretilmediği için rahat bize batar.
Bizler eylem militanlarıyız.
Ben diyorum ki, aradan tam bir koca yıl (06.5.2021) geçti.
Epey de dinlenmişsindir.
Bilmiyorum, bugünlerde Akdeniz’in batı yakasında mı, yoksa doğu yakasında mısın?
Bir okul yaz tatili öncesi olmalı.
Berlin’de bir seminer bitiminde: “Bu tatilde bir yere gidecek misin? Soruma, yanıt olarak; melodi gibi bir sesle: “Kaynanamı özledim. İspanya’ya gideceğim.” Sözlerin halen kulaklarımda.
Yeterinde dinlenmiş ve enerji toplamış olman gerekir.
Biz yel değirmenlerine saldıracak adamlar da olmadığımıza göre, emekli de olsak; yöremizdeki insanlara, bazan tek, bazen üç, bazen beşini bir arada bulduklarımıza, birlikte dostça yaşamın, hele ki ulusal bilincin önemi ile demokrasinin erdemlerini anlatıp, çevremizde barıştan yana bir koloni kurup ve barışı savunan gruplar oluşturmalıyız.
Zaman buldukça yaşlı komşularımın kapılarını çalıp: “Dışarı çıkarılacak çöpünüz var mı?” Eyleminde de bulunduğunu bir arkadaşından dinlemiştim.
İnanıyorum, yaşamını sevdiğin Akdeniz’in batısından başlayıp, soy ağacının olduğu doğu Akdeniz kıyılarında da ikna edici dost sohbetlerinde eylemlerini sürdürüyorsundur.
Çünkü sen de başka türlü olamaz ve yaşayamazsın.
Öperim gözlerinden ve sana bol sağlıklar diliyorum, sevgili arkadaşım ŞAHABETTİN!
Remzi Uysal
Lübeck, 16.5.2022






