SOLMEDYA – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in bir televizyon programında devam eden davalara ilişkin yaptığı açıklamalara yazılı bir açıklamayla yanıt verdi.
Çiftci, Adalet Bakanı sıfatını taşıyan bir kişinin henüz yargı süreci devam eden dosyalar hakkında ayrıntılı değerlendirmelerde bulunmasının anayasal sınırları aştığını savundu. Gürlek’in geçmişte savcı olarak imza attığı iddianameleri bugün kamuoyu önünde savunur konumda olduğunu belirten Çiftci, bu durumun dosyalara bakan hakim ve savcılar üzerinde “nesnel bir baskı zemini” oluşturduğunu ifade etti.
“Bir dosyanın eski savcısı, bugünün Adalet Bakanı ve aynı zamanda HSK Başkanı konumundaki bir ismin ekranlardan o dosyayı anlatması, adil yargılanma hakkını zedeler” diyen Çiftci, canlı yayında dile getirilen tutukluların avukat görüşmelerine ilişkin yeni düzenleme hazırlığını da eleştirdi. Avukat-müvekkil görüşmesinin ceza yargılamasının temel güvencelerinden biri olduğunu vurgulayan Çiftci, bu alanda yapılacak müdahalelerin savunma hakkını daraltabileceği uyarısında bulundu.
Çiftci ayrıca “etkin pişmanlık” uygulamasına ilişkin açıklamaların sahadaki uygulamayla örtüşmediğini savundu. Dosyalara yansıyan tabloya göre uzun tutukluluk süreleri, aile bireyleri üzerinden kurulan baskılar ile ekonomik ve psikolojik tehditlerin söz konusu olduğunu iddia etti.
Açıklamasında siyasi parti kapatma tartışmalarına da değinen Çiftci, Yargıtay’a yapılan kapatma ihbarını hatırlatarak, kamuoyuna yapılan “siyasi partilerin kapatılması zorlaştırıldı” yönündeki açıklamaların gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü.
Adalet Bakanı’nın aynı zamanda Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanı olduğuna dikkat çeken Çiftci, devam eden davalar hakkında yapılan açıklamaların anayasal açıdan daha ağır sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
“Yargı dosyaları siyasi meşruiyet üretmek için televizyon stüdyolarında anlatılamaz. Savunma hakkı, ‘düzenleme yapacağız’ denilerek daraltılacak bir alan değildir” ifadelerini kullanan Çiftci, yapılan açıklamaların yargının bağımsızlığı konusunda ciddi soru işaretleri doğurduğunu savundu.







