SOLMEDYA – Geçim kıskacında yaşam mücadelesi veren emekliler, taleplerini meydanlarda dile getirmeyi sürdürüyor. Emekli Meclisi’nin her ay kurduğu “Emekli Kürsüsü” bu kez Kadıköy Meydanı’ndaydı. Meydanda bir araya gelen emekliler; maaşların gerçek enflasyona göre güncellenmesini, en düşük emekli aylığının yoksulluk sınırına yükseltilmesini, yılda dört ikramiye verilmesini, sağlıkta katkı paylarının kaldırılmasını, intibak yasasının çıkarılmasını ve banka promosyonlarının artırılmasını talep etti.
Emekli Meclisi Sözcüsü Hasan Kaşkıran, resmi enflasyon verileri ile emeklilerin yaşadığı hayat pahalılığı arasındaki uçuruma dikkat çekti. Aralık 2025’te yüzde 0.89 olarak açıklanan enflasyonun ocakta yüzde 4.84’e yükseldiğini hatırlatan Kaşkıran, “Emeklinin enflasyonu yüzde 10’u buluyor. Altı aylık zam oranının yüzde 85’i daha yılın ilk ayında cebimizden çalındı” dedi.
Avrupalı emeklilerin Türkiye’de rahatça tatil yapabildiğini belirten Kaşkıran, “Biz kendi memleketimize bile gidemiyoruz. Bu tablo emekliyi yük gibi gören politikaların sonucudur” sözleriyle tepki gösterdi.
Emekli Meclisi Yürütme Kurulu üyesi Zerrin Aldemir ise emekliliğin hayattan çekilmek anlamına gelmediğini vurgulayarak, “Bu ülkeyi alın teriyle kuran kuşağız. Emekli olmak mücadeleden emekli olmak değildir. Yalnızca kendi hakkımızı değil, ülkenin onurunu savunuyoruz” dedi.
Tülin Karakullukçu da ekonomik krizin dini söylemlerle örtülmesine tepki gösterdi: “Ramazan şovu değil, adalet istiyoruz. Gösterişli sofralar büyürken halkın sofrası küçülüyor. Yoksulluk ‘kader’ diye anlatılıyorsa din siyasete alet edilmiştir. Dindarlık saray sofralarında değil, emeklinin boş tenceresinde sınanır.”
Emekli Meclisi üyesi Yasemin Ünlü ise emeklilerin dinlenme hakkının bile lükse dönüştüğünü belirtti. “Sabah kahvemizi huzurla içemiyoruz. Sürekli hesap yapıyoruz. Kira, sağlık, gıda giderleri altında eziliyoruz. Çalışırken bu ülkeye yük değildik, şimdi de değiliz. Sadece insanca yaşayacak bir gelir istiyoruz. Bugünün çalışanı yarının emeklisidir; bu kriz hepimizin geleceğidir” diye konuştu.
EDİTÖR NOTU
Emeklilerin meydanlarda yükselttiği ses, yalnızca bir maaş pazarlığı değildir; bu, bir yaşam hakkı talebidir. Üretim süreçlerinde ömrünü tüketmiş milyonların açlık sınırına mahkûm edilmesi, ekonomik tercihler kadar siyasal bir yönelimin sonucudur. Resmi enflasyon ile mutfaktaki yangın arasındaki fark, istatistik değil sınıfsal bir gerçektir. Sol medya olarak emeklilerin taleplerini bir “serzeniş” değil, toplumsal adalet çağrısı olarak görüyoruz. Çünkü emeklinin onuru, bu ülkenin vicdanıdır.






