1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Açlık Sınırı 32 Bin Lirayı Aştı: “Yiğit Muhtaç Olmuş Kuru Soğana”

Açlık Sınırı 32 Bin Lirayı Aştı: “Yiğit Muhtaç Olmuş Kuru Soğana”

TÜRK-İŞ’in Şubat 2026 araştırması, çalışanların geçim yükünün ağırlaştığını ortaya koydu. Ankara’da dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 32 bin 365 TL’ye yükselirken, yoksulluk sınırı 105 bin 425 TL’ye çıktı. Bekâr bir çalışanın aylık yaşam maliyeti ise 41 bin 900 TL olarak hesaplandı. Mutfak enflasyonundaki artış, hane bütçesindeki daralmayı gözler önüne serdi.

Advert
featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

SOLMEDYA – TÜRK-İŞ’in düzenli olarak yayımladığı açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasının Şubat 2026 sonuçları, emekçilerin geçim koşullarındaki baskının sürdüğünü ortaya koydu.

Araştırmaya göre Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması 32 bin 365 TL’ye yükseldi. Bu tutar, kamuoyunda “açlık sınırı” olarak tanımlanıyor.

Gıda harcamasının ötesinde; barınma, ulaşım, eğitim, sağlık, giyim ve benzeri zorunlu giderlerin de eklenmesiyle dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 105 bin 425 TL’ye ulaştı. Bekâr bir çalışanın aylık yaşam maliyeti ise 41 bin 900 TL olarak hesaplandı.

Araştırmada yer alan “mutfak enflasyonu” verileri de dikkat çekti. Şubat ayında dört kişilik bir ailenin gıda harcaması bir önceki aya göre yüzde 3,65 arttı. Son 12 aylık artış oranı yüzde 38,76 olurken, yıllık ortalama artış yüzde 39,43 olarak kaydedildi. Yılın ilk iki ayındaki artış ise yüzde 7,37’ye ulaştı.

Temel tüketim maddelerindeki fiyat artışları, ücretli kesimlerin alım gücünü aşındırmaya devam ediyor. Asgari ücret, emekli aylıkları ve kamu çalışanı maaşları ile açıklanan geçim sınırları arasındaki makasın açılması, hane bütçesindeki daralmayı derinleştiriyor.

Halk ozanı Mahsuni Şerif’in dizeleri bugünün tablosunu adeta özetliyor:
“Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana…”

EDİTÖR NOTU

Açlık ve yoksulluk sınırı verileri, yalnızca ekonomik bir gösterge değil; Türkiye’de emek-sermaye dengesinin hangi noktaya savrulduğunu gösteren toplumsal bir ölçüttür. Ücretlerin enflasyon karşısında hızla eridiği, gelir dağılımındaki adaletsizliğin derinleştiği bir tabloda, milyonlarca çalışan ve emekli temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor.

Yoksulluk sınırının altındaki ücret politikası, emekçileri borçlanmaya ve güvencesizliğe mahkûm ediyor. Bu durum yalnızca ekonomik kriz başlığıyla sınırlı değil; sosyal devletin niteliği, vergi adaleti ve bölüşüm politikaları açısından da yapısal bir sorun alanı oluşturuyor.

Geçim mücadelesi, aynı zamanda bir emek ve demokrasi mücadelesidir. Sofradaki ekmeğin küçülmesi, toplumsal çelişkilerin büyümesi anlamına gelir.

Açlık Sınırı 32 Bin Lirayı Aştı: “Yiğit Muhtaç Olmuş Kuru Soğana”
+ - 0
Advert

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin